Mesafe

Küçük şeylerde mutluluk arıyorum. Yirmi dört saat içinde üç kitap bitirmek gibi. Yazı teslimlerimi zamanından evvel göndermek gibi. Acil ve hemen yapmam gereken bir şeylerin olmadığı bir günde o boşluk hissiyle önce afallayıp sonra yavaşça bahçeye yerleşmem gibi. Ağaçların yapraklarını, üstündeki kirazları, gökteki bulutları, rüzgarla birbirlerini itelemelerini seyretmem gibi. Yaz serinliğiyle titreyip üstüme bir şey geçirmem, üşümeden hala dışarıda oturabilmem gibi. Yeni müziklerle unuttuğum iç ritimlerimi bulmam, öne arkaya sallanıp dudağımın kenarından yukarı kıvrılan yarı gülümsememi yakalamam gibi.

Dün uzun, çırpı bacaklı, incecik bir örümceğin hayatını kurtardım. Öyle umuyorum. Önce banyoda yerde görüp ölü zannettim, tuvalet kağıdıyla alıp klozete attım. Sonra suyun içinde çırpındığını görüp bilmeden yaptığıma çok üzüldüm. Hemen kağıtla kurtarma operasyonuna giriştim. İki kere daha suya düşürdüm, iki kere kurban edilip iki kere kurtarılan Balık mitolojisi gibi. Suda bacakları birbirine yapışmış haldeyken sonunda uzattığım kağıda tutunabildi. Çıkarıp hızla balkona koşturdum, yere bıraktım. İncecik, uzun bacaklı, nokta gövdelilerdendi. Islanmış, boyut kaybedip çizgi halini almış zavallı. Dokunsam olmuyor, dokunmasam olmuyor. Temiz, ince bir başka kağıda tutundurdum, ıslaklığını kağıda emdirdim. Bacaklarını kaldırdı, kağıda tırmanmaya başladı. Kağıttan balkon demirine, oradan bahçeye doğru yavaşça bıraktım. Umarım o hayatı bırakmamıştır.

Bu çabama kendi kendime şaşırdım. Koskoca Marmara Denizi ölürken minicik bir örümceğin hayatını kendi elimle alıp tekrar geri vermeye uğraşmam komik bile gelmedi. Saçma bir çalkalanma içindeydim ya da donukluk ve hassasiyet. Çok saçmaydı hepsi her şey. Faydacılıktan uzak, tuhaf bir vicdan ve hak(sızlık) dengesi(zliği)yle belki on beş dakika süren yoğun bir odak, inat ve emekle kan ter içinde kalarak çabamı bir yere vardırdım. Örümceğe ne oldu bilmiyorum, ama bana bir şeyler olduğu kesin. Umarım kurtlanmış pirinç paketlerindeki kurtçuklarla konuşan delilere dönmem. Ya da dönsem belki yeri.

Kutupsallık yaratıp büyük ölçeğe geçelim. Madem güneş tutulması İkizler’de, ikide ikiyi getirelim. En son ne zaman büyük bir mutluluk hissetmiştim tarıyorum. Limon çiçeği yeğenim seslendiriyor. Düşünüyovuum düşünüyovuum. Aklıma bir an düşüyor. Büyük bir olay yok, ama çok içeriden, büyük bir his var. Yirmilerimdeyim. Tekbaşımayım. Araba kullanıyorum. Gece vakti, süslenmiş bir yere gidiyorum. Büyük ihtimal bir kulübe. Beşiktaş civarında, kırmızı ışıkta bekliyorum. Bütün zamanlar, yerler, imkanlar, fırsatlar benimmiş gibi geliyor. Hayat benimmiş gibi. Hiçbir şeye ihtiyacım yokmuş, her şeyim varmış gibi. Ben varım, kendimim, şimdideyim, iyiyim, hem de çok iyi. Yeşil ışık yanıyor, arabayı gecenin içine sürüyorum. Özgür, mutlu, umut dolu bir yöne.

O gecelerin, bu sabahların, özgürlük hissinin, küçük büyük mutlulukların, anın tadının, yaşam hakkının, retro zamanın, tutulma kapısının hatrına bugün içimi ısıtanlardan birini çalıyorum. Hepimizi kendi kurtarma mesafemizde olmaya, ipin ucunu tutmaya çağırıyorum.

Kurtçuklar yüzünden. Sabırlı olmamız lazım. Beklerken de kurtçukların ortaya çıktığı anı tam olarak bulmamız lazım.

Kurtarma Mesafesi, Samanta Schweblin

10 Replies to “Mesafe”

  1. Çok hoş… Keyifle okudum…

    Android için Outlook’u edinin

    ________________________________

    Beğen

  2. Benim mutfağı da karıncalar bastı, tüm özenimle çeşitli yollar denedim zarar vermeden gitsinler diye ama ııh. Bütün delikleri tıkadım, her yeri deterjanla sildim, tezgahta yiyecek bırakmadım ama her sabah bir karınca ordusuyla karşılaştım. 3. katta, beton zeminde ne işiniz var kardeşler, yan apartmanın arkası kocaman toprak alan gidin oraya. Maalesef için sızlaya sızlaya bastım mutfak temizleyiciyi deliiklere, ev çok eski haliyle ek yerleri acılıyor, zaten tezgah da sonradan ekleme ve kötü bir işcilik. Üzgünüm çoğu itlaf oldu ve bir gece uykum kaçtı ama yapacak bir şey yoktu, tebeşir, pudra kar etmiyor. Akrep ve sivrisinek dışında hiçbirini öldürmek istemiyorum ama onlar da alanıma dahil olmasınlar ne yapayım.
    Bu aralar dizlerim yine azdı, yarın Ankara’da bir dr deneyeceğim, bakalım o ne buyuracak.
    Çok sevgiler

    Beğen

  3. @Leylak Dalı hoş gitmişsiniz Ankara’ya. Bu ara bloglara uğrayamaz oldum, kaçırıyorum detayları.
    Karınca istilası ayrı bir dert hakikaten, geçmiş olsun her anlamda.
    Dizlere başkent iyi gelir umarım, çok dert oldu size bu cevriye ve tevriye. Şifa dileklerimi yolluyorum bu yakadan✳️

    Beğen

  4. Kimine göre küçük gelen şeyler belkide çok büyük şeyler ifade etmekte bir örümcek kim bilebilirki yaşamda onunda ne görevleri var olduğunu kendimde buna benzer şeyleri yaşadım iyi yapmışsınız sağlıcakla kalın.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s