Dua

Bir mum yaktım. Üstünden ellerimizi geçirip ısıttık. Kollarımızı göğsümüzü ellerimizle süpürüp temizledik, birbirimizin sırtını üç kere sıvazladık. Bey dileğinin kağıt makedini yaptı, ben zamanında Olympos’tan topladığım taşlardan birine dileğimi çizdim. Coffee’yi de alıp bahçeye indik. Balkonumuzun önündeki kırmızı gülün dibine şekillenmiş dileklerimizi yerleştirdik (gömmedik). Coffee zıplamalı omuz dönüşüyle yanımızdan neşeyle koştu. Gecenin keskin temizini içimize çekip eve döndük.

Küçük bir kavanozu suyla doldurup arka balkonda, üstüne ay ışığının ulaşabileceğini ümit ettiğim bir noktaya koydum. Cüzdanların ağzını açtım, çalışma odamın camını araladım. Yeşil dalları camın dışına koyma kısmı eksik kaldı. Yerine balkonumdakileri okşayıp sevdim, kokumu temasımı üstlerinde bıraktım. Sabah gülün dibindekileri alıp suya atabilir miyim bilmiyorum, Bey’e havale etsem sayılır mı pazarlık etmek istemiyorum, ama bayırdan kır çiçeklerini toplayıp kaynatacağım, o suyu şöyle bir döküneceğim. Ay da Balık’ta bu su ritüelini destekleyecek, hissediyorum. Belki bu gece rüyama da girerler, Hıdırellez mesajlarına zihin ve kalbimi açıyorum.

Geçen sene bu zamanlardaki o yazma şevki, ihtiyacı, yarattığı dayanışma ve tutunma hissi bu sene ne kadar farklı bir yerde. Şöyle bir takip ettiğim blogları taradım, çok da yalnız değilmişim. Yazasım da okuyasım da yok. Yerine ne yapıyorum? Çalışıyorum, George Orwell romanında dediği gibi. Sadece çalışmaya izin var. Yok ama var, var ama yok. Hakan Günday’ın Azil’indeki ‘yokavar’ sistemi sanki. Yokluğu varetmek için varlığı yoketmek. Nasıl formül ama? Bence çok iyi işliyor, işletiyoruz, tık-kır tık-kır. Özellikle iki k. Kı ve kı.

Ajansın en yoğun zamanlarında, üst üste gelen önemli sunumlar, konkurlarda deliler gibi çalışırken ‘şu bitsin de nefes alacağız’ telkinlerimi hatırlıyorum. Üstümüzden kamyon geçerdi. Biter, tükenirdik. Tamam, ardından bir gevşerdik, hele konkuru alır ya da sunumu başarıyla atlatırsak kutlamasını yapardık, ama pek de nefeslenmezdik. Yalandı o. Ajans hayatının tanımında nefes evde yok kategorisine girerdi. Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.

Bu dönemi de benzer bir psikolojiyle, öylesi bir sabırla geçirmeye çalışıyorum. Bu zaman geçecek ve esas zaman gelecek tahammülüyle. Halbuki beğen ya da beğenme, zamanın sana aldırdığı yok, geçip gidiyor işte. Toplu terapiye ihtiyacımız olduğu kesin. Televizyon dizilerindeki gibi olmayacağı da kesin bilgi!

Bir yandan içimde tuhaf bir huzur. Bunu çok açık ifade edemem. Sadece şunu söyleyebilirim. Bitiyor.

Evde sürekli şeyler bitiyor. Şampuan bitiyor, deterjan bitiyor, tuvalet kağıdı bitiyor, su bitiyor, ikinci su bitiyor, diş macunu, sabun, çöp poşeti, temizlik bezi, sünger, kağıt, pil, ilaç, vitamin, çay, kahve…

Şeyler bitiyor, şeyler yerine konuyor. Başka şeyler bitiyor, yerine konmuyor. Hayat, sevgi, hoşgörü, dürüstlük, saygı, edep, adalet, sabır, dayanışma, çözüm, sistem, muhakeme, eğitim, meslek, düşünce, akıl, birlik, eşitlik, bilinç, zaman…zaman…zaman…

Bir şeyler okuyor seyrediyorum. Seyrettiklerimde uyuyakalıyor, okuduklarımdan çok tat almıyorum. Yine de bir film önerim var. Günümüz Rusya’sına çarpıcı bir bakış. Boşanmakta olan bir karı koca ve çocukları ekseninde başlayan hikaye topluma ışık tutan bir tümevarımda. Loveless. Mubi’de.

Bir mum daha yaktım. Gözlerimi kapatıp iç gözümü açtım. Bitene bakıyor, baktığımı bitiriyorum.

Güller gecenin kraliçesi, baharlar gündüzün

6 Replies to “Dua”

  1. Rahmetli annem güllerin dibine istedikleri şeyleri geceden küçük taşlarla oluşturmaya çalışırdı, ev, araba gibi. Ayrıca bozuk paraları bezlerin içine koyup gül dallarına bağlardı, bu paraları ertesi sabah bizler verir ve cüzdanımıza koymamızı isterdi. Emeğinize sağlık, beni o güzel günlere döndürdünüz. Sevgi ve saygılarımla.

    Liked by 1 kişi

  2. Bu yıl içimden hiç mi hiç gelmedi Hıdrellez için bir şeyler yapmak, geçen yıl ne yaptım onu bile hatırlamıyorum. Ben ki ritüellerin, kutlamaların, özel günlerin kadınıyım. Yaşam coşkumuzu, hayata bakışımızdaki parlaklığı yitiriyoruz galiba, bu çok fena. Biterse şayet dediğin gibi toplu terapiye ihtiyaç duyacağız ama merak ettiğim şu, terapistlerin ruh hali bizleri sağaltmaya uygun olacak mı? Sonuçta onlar da insan ve aynı süreçten geçiyorlar.
    Her şeye rağmen, yine de ucundan da olsa yakalamak gerek hayatı, dileklerin gerçek olsun canım, hepimizin dilekleri, başta sağlık olmak üzere…

    Beğen

  3. Aynı duyguları yaşıyor ve paylaşıyorum. Hıdrellezde her sene ne yapsam Allaha şükür yıl dolmadan olurdu. Bu kez hepimiz için sadece sağlık ve huzur diledim. Yazmadım da. 🤷‍♀️ Sizlerin dilekleri de kabul olsun.🧿

    Liked by 1 kişi

  4. @Gürcan Şen Ph.D Ah ne güzelmiş. Benim aslında çok bildiğim ve uyguladığım bir ritüel değil, ama kutlamalara o kadar hasretiz ki kendimce uyguladım, bugün de devam ettim. Sonucundan bağımsız geleneğin kendini yaşa(t)mak güzeli. Çok teşekkürler, güzel sözleriniz için, sevgiler..

    Liked by 1 kişi

  5. @Leylak Dalı Sorma Leylak Dalıcığım. Ben de içimden gelmeye gelmeye nereye kadar diyerek kendimce bir uygulama yaptım. Hazırlığı, paylaşması, süreci sonucu, sabahı akşamı pek iyi geldi, ne yalan söyleyeyim? Yaşamı yakalamak için kendimizce çabalar… Çok teşekkürler, sağlık hepimizle olsun.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: