Ötekiye Kaçış

Her kederin tesellisi bulunur

Nisan ayarlarına geri döndük, ama bu bende fazladan bir sıkıntı yaratmadı. Zaten ruhen oradaydım. Ama o ilk karantina döneminde çalışma, devam etme, zamanı değerlendirme isteğim vardı. Şimdi oralar sisli. Alışkanlığa karşı unutkanlık düello ediyor.

İnsan ne kadar sevse unutabilir

Tamam, tutulma dönemindeyiz. Dünkü dolunay ve ay tutulmasının etkisi de içsel gerginliği artırıyor. Kimseye zararım yok, kendi tellerimi tizliyorum. İçimdeki ikizler karşılıklı bir tahteravalliye oturmuş dan dun yukarı aşağı inip çıkıyorlar. Bu ne çarpışma. Sis dışarıda Boğaz’ın üstüne, içeride göğsümün merkezine çöküyor. İkizlere arkamı dönüp kendimi Fransız Polinezyası’nda 1800’lerde geçen Herman Melville’in Typee’sine veriyor, Büyük Okyanus’un ortasındaki küçücük bir adaya, Nuku Hiva’ya sığınıyorum. Sığınmak dediğim zamanında yamyamlığıyla nam salmış ilkel kabileler cenneti. Cennetle cehennemi birarada hayal ediyorum. İkizler peşimi bırakmıyor. Ekmek ağaçlarının, sık aralıklı sert bambu filizlerinin arasında yürüyor, hayalimi zorlayan derin yarlar, coşkun şelalerden geçiyorum.

Mevsimler gelir geçer

Bizim Büyük Challengeımız okumasında Kazım Taşkent Klasikler serisinden bir kitap
Nuku Hiva, welcome-tahiti.com

Bu bir kaçma isteği. Fiziksel olarak kaçamadığın zaman iç kaçışlara sığınıyorsun. Rüyalar, hayaller, kitaplar, filmler, yeme içme, uyku.

Yıllar geçer

Mesela İKSV’nin çevrimiçi film festivali Kasım seçkisinde seyrettiğim filmlerden birinde –Whaler Boy– Rusya’nın en kuzeydoğusuna, balina avlayanların kasabasına gidiyorum. Chukotka. Bulunduğum coğrafyaya göre olabilecek en ücra noktalardan biri daha. Bering Boğazı’na bakıyoruz. Seksen kilometre ötesi Alaska. En doğudan en batıya ulaşıyorsun. Kasabanın yerlileri tip olarak Eskimoları andırıyor. Onların hayali de Amerika’ya geçmek, oradan bir kızla işi pişirmek.

Sen de unutursun bir gün gelir

The Whaler Boy

Dünyanın bulunduğum noktaya en uzak, ulaşılması zor noktalarına uzansam da içinde insan olunca hikayeler yine birbirini buluyor. Özlem. Öteki. Ayrılığın aynılığı.

Yollarımız burada ayrılıyor

Öteki dediğin her zaman yabancılaşma, dışlama, ayırma babında çalışmıyor. Merakını kabartma, farklı olana iştahlanma, zıtlığı deneyimleme, kendinde olmayanı isteme de devreye giriyor. Karşılaştırmak, kıyaslamak, öğrenmek, öğretmek, hatta birleşmek, bir olmak.

Artık birbirimize iki yabancıyız

Elimdeki nimet interneti açıp harita üstünde bu coğrafyalara, insanlarına, doğasına, dokusuna bakıyorum. Tabii 1800’lerde keşfedilmiş olsa da o zaman daha hala tam ulaşılmamış, dokunulmamış kalan bu özgün kara parçalarının (Markiz Adaları) artık çoktan uçak uçan, konaklama vaat eden, fotoğrafı çekilip selfielenen yerler olduğunu görmek hem merakı gideriyor hem de büyüyü bozuyor. Büyü için gizem şart.

Ne kadar acı olsa

Ayın öbür ucu denebilir mi?

Artık salgına dair üstümüzdeki gerçekdışı sis pus kalkıp büyü bozulduğuna göre kendi büyümüzü, kendi gerçeğimizi yaratmaktan başka çare yok. Halbuki bu satırları yazarken bile kendi kendime kızıyorum. Başladı içimdeki ikizler tartışmaya. Mantık abidesiyle hayalperest çatışıyor. Mantıkçı ikiz yapılacaklar edilecekler dıdıdıt tonuyla devreye girdi mi hayalperestin içine karanlık çöküp hüzünleniyor. Hani bugün kaçıştaydık?

Ne kadar güç olsa

İçimdeki ikizimle bugünlük bir anlaşmaya varamıyorsam dünyada benimle aynı günde doğmuş başka bir ikizimin olabileceği gerçeğiyle ona sesleniyorum:

Bugün canım hayallere, uzak diyarlara, kaçışlara devam etmek istiyor, senin?

Her şeyi evet her şeyi unutmalıyız

Karşıma Kieslowski’nin filmi The Double Life of Veronique çıkıyor. Oynat tuşuna basıyorum.

Timur Selçuk söylüyor. Ayrılanlar İçin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: