Yürüyor, Yürüdü, Yürümüş

Bugün yürüdüm. Önümüzdeki yokuştan aşağı, dibindeki sokaktan yukarı. Güneş tüm eğikliğiyle göz hizamdaydı. Ilık, tatlı, kayısı. Güneş gözlüklerimle maskem arasında biriken nefesim gözlük camlarımı buhara boğdu. Gözlükleri çıkardım. Ağzım burnum maske, başım kapüşonla kaplıyken gözlerimi açık havaya teslim etmek -oh be- özgürleştiriciydi. İçeride tutmak istemediğim yüzde elli.

İki aydır gerileyen Mars bugün durağanlaşıp ileri dönmeye hazırlanırken biz de bahçede Coffee’yle yanyana durup hangi yönde olduğumuza, nereye geldiğimize, nereden döneceğimize odaklandık. Coffee burnunu yukarılara yukarılara, mavilere göklere, pamuksu bulutlara uzatıp sağ sol sağ sol kokladı. Ben aşağılara aşağılara, iki ayağıma baktım. Dönüp dolaşıp geleceğim yere. Yanyana bitişik nizam kuzeyi işaret ediyorlardı. Bir nefes alıp sağın üstüne bastım, solu öne attım. Ardından solu geride bırakıp sağı öne attım. İşte tam zamanında bir yürüme meditasyonu. Gerisini Coffee devraldı. O önde ben arkada yola koyulup batıya kıvrıldık.

tek isteğim

yalnız kalmak

puslu bir cumartesi

ıslak bozlak bir havada

ağır aksak

adım atmak

-bir ki-

Mastar, Neslihan Kazdal

Bol virajlı bir dönemeçten geçtiğimi, kıvrıla kıvrıla sona geldiğimi, yüksek dağların, ovaların, gökleri kaplayan taş ve toprağın ardından ufku açık, aydınlık, geniş bir yola çıktığımı hayal ettim. Sonu durgun dingin masmavi bir deniz. Kokusu, tadı, tuzu burnumda, genzimde. Esintisinin yumuşak serinliği yanaklarım, dudaklarımda. Göz kapaklarım bir açık bir kapalı. O yatıştırıcı enginlik hem önüm hem içimde. Sonbahar güneşi gibi tenimde hissettiğim gülümsemem yüzümde.

Bugün yürüyünce kendi içimde de -içime de- oturanlar durdukları yerden yavaş yavaş kalkıp yürüdüler. Bir yere gitme, bir hedefe varma amacı olmadan, yürümenin kendisi olmak üzere.

İçimiz dışımız bir hep beraber yürüdük bugün, adımız yürümek olsun diye.

Yürüyor. Yürüdü. Yürümüş.

Senato’nun o andan itibaren aslında orada hiç bulunmamaları gereken bu adamlar için ödediği tek şey Almanca dersleri. Adamlar yaklaşık beş ay önce yaşlılar yurduna yerleştirildiklerinde derse başlamışlardı.

Gidiyor, gitti, gitmiş.

Yaklaşık bir ay önce arkadaşları çatıya çıktığında aşağıdakiler gözleri yukarıda, varillerde yanan ateşin başında beklerken yine Almanca derslerini kaçırdılar ve baştan başladılar: Gidiyor, gitti, gitmiş.

Şimdiyse değişik yerlerde edindikleri döşek barınaklarından kalkıp haftada iki kez dil dersine gidiyorlar ve yeniden öğreniyorlar: Gidiyor, gitti, gitmiş.

Rufu, Richard’ın Biedermeir çalışma masasında defterinin başına oturmuş tekrarlıyor: Ben gitmek.

Richard omzunun üstünden bakıp düzeltiyor: Ben gidiyorum, olacak.

Rufu: Ben gitmek.

Richard: Hayır, ben gidiyorum!

Rufu: Almanca fiilleri parçalamak istiyorum.

Parçalamak, diyor Richard, çok güzel bir fiil.

Gidiyor Gitti Gitmiş, Jenny Erpenbeck

2 Replies to “Yürüyor, Yürüdü, Yürümüş”

  1. Konu yürümek olunca bir kitap gelir aklıma, yazınızı okurken ve cümleler ilerledikçe ve yazının keyfi artarken, üstelik bağlandığı nokta bir kitaba ulaşınca gülümsedim; elbette kurguyu çok takdir ettim ve hatta hiç aklımdan çıkmayan, okuduğum ilk yazınızdaki servis atma anının anlatımındaki tat geldi aklıma-bunun altını çizmek istiyordum uzun zamandır!.

    Madem konu kitaba bağlandı bir kitaptan alıntı bırakayım şuraya, okunmadıysa belki, diyerekten:)

    “Yürümek yatıştırır. Yürümede sağaltıcı bir güç vardır. Düzenli biçimde hep ayağı öbürünün ilerisine basma, aynı zamanda kolları ritmik bir biçimde kürek çeker gibi sallayıp soluma sıklığının yükselmesi, nabzın hafifçe uyarılması, gözün ve kulağın yönün saptanmasına ve dengenin korunmasına yönelik etkinlikleri, akıp giden havanın deri yüzeyinde duyumlanışı –

    Bütün bunlar bedenle zihni hiç karşı durulmaz biçimde birbirine yaklaştıran ve ruhu, ne kadar dumura uğramış, zedelenmiş de olsa, büyüten, genişleten olaylardır.

    Patrick Süskind – Güvercin sayfa 63

    Beğen

  2. @buraneros Çok teşekkür ederim. ‘Hizalanma’ yazımın aklınızda kalıp yer etmesine çok sevindim. 🙂
    Güvercin’i okumadım ve alıntı çok hoşuma gitti. Kitabı işaretledim, edineceğim. Yine sizin önerdiğiniz Zabel Yesayan da daha okunmayı bekliyor. Sürgün Ruhum. Onu da almıştım.
    Yürümek üstüne daha önce okumak istediğim iki kitaptan birinden vazgeçmiştim (Yürümenin Felsefesi), yanıma kar kalan Henry David Thoreau’nunki olmuştu. Yeri ayrı.
    Yürümek benim için yazmak gibi. Yatıştırıcı, sağaltıcı. Sevgiler…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: