Günlerden Küçük

Sabahları henüz günle kirlenmemiş oluyorum. Tertemiz bir zihin, pırıl pırıl bir ses, sakin, dingin bir ev. İstediğim etki tam da bu. Sakin, dingin.

Duyduğum tek ses ısırıp da çiğnediğim tostun hırşhırşları. Çenemde, şakaklarımda yankılanıyorlar. küçük harfli.

Otomatik düzeltme k harflerini büyütüyor, ben onları küçültüyorum. Sakin, dingin, küçük sesli.

Küçük harfli, küçük sesli olmak istiyorum biraz. İstiyorumlar yükseliyor içerimden (içerim).

İçerim parantezi açıyorum.

Bir yaz tatilinde İtalya Dolomit dağlarına trekkinge gidiyoruz. Yanımızda çok yakın bir çift dostumuz ve üç buçuk yaşındaki oğulları. O oğlan zaten ormana, doğanın içine doğup, orman kulübemizde elimizde büyüyor. Hiçbir endişemiz yok, son derece uyumlu, tatlı, açık. Yine de çocuk. Üç buçuk yahu üç buçuk. Günde bilmemkaç kilometre tırmanış, yürüyüş ve dört yetişkine ayak uydurmak için küçük.

Küçük oğlanın sesi büyük çıkıyor ama. Daha ilk günden tırtlıyor. Çıkmıycam, gelmiycem, istemiyorum, rumrumrum. Bizim arkadaşlar anında geriliyorlar. Siz hiç bizi beklemeyin, önden gidin, açıklamalarına giriyorlar. Halbuki Bey ve ben elma yanaklı, tatlı mı tatlı oğlanın tırtlayabileceğini düşünüp bunun kabulüyle yola çıkıyoruz. Rahat olun, diyoruz. Beraberiz.

Tatilimiz uyumlu, keyifli geçiyor. Ağustos ortasında karlı tepeler de görüyoruz, kat kat giyinip sarınıyoruz. Askılı atletlerle kalıp fıstık yeşili çimlere de yayılıp yuvarlanıyoruz. Oğlancık da bizimle yukarı aşağı yürüyor yürümesine, ama yorulduğu yerde arada annesinin, ağırlıklı babasının sırtındaki çantada taşınıyor. Kendi küçük, botlu ayakları büyük, burnunda hep su gibi akan sümük. Bol bol uyuyakalıyor, kafası düşüyor babasının omzuna. Bize göre çocuk olmanın ötesinde vızırdanmıyor. Rota onun yaşında bir çocuk için uzun ve zor. O sadece küçük.

Son gece hep beraber yemeğe çıkıyoruz. Elma yanaklımız bir muhabbet bir tatlı dil, allahım, şakıyor. Bildiğimiz güleç oğlan geri dönmüş, anlatıyor da anlatıyor. Bey dayanamıyor, oğlum neredeydin ya bütün tatil, diye soruyor. Elinde fantası, ağzında kamışı, hüplediği içeceğine bakan gözlerini kaldırıp bize dümdüz, içerimde sakladım, diyor. Gözlerini fantasına indirip hüplemeye devam ediyor. Annesi, babası, Bey, ben dudaklarımızı büzüp ellerimizi ağzımıza kapıyor, içkilerimize davranıyor, gülmemek için kendimizi bayağı bir kasıyoruz. Koyveriyoruz tabii hep birlikte. Kadehlerimizi kaldırıp ‘içerim’i yiyip içiyoruz.

İçerim parantezini kapıyorum.

Dolomit1
elma yanak ve ben
Dolomit2
Dolomitler, İtalya

Dolomit3

Dolomit4
dağdaki başka küçükler
Dolomit5
elma yanaklı sırtta

Ortalık halen sakin, dingin. Bayram dışı bir sessizlik hakim. Dün ailece tekli, çiftli ve toplu görüntülü kutlamalarımızı yapıyoruz. Bu zamanda nimet addettiklerimiz. Büyük harfli büyük sesli oluyor tabii kalabalık toplaşmalar, araya karışan çocuklar. Hele kafasında hunisiyle Coffee’nin donks dunks oraya buraya çarpmaları hem güldürüp hem ah canım seslerini yükseltiyor aramızda.

Kendi küçüklüklerimizi anıyoruz; ziyaret ettiğimiz ve artık aramızda olmayan aile büyüklerini, elimize tutuşturulan mendilleri, kimisinin karanlık ve yalnız, kimisinin manzaralı ve kalabalık evini, evlerin kokularını, renklerini, apartmanların girişlerini, sokaklarını, yokuşlarını. Biz küçükken bize büyük, uzun, yüksek gelen yataklar, tavanlar, masalar, koltuklar ya da yaşı büyük olmasına rağmen boyu küçük, elleri minik gelen büyükler, yaşlılar, amcalar, halaları konuşuyoruz öyle miydi, hayır şöyleydi diye diye.

Geçmişe dönünce hepimiz küçük kalıyoruz belki. Küçük harfli küçük sesli. Yaşımız küçük, dünyamız küçük, yaşadıklarımız küçük ellerimizin parmakları kadar. küçük.

Otomatik düzeltme k harflerini büyütüyor, bırakıyorum artık bugüne gelsinler. Sakin, dingin, büyümüş.

Küçük sesli yazıyor küçük sesli kapıyorum. Hırşhırşlı tostum bitmiş, kuşlar cıvıldamaya başlamış, Coffee içeride gerinip silkelenmiş.

Sakin, dingin, büyük bir gün.

Tertemiz, pırıl pırıl.

İstediğim etki bu.

Küçüklerimin gözlerinden, büyüklerimin ellerinden.

İyi bayramlar.

Kuzenler
biz kuzenler küçükken

 

*Bu ara podcastlerden yine Didik Didik Freud’u dinliyorum ve programın açılış parçası olarak kullanılan Marin Marais’nin La Reveuse’ü Jordi Savall yorumuyla ruhumu sakin dingin kılıyor.

4 Replies to “Günlerden Küçük”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s