Kırmızı Balonlu Kız

Yerlerden bir yerde, dünyanın bir köşesinde kırmızı balonlu bir kız varmış. Bu kız kırmızı balonuyla dolaşmayı çok sever, balonunu arkadaşlarıyla da paylaşırmış. Balonunun bir özelliği varmış. Onu her kim eline alırsa balonun rengi kırmızıdan başka bir renge dönermiş. Böylece sadece kırmızıyı değil, pembeyi, moru, maviyi, sarıyı ve daha bir dolusunu da içinde saklayıp kırmızısına katarmış. Kırmızı görünümlü bir gökkuşağı. Kırmızı balonlu kız işte buna çok mutlu olurmuş. Balonu eşsizmiş, elden ele dolaştıkça daha da eşsizleşirmiş.

Günlerden bir gün kırmızı balonlu kız balonu ve arkadaşlarıyla oynarken balonu şişip büyümeye başlamış. Önce hoşuna gitmiş. Çünkü balonu büyüklüğüyle dikkat çekiciymiş. Rengiyse biraz sevimsizmiş. Sanki parlaklığını yitirmiş. Ne öyle pırıl pırıl ne şöyle cıvıl cıvıl. Balondaki değişimi gören arkadaşları hem burun kıvırmış hem de balonu bırakmamışlar. Hepsi ipinden yakalayıp tutmak istemiş. Balon elden ele dolaşmış. Dolaştıkça büyümüş, büyüdükçe grileşmiş. Dışı büyümüş büyümesine de, içi sanki sönmüş. Hem balon bu. Öyle durduğu yerde durur mu? Çocuklardan birinin gevşeyen parmaklarının ucundan kurtulup uçmuş. Kırmızı balonlu kız arkasından koşmuş. Koşmuş koşmuş koşmuş. Neyse ki fazla yükselip uzaklaşmadan kırmızı balonunu yakalamış.

Bu esnada balonunun peşine düşen kız, arkadaşlarından ne kadar uzaklaştığını farketmemiş. Arkasını dönüp baktığında aralarında koca koca galaksiler, kara kara yıldızlar, sönmüş gitmiş güneşler ve yamuk yumuk göktaşları varmış. Ne zaman ve nasıl bu kadar uzaklara geldiğini anlamamış. Etrafına bakmış, kimsecikler yokmuş, karanlıkmış. Hem balonu da artık parlamıyormuş. Yavaş yavaş uyku bastırmış. Olduğu yere kıvrılıp sızmış.

Rüyasında melek yüzlü bir kadın kıpkırmızı atan kalbiyle onu bağrına basıyormuş. Yanında şövalye görünümlü bir kahraman kocaman kırmızı peleriniyle onu sarmalıyormuş. Ayaklarının altında kırmızı balıklar yüzüyor, ağaç diplerinden kırmızı gelincikler fışkırıyormuş. Etrafta koşuşturan çocukların ayakkabıları da kırmızıymış, atların sürdüğü arabalar da. Her şey ve her yer çok kırmızı, çok canlı, göz alıcı, iç ısıtıcı, hatta yakıcıymış. Güzelmiş güzel olmasına da bir tuhaflık varmış. Bir yandan gülümsüyor bir yandan düşünüyormuş. Bir şey eksik, ama ne?

Elindeki gri balonunu farketmiş. İçinde saklı renkleri. Koşarak gri şişko balonuyla tüm o kırmızıların arasına dalmış. Önce etraftaki kırmızılar biraz sönmüş, sonra balon biraz renklenmiş ve balonun içinden kocaman, tam tur bir gökkuşağı çıkmış. Yusyuvarlak bir şey. Herkes her şey eşsiz bir sessizlik ve dinginlikte kalmış. Biliyordum, biliyordum, diye sevinçle bağırmış kırmızı balonlu kız. Gerçek renklerinin dışında değil, içinde olduğunu biliyordum! Balon, içindeki gökkuşağını tüm o kırmızıların üstüne boca ederken yavaş yavaş küçülmeye, sönmeye, kendi haline dönmeye başlamış. Etraf renklenir, her şey normalleşirken, balon da gerçek boyu ve rengine dönmüş. Kırmızı balonlu kızın yeniden kırmızı balonu olmuş.

Kırmızı balonlu kız uyanmış. Sanki ayaklanmış da onu beklermiş gibi ipi aşağı sarkık kırmızı balonunu yanıbaşında, havada asılı bulmuş. İkiletmemiş. Kalkmış, balonu ipinden tuttuğu gibi koşmaya başlamış. Bütün o koca koca galaksiler, kara kara yıldızlar, sönmüş gitmiş güneşler ve yamuk yumuk göktaşları bir göz kırpışıyla yanlarından akıp gitmiş. Yine arkadaşlarının yanındaymış. Birine doğru giderek kırmızı balonunu uzatmış. İşte sana hediyem, demiş kırmızı balonlu kız. Balonum artık senindir. Tüm kırmızısı, gökkuşağı ve grisiyle birdir. Arkadaşı önce şaşırmış, sonra gülümsemiş. Sarılmışlar. Kırmızı balon yine arkadaşlar arasında elden ele dolaşıp durmuş.

Bizim kırmızı balonlu kızsa o günden sonra kendine yeni bir kırmızı balon edinip içini gökkuşağıyla doldurmaya, bu saklı hazineyi başkalarına da hediye etmeye karar vermiş. O gün bugündür kırmızı balonları elden ele, yerden yere, galaksiden galaksiye dolaşır. Kimbilir, belki de bir gün postacı kapısını çalıp ona da bir kırmızı balon getirir.

*Bu masalı Gestalt’in Binbir Yüzü atölyesi sonrası Şubat 2019’da yazdım.

Gokkusagi
o nadir anlardan birinde

 

Ek:

Yazıyı yayınlamamın hemen ardından günün Sabian Symbol önerisi Solar Fire (astroloji) programında tak diye karşıma çıktı. Onu da koymadan edemedim. Gökyüzünde şu an 14 derece İkizler’de gezegen yok, ama tam karşısında 14 derece Yay’da ileri harekete dönmeye hazırlanan Jüpiter var. Sanki gerçek arkadaşlığa inanmaya çağırıyor.

TWO DUTCH CHILDREN TALKING AND STUDYING THEIR LESSONS TOGETHER

14 degrees Gemini

This Symbol shows that you should be able to feel relaxed and comfortable with friends and able to speak your own truth. There’s a need for clarity and for those of like mind to communicate spontaneous and creative ideas with each other. Feeling cut off and isolated because your beliefs or language are different from other people can propel you to finding those you can share your thoughts or your ‘studies’ with. There is usually, or should be, at least one person around you who can give you advice or lend you an ear when you need to express yourself in your own unique way to someone who understands.

Sharing innocent and carefree thoughts and ideals. Exchanging views with like-minded individuals. Finding a soul mate. Chitchatting about everyday life. Talking for hours.

The Caution: Failing to communicate. Taking an unsophisticated viewpoint. Excluding others as not worthy. Societal or racial prejudice. ‘Hearing voices’ that don’t make sense.

Sabian Oracle Text by Linda Hill

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s