At Adam Koç’a, Bir At Bara Girmiş

Bugün at adam Chiron’dan devam ediyoruz. Çünkü neden? Chiron 9 sene sonra Balık’tan çıkıp Koç’a girdi ve taa 2027’ye kadar orada kalacak. Yazdım. Meraklıları buraya.

Bu da böyle birbiri ucuna eklenmiş bir seriye doğru mu gidiyor? Hım, hım, hım.

Bugün Kova’nın son derecesindeyiz. 29.

Parantez aç. Her burç 30 derece. 0-29 derece arası bir burç ediyor. 0 dereceyle burca ham giriş yapıyor, 29 dereceyle süpernova etkili patlamalı çıkışa hazırlanıyoruz. Kovalar, patlamaya hazır mıyız? Ça-tonk! Sponsorumuz Netflix. Parantez kapa.

Geceyarısından sonra sabah 02.00’de Balık dönemi başlayacak. Yetmez yarın akşam Başak’ta Dolunay var, ama şimdi Ay Aslan’da. Duygusal olarak sahne alma zamanı. Bir de Chiron Koç’a geçti ya. İşte o yüzden İsrailli yazar David Grossman’ın Man Booker 2017 Ödülü’nü almış Bir At Bara Girmiş’ini şimdi yazmasam olmaz. Bunların ne mi alakası var? Bence çok, ama belki sadece hedef şaşırtıp zaman kazanmaya çalışıyorumdur. Gevezeyim yine. Halbuki yaza yaza yaz gelmiyor. Yine de bugün şapşahane bir güneş vardı. Kış mış, oh!

Bir kere David Grossman bir Kova’ymış. Bilmeden bilmiş de Kova döneminde bu arketipin temsilcisi bir yazar okumayı seçmişiz (biz = okuma grubumuz), pek yerinde oldu. Yazarı okuduklarımdan barış savunucusu, aktivist ve muhalif biri olarak algıladım. Acı da bir kaybı var. 2006’da İsrail’in Lübnan’a harekatının ikinci gününde kendisi devlete karşı savaş karşıtı bir savunmadayken asker olmuş oğlunu kaybetmiş. Bu yara kapanır mı? İyileşir mi? Nasıl iyileşir? Belki Chiron bu yüzden gündemimdedir. Yaralı şifacı bir at adam olduğu için. İşte, bir at bara böyle girer.

Şimdi bunlar yazara dair. Romanımızla alakası yok. Ya da belki vardır. Çünkü açıp da baktığım (tam saati bilmesem de haritasındaki gezegenlerin ilişkilerine dair tespitlerle) yerde karmik ilişkilerinde başkalarına annelik yapmayı bırakıp (GAD-Güney Ay Düğümü Yengeç) kendine babalık etme yönünde olmak (KAD-Kuzey Ay Düğümü Oğlak) yazarı olumlarken burası onu yaralayan, dışlayan taraf da. Baba olmak yazarın en büyük yarasını açmış olabilir mi? Peki bir yazar kendi hayatında illa böyle bir travması olmasa bile haritasının taşıdığı travma potansiyeliyle bilinçdışında böyle yaralıları kalemine aktarabilir mi?

İşte Chiron burada devreye giriyor. Yazarın KAD Oğlak, Chiron’uyla kavuşumda.

Şimdi esas meseleye, romana geçelim.

Bir At Bara Girmiş Dovaleh’in hikayesi. Dovaleh Netanya’da bir kulüpte bir gece boyunca yaptığı bir stand-up şov ile hem izleyiciyi hem de biz okuyucuları yerine mıhlıyor. Evet, tabir bu. Mıhlamak. O gece onun doğum günü, yaşı 57 ve belki de hayatının son perdesi. Gösteriye eğlenmek ve gülmek için gelen seyirciler aralarda anlatılan fıkralar, kendilerine sahneden gelen sataşmalar dışında aslında Dovaleh’in acıklı mı acıklı, trajik mi trajik, insanın elini ayağını nereye koyacağını bilemediği, gülmekle dona kalmak, sinirlenip küfür etmekle hönküre hönküre ağlamak arasında gidip gelen hikayesini başından sonuna dinliyorlar. Ama herkes değil. Bazı okuyucuların da pes artık nidalarıyla kitabı fırlatıp atmak isteyebileceği gibi kimi izleyiciler şiddetle, kimileri fırsatını bulup usulca terkediyorlar kulübü. Her şey çok acıklı. Kendi de (fiziksel olarak), anlattıkları da, ortam da, kalkıp gidenler de, kalkıp sonra dönenler de, kalkmadan yerine yapışıp kalanlar da. Kendimi o kulüpte, masama kilitlenmiş, gösteriye kapılmış, dehşet içinde, kıpırdayamaz şekilde Dovaleh’i izlerken buluyorum. Tüm şiddeti, esrikliği, kırılganlığı ile acı çeken, acı veren anneler, babalar, yaralı çocuklar, anavatanlar, baba devletler eşliğinde.

Acı veren annesiyle (vatanı) babasının (devleti) arasında dünyaya tersten bakmaya çalışıyor Dovaleh. Yengeç’teki GAD-Uranüs kavuşumlu yazarın neredeyse akli dengesi yerinde olmayan bir anne profiliyle, Oğlak’taki KAD-Chiron kavuşumlu aynı yazarın çocuğunu dövüp şiddet uygulayan bir babası olması harita gerçeğinden romana böyle mi akıyor?

Burada karar vermem lazım. Spoiler verip dökecek miyim, vermeden üstü kapalı geçecek miyim?

Ucundan accık göstermek istiyorum. Okumadıysanız ve merak edip okuyacaksanız alttaki paragrafı atlayın. Ama okursanız da çok büyük ifşa değil, rahat olun.

Dovaleh’in çocukken kullandığı aykırı bir hareketi var. Sıkıştığı noktada ellerinin üstünde amuda kalkıyor. O zaman ona kimse sataşamıyor, onu dövemiyor, yakalayamıyor. Ama bunu en çok ne için kullanıyor biliyor musunuz? Annesini korumak için. Tuhaf damgası yiyen (GAD-Uranüs Yengeç’te ve Terazi’deki Ay-Neptün kavuşumuna kare yapıyor) annesine sürekli bakan insanlardan ilgiyi kendine çekmek, onun yanında yürüyüp ona bakmamalarını sağlamak için. 95 derece yörüngesiyle saat yönünde değil de başaşağı dönen Uranüs ve Uranyen karakterlerin de işte böyle dünyaya tersinden bakan halleri geliyor insanın aklına. Kova bu toplumun onayladığının tersine gitme mizacını taşır, ama Uranüs damgası haritada bunu daha da parlatır. Grossman’ın hem Kova hem de Uranüs-Chiron kavuşumlu Ay Düğümleri akslarına sahip olması gibi.

Yazdıkça romandan uzaklaşıyor, Uranüs’e doğru çıkıyorum. En iyisi dünyaya, romana döneyim.

Mesela, romanın başında Dovaleh soruyor:

Var olmak bütün olmak için yeterli mi?

İşte bu Chiron’un Koç’taki ilerlemesiyle ilgili o kadar güzel bir ifade ki. Varolma hakkının olmadığını hissetme üstüne bir yara, aidiyetsizlik. Ve Chiron tam da bununla ilgili. Entegrasyon. (Yaralarımızla) Bütünlenme.

Başlarda bu ucube gibi Dovaleh’ten ben de kaçmak istiyorum, ama bir yandan gelecekleri merak ediyorum. Arka planda o acıları, acıların aktarımıyla gelecek kabullenişi, kabullenişle gelecek şifayı hissediyorum. Yarısını geçtikten sonra roman nasıl akıp gidiyor anlamıyorum. İlk yarısını bir haftada, ikinci yarısını bir gecede okuyorum.

İsrailli bir yazardan yaralı ve dışlanmış bir çocuk, yaralı bir anne ve yaralayan baba üstüne özel bir hikaye okurken İsrail devletinin haritasında bu yaralılık meselesinin önemli bir yerde olup olmadığını merak ediyorum. Bu ülkenin halkı tarihte en büyük yarayı alan ırklardan (devletin şimdiki haliyse başka). İsrail haritasında Akrep’te Chiron-GAD kavuşumunu görmek o ölümcül derecede yaralayıcı geçmişin izlerini yansıtıyor sanki. Neyse, alanım olmayan dünya astrolojisinden çıkıp Dovaleh’e dönüyorum.

“Düzenleme, planlama, bana göz kulak olma: Bu işlerde eşi benzeri yoktu babamın, söyleyeyim. Bu işler söz konusu oldu mu profesyonel kesilirdi, tam onun kalemiydi bunlar. Üç yaşınızdayken babanızın düşmanı şaşırtmak için sizi anaokuluna her gün başka bir yoldan gitmeye zorlamasının ne kadar stresli olduğunu düşünebiliyor musunuz?”

Kahkahalar.

“Şaka yapmıyorum, ben ilkokul birdeyken adam sınıfımın kapısında dikilip diğer çocukları sorguya çekerdi: Bu çanta senin mi? Kendin mi hazırladın çantanı? Biri sana buraya getirmen için bir şey verdi mi?”

İçten kahkahalar.

“Derken elinde kocaman yün bir paltoyla annem çıkagelirdi bu kez, palto kimindi bilmiyorum ama leş gibi naftalin kokardı. Paltoyu ne yapacağım anne? Çölde geceleyin çok soğuk olduğunu duymuşmuş. Bunun üzerine babam paltoyu usulca annemin elinden alır, bakınız şekil 1a ve şöyle der, ‘Nu, Saraleh, yetz ist zimmer, di nar zitz unt kik’, yani, ‘Şimdi yaz zamanı, sen otur da bizi seyret.’ Oturup seyredecek göz vardı onda da! Bir saniye sonra bu kez de çifte çizmeyle döner geri. Niye mi? Sen sorasın diye! Çünkü karlar içinde neredeyse elli kilometre yolu yalın ayak tepmek gibi bir talihsizliği bir kere yaşadıysanız, bir daha evden çizmesiz çıkmamayı öğrenirsiniz de ondan.”

.

“Ve inanın bana Netanya, hayatımda hiçbir şeyin değişmesini istemiyorum. O ana dek işlerim tıkırında gitmiş, halimden memnunum, dünyada benden iyisi yok. Oturduğumuz daire birden cennet gibi görünmeye başlıyor gözüme; varsın ufacık ve karanlık olsun, varsın leş gibi paçavra, adi kumaş ve yemek koksun. Birden o koku bile hoşuma gitmeye başlıyor. Berbat olmasına berbattı, eyvallah, köpek bağlasan durmazdı o evde, ev değil tımarhaneydi, üstelik dünyanın dayağını yiyordum, ona da eyvallah, aman ne büyük dert, herkes dayak yiyordu, ne olmuş yani, o zamanlar dayak yemeyen var mıydı sanki? O günlerde adet öyleydi. Babalarımız da babalarından öyle görmüştü sonuçta! Dayak yediysek bir zararı mı dokundu bize? Gayet güzel adam olmadık mı sonuçta? İnsanlığımızdan yana bir eksiğimiz mi oldu?”

Bir At Bara Girmiş, David Grossman

Kova’nın süpernova etkisiyle patlayıp sönerek yerini Balık’a bırakmasına son iki saat kala Satürn’le Uranüs arasındaki tuhaf yörüngeli Chiron’dan aloha.

Tanıştığımıza memnun oldum sayın Grossman. Dovaleh, seninle de.

BirAtBaraGirmis
@Yeniköy Kitapçısı

2 Replies to “At Adam Koç’a, Bir At Bara Girmiş”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s