Kış Tüneli

Nerede kalmıştık?

Bitmeyen bitirme listelerinden devam ediyorum.

Bu sene, yıl gerçekten bitiyor gibi hissediyorum. Seviniyorum. 31 Aralık 2018 geceyarısı bir kapı kapanacak ve bu yıl noktalanacak. Bayağı Satürniyen. Zati yeni yılın hemen altıncı gününde Oğlak’ta Güneş Tutulması var. Sıkıyorsa bir kapıyı kapayıp da yenisini açma.

Yeni yılın ilk günü, üç yüz altmış beş günlük yepyeni bir dönemin hemen başında bambaşka bir ruh hali, farklı bir boyut, açılmış bir zihin, temiz bir kalp, tazelenmiş bir beden ve daha bir dolu yenilik içeren enerji, temas, olay olacak mı bilmiyorum. Özellikle beklentim yok, ama niyetlerim bu ve benzerleri. Olursa kollarım açık. Ey 2019 tutulmaları, duyun sesimi!

Geçen ve evvelki seneler bende pek de bitme hissi barındırmadı. Sene sonu kapanış atölyeleri, niyetleri, yazıları, kutlamalarında (kutlayacak halimiz mi vardı?) sanki sonu olmayan dalgalar denizinde akıntıyla sürükleniyordum. Zamanı ne lineer ne de ana ait eksende, geçmiş gelecek ve şimdinin tüm eş zamanlılığıyla karman çorman ve algılayamadığım bir boyutta taşıdığımı hatırlıyorum.

Bu sene öyle değil. Bitiyor ve bitiyor. 2018 senesi tüm zamanlar içinde bir kere yaşandı, bir daha yaşanmayacak. Ne farkı var diğer senelerden? Algı. Gerçekçi sınırların son derece keskince farkındalığı.

Bu senenin hayatımıza getirdikleri tekrar tekrar önümüze gelebilir, içine düştüğümüz çukurlarda kendimizi yeniden ve yeniden bulabiliriz, ya da tam tersi bizi mutlandıran, içimize umut salan, büyüten, olgunlaştıran, derinleştiren, hafifleten, güldüren, ağlatan, ayağa kaldıran, risk aldıran, hem kabul hem cesaret ettiren ve tüm bunları zarafet, nezaket ve sevgiyle taşıtıp ilettiren tutulacakları bir daha bir daha hayatımıza çekebilir, yaşayabiliriz. Soru şu: temalar aynı olsa da biz aynı mıyız? Bu sene yaşadıklarımız bizi nereye getirdi, nereden götürdü?

İşte bunun iki boyutlu bir cevabı olmayabilir, ileri ya da geri gibi. Üç boyutlu baktığımız bir geçmiş-gelecek-şimdi denkleminde düz bir çizgi değil, eliptik bir daire çizsek, onun kapladığı alana baksak, onu küresel biçimde boyutlandırsak ve o kütlenin içinde bir merkezde bir kutuplarda, bir çapraz açılarda bir karşıt noktalarda istasyonlarımız olduğunu hayal etsek? Yaşadıklarımızın geometrik bir haritasını, uzayını çıkarsak, 2018’i o evrende nereye yerleştiririz? Harita dedin mi, içimi pırpır heyecan kaplıyor, ister dünya haritasını açıp bakayım ister gökyüzü.

Bitmesini istemediklerimden biriyse rüyalarım. Hazinem, kaynağım. Ne zamandır kuru çöllere dönen bilinçdışı diyarım yine canlandı, buzdağının altlarından mesajlar, masallar, sinyaller getiriyor. Karanlıkta kalmış odalara fener tutup aydınlatırken gözlerimi kamaştıran cascavlak ve parlak salonların ışığını kısıyor. Görüyorum. Sadece bakarak değil, duyumsayarak, yaşayarak, hissederek, dile getirerek.

Rüya mı kabus mu, şimdi mi geçmiş mi, gerçek mi kurmaca mı, İstanbul mu onun hayali mi olduğunu sürekli sorguladığım Burhan Sönmez’in İstanbul İstanbul romanını bitiriyorum. Goodreads’de bitirdiğimi işaretlememle konfetiler yağıyor ve kendime bu sene başında koyduğum yaşım kadar kitap okuma hedefine ulaşıyorum. Romansa en içerime ulaşıyor, ama neresi bitiyor (belki ben, biz, insanlık) adını koyamıyorum. Kendimi hala o yeraltı hücresinde, sıralı sırasız işkence gören öğrenci Demirtay, Doktor, Berber Kamo ve Küheylan Dayı’nın hikayeleri, gezintileri ve tüm fiziksel, ruhsal, duygusal acıları içinde sıkışmış buluyorum. Hem buradayım hem değilim. Hem hapisteyim hem her şeyin üstündeyim. İstanbul benim içimde, ben İstanbul’un dışındayım. Kara Kitap’taki yeraltı tünelleri aklıma geliyor. İstanbul’un en karanlık yeraltından kendi yeraltıma, ait olduğum insan canlısının karanlığına bakıyorum. Haberlerde Maraş Katliamı’nın sene-i devriyesini görüyorum. Bu kitap biraz önce bitti, o olay kırk sene önce bitti. Gerçekten bitti mi? İnsan bitmiyor ki. İstediğin tarafa çek.

İstanbul’un alt tarafı demek böyleymiş,” dedi tavana bakarak. “Tahmin ettiğim gibi.”

Neydi tahmin ettiği? İstanbul’dan çıkıp gitmek varken, bu kente bağlanması nedendi? Bir kenti tanımak üç gün, bilmek ise üç kuşak alırmış. Tanımak ile bilmek arasındaki kalın surları aşmak zaman isterdi, anlık iş değildi. Aynı surlar hem kentte hem de insanda vardı. Kentin derinleri karanlıksa, insanın derinleri de karanlıktı. Nemli ve soğuktu. Kimse içindeki karanlığa inmek, kendisiyle orada yüzleşmek istemezdi. Berber Kamo hariç. Onun bakışı içe doğruydu. Kendi ruhuna bakarak tanımıştı kentin altını. “Tahmin ettiğim gibi.” Kimilerine acıdan başka öğretmen gerekmezdi. Ne üç gün ne de üç kuşak. Kamo için kenti bilmeye üç derin yara yetmişti.

İstanbul İstanbul, Burhan Sönmez

IstanbulIstanbul

Sonbahar bitiyor, kara kış geliyor. Uzak değil, yakın. Hemen bu Cumartesi Güneş Oğlak’a geçiyor, akşam 20.00 civarı Yengeç’te dolunay fazı oluşuyor, kış döngüsüyle mevsim resmen başlıyor. En uzun, en karanlık gece. Bugün kar da yağdı. Artık mis gibi uyu. Kış işte bu.

Ama mevsimin en karanlık zamanı sadece bu değil. Bir kutlaması var bunun. Önce karanlığın gelişini, ardından ışığın yeniden bize dönüşünü onurlandırmak. Nasıl bu bakış açısı? O yüzden geriye dönüp şöyle bir geçen yıla bakmak, neler geldi neler geçti dökmek ve sonra, önümüze dönüp tünelin sonunda yeniden karşımıza çıkacak ışığa, onun getireceklerine ve yenilenmenin vaadine odaklanmak. Gelecek şimdinin gerçeği.

İçimden geldi, bu niyetle masamdaki mumu yakıyorum, kış çiçekleri kokusunun odama yayıldığını duyumsuyorum ve bu yazıyı okuyan hepinize o mumdan taşan ışığın kendi kış tünelinizin yolunu aydınlatmaya yardımcı olmasını diliyorum. İster sessiz ister müzik eşliğinde. Seçim sizde.

Geldiğimiz yerde bırakıyorum.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s