Düğüm

Ne görüyorsun?

Yanyana sarkan iki ip.

Renkleri, dokuları nasıl?

Tanıdık, saman rengi, yumuşak ve hıtırlı.

Yan yanalar mı?

Birbirlerine tepeden düğümle bağlılar.

Sen hangi ipsin? Sağ mı sol mu?

Ben onları tutan düğümüm. Ortadaki kilit.

İpler sana bir şey hatırlatıyor mu?

Biri tıknaz, ağır bir boğa. Diğeri genç, hafif bir adam.

Boğa n’apıyor?

Oturuyor.

Nerede?

Dar bir mağara girişinde.

İçeri giriyor mu?

Bekliyor, tüm hantallığı ve ataletiyle.

Girmek istiyor mu?

Merak ediyor, ama sanki bacakları oturmaktan incelmiş, kalkarsa taşımaz diye korkuyor.

Ne yapacak?

Ağırdan alacak. Acelesi yok. Hem ya mağaranın kapısından sığmazsa?

Deniyor mu?

Ayağa kalkıyor. Koca kütlesi altında sopa gibi dört bacak sarkıyor, ama ikisi de sağlam, gövdesini taşıyor.

Yürüyor mu?

Başını kapıya çeviriyor. İçerisi karanlık, görünmüyor. Kendi bedenine sığmayan kocaman bir ruh gibi geliyor o daracık, kapkara mağaraya girme fikri. Ruhunun kalıbından mı çıkması lazım yoksa bu gövdenin mağarayı mı genleştirmesi? Bilmiyor.

Neyi?

Sebebini.

Genç adam mı?

Uzaklaşıyor boğadan.

Kaçıyor mu?

Boğanın doğasına yürüyor, üstünde hafif bir ceket.

Kaç zaman?

Uzun uzun, çok çok, sarı yüksek otlarla kaplı çayırlara, çıplak gözün algı sınırının sonuna.

İpler kopuk mu?

Bağlar gevşek.

Sen oradasın hala?

Buradayım, gemici düğümünden sökülene dek.

MandaGAfrika.jpeg
Ne? Bana boğa mı dedin?

 

2 Replies to “Düğüm”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: