Hiçbir şey yapamayınca yemek yapıyorum. Yemek yapmanın benim için anlamı bu. ‘Hiç’ yapmak.

Bu kadar ‘hiçleştiricilik’ atfettiğim bir alanın birden bir kurtarıcıya bürünmesine hayret ediyorum. Manikürlenen sebzeler, suya basılanlar yeşiller, dibe çöken kumlar, evyenin içine dolan kabuklar, kesilenlerden çıkan tatlı sert sesler, göz yaşartıp burun açan kokular, iki parmakla çimdiklenip tencereye atılan tuz, biber, baharatlar..

Yo yo, kesinlikle bir aşk hali değil, vallahi değil. Bir ritim, bir ritüel, bir denge, bir nefes alıp verme hali. O kesme hali, o soyma hali, o dizme hali, o yamuk yumuk tipsizleri tipleştirme hali. Görüyorsunuz, derdim gırtlakta değil, estetikte.

Armut dibine düşüyor, merak denen şey insanın içinde varsa, zamanı gelince yönünü ortaya koyuveriyor. Benimki hiçbir zaman mutfak yönünde gelişmedi. Aksine mutfaktan mümkün olduğunca uzak kalmak, mutfak dışı alanlarda varolmak, yaratmak, üretmek meselemdi.

Gel gör ki, hayaller Uranüs, gerçekler Ay üstü Dünya.

Böyle ortaya koyunca hayaller ve kırıkları gibi bir tablo canlanıyor belki. Kısmen doğru, ama tam değil. Hayaller olduğu sürece dünya yaşanabilir bir yer oluyor, ama dünya ve gerçekler yaratılmadan hayallere gidilmiyor.

Mutfak ve yemek yapmanın gerçekler ve hayallerle ne ilgisi mi var? Belki yoktur, şimdi yazınca olur.

Yemek yapmak kişi için amaç, sevgi ya da ilham unsuru olmayabilir, ama bu illa bir hiç yapmak anlamına gelmeyebilir. İnsan hiçleştirdiği gibi çoklaştırabilir, anlam atfedebilir, içinden bir felsefe bile çıkarabilir.

Kimisi için bir şeyler yaparak başka şeyler de yapmak mümkün olabilir. Ne yaptığının önemi yoktur. Önemli olan sadece o yapma, yolda olma halidir. İşleyen demirin ışıldaması gibi bir işleme hali başka bir işleme halini getirebilir. İşlersen üretirsin, üretirsen oldurursun, oldurursan olursun. İki kere iki?

Yemek yapmak yazdırır mı? Yazdırır yazdırmasına da sonra aman yahu ne yazdım ben şimdi dedirtip adamı bir güzel çıldırtır.

Saçmalıyor muyum? Saçmalıyorum. En kötü sevdiğim bir parçanın sözlerini alır da koyar, müziği de altına döşer kaçarım demiştim. Hemen şimdi onu yapıyorum.

..

Cause it’s a bittersweet symphony this life
Trying to make ends meet, you’re a slave to the money then you die
I’ll take you down the only road I’ve ever been down
You know the one that takes you to the places where all the veins meet, yeah

And no change, I can’t change, I can’t change, I can’t change
I am here in my mold, here in my mold
I am a million different people from one day to the next
I can’t change my mold, no, no, no, no, no

Well I never pray, but tonight I’m on my knees, yeah
I need to hear some sounds that recognize the pain in me, yeah
I let the melody shine, let it cleanse my mind, I feel free now
But the airwaves are clean and there’s nobody singing to me now

And no change, I can’t change, I can’t change, I can’t change
I am here in my mold, here in my mold
I am a million different people from one day to the next
I can’t change my mold, no, no, no, no, no

Have you ever been down

Have you ever been down

Cause it’s a bittersweet symphony this life
Trying to make ends meet, you’re a slave to the money then you die

And no I cannot change, I can’t change it I am here in my
I’ll take you down the only road I’ve ever been down

And no change, I can’t change, I can’t change, I can’t change
I am here in my mold, here in my mold.
I am a million different people from one day to the next
I can’t change my mold, no, no, no, no, no

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s