Çalakalem

Kısıtlı zamanda ne yazılabilir?

Eşitlik

Demek ki eşitlik edebiyatta da yokmuş. Üçüncüsüne katıldığım 5 Hafta 5 Roman kursunun şimdiye kadarki tüm seçkisinde sadece bir kadın yazar olduğunu ancak Adalet Ağaoğlu’nu okuyunca anladım. Onun meselesi de kadın olmaktan ziyade insan olmak, eşitliği, adaleti ve düzeni sorgulamak üzerine. Bu sorgulamanın içindeki kadının yeri ne? Yoksa Ölmeye Yatmak ve Aysel’in bu seçkide işi ne? Eleştirim kime?

Geçmiş

Bazı insanlar sürekli aynı konuları mı getiriyor, yoksa konular o insanları mı çağırıyor? Zaman bunun neresinde duruyor? Geçse bile geçemeyenlerin izini taşıyıp hatırlatma noktasında mı, bir türlü bırakılmayıp tekrar tekrar pişirilip sunulanların şaşırtmasında mı?

Retro

Sanki dünya hızla dönüyor, ben ağır çekim etrafı seyreyliyorum. Dört gezegen retroda salınırken (yedinin dördü, rakamsal olarak yarıdan fazlası, Jüpiter’i, Satürn’ü, Venüs’ü, Merkür’ü) zihnim aktif, uykularım bölük pörçük, içim çalkantılı ama bedenim ağır, hareketim kısıtlı, üretimim kıskaçlı bir it-çek halinde gerim gerim geriliyor. Bu Mehter Marşı ritmi bireysel bünyeden neden bir türlü atılamıyor? Birey olunamayıp bütün tarafından yutulmaktan gayrı mı? Bu suçluluk hisleri adamı nereye taşıyor? Özgürleşmek neden kopup gitmek anlamına geliyor? Bu sorular bu sorular, neden neden neden..

Çünkü

Festival devam ediyor. Büyük ekran algımı açarken beyaz ekran ruhumu kısıyor. Diziler artık bana zaman kaybı geliyor. Uyuşup uyuşturmanın evdeki en ucuz yolu. Atıyorum kendimi salona, tabii güvenlik koridoru, yürüyen merdiven, asansör, otopark, kalabalık ve kat kat döne döne çıkılan avm sinema salonuna yarım saatte ulaşabilirsem. Ulaşıyorum çok şükür, söylene söylene. Koltuğa oturunca hepsini bırakıveriyorum. Kafamı kaldırıp gözümü kulağı bedenimi kocaman açıyor, aktif izlemeye geçiyorum. Polonya’nın kırsalındaki doğaya hayran kalıyor, savaşların sadece belli bir kesimi değil her kesimi kıya kıya etkilediğini görüyor, kavuşmuşluk içindeki kavuşamamanın acısını içimde hissediyorum. Henüz gördüğüm üç film İz (Pokot), Django, Aşk Gecesi (Una noche de amor)‘nin hepsine teşekkür ediyor, bugünkü Grönland’a Yolculuk (Le voyage au Groenland) için hazırlanıyorum.

Artık

Kısıtlı zamana sığanlar sığdığıyla kalıyor, sığmayanlar ertelenip belki de kendilerini imha ediyor. Anı yakalamakla andaki sözcükleri ıskalamak işte tam da bu eksene oturuyor. Kalanlar yirmibir çarpı yirmi dokuz nokta yedi ölçüsündeki bir kağıda on punto Helvetica fontla yazılıyor. Masadan kalkma zamanı geliyor. Artık demir almak günü gelmişse zamandan..

Ruh kaçıyor, müzik kalıyor, kısıtlı zaman kapısı kapanıyor.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s