Mart Biterken

Sümbül, dedim. Sümbül alalım. Bahar kokalım.

Köşedeki çingenenin önünde durup dörtleri yaktım. Beyaz vazolar içinde kat kat, rengarenk hüsnüyusuflar, papatyalar, karanfiller, güller, sümbüller akşam vitrininde, seçilme yarışındaydı.

İnip etrafa bakındım. Kimse yoktu. Çiçekçi karşı kaldırımdan seslendi. Abla geliyorum.

Sümbül, dedim. Sümbül istiyorum. Ellerim hemen morlara gitti.

Abla, dedi, onlar iyi değil. Sana bunlardan vereyim.

Beyazları gösterdi. Kesme sümbüller dipdiri, taptazelerdi. Baygın kokularıysa nefis.

Ohh.

İki tane sarayım mı?

Kaça vericen?

Tanesi yirmi abla.

Of, çokmuş be.

Sana şu pembeyi de vereyim, üçünü elliye bırakırım.

Yok kalsın, çok olur. İki beyazı sarıver.

Elliliği uzattım. Önce bir onluk çıkardı, durakladı, arkadan bir beşlik, sonra bir beşlik daha.

Abla, sana böyle yapayım istedim. Evin güzel koksun, dedi.

Gülümseyiverdim. Sağolasın. Bereketin bol olsun. İyi akşamlar, dedim.

Arabaya bindim, beyazları Bey’in eline tutuşturdum.

Niye bu renk aldın?

Morlarda iş yokmuş. Beğenmedin mi?

Sümbül dediğin mor olur.

Bir yüzüme bak benim, tam istediğin renkteyim.

Motoru çalıştırdım, bahar kokulu arabayı yokuşa sürdüm. Mart bitiyordu ve gökteki hilal ince bir tırnak gibi harika görünüyordu.

Sumbul

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s