Bazen başkasının hissi üstünde kalıyor. Çıkamıyorsun oradan bir türlü. Fazla empatiden mi sınırını bilmediğinden mi nedir, boğuluyorsun içten içe. Bu hisle çırpındıkça daha da dibe çekiliyorsun. Nefret ediyorsun. Duvar örmek, kaçıp gitmek istiyorsun. Olmuyor. Olmadığını gördükçe daha da deliriyorsun. Kalamıyorsun, gidemiyorsun. Kalamadıkça çıkman daha da zorlaşıyor. Gidemedikçe kalman daha da boğuyor. Daha da, daha da.

Sonra birden ya da değil, belki yorulduğundan, belki bezdiğinden, belki çaresizliğinden, belki teslimiyetinden, belki pazarlıkları bırakıp kabullenişinden çırpınmayı bırakıyorsun. Çırpınanın sen değil, çevren olduğunu görüyorsun. Çevren çalkalanıyor, sen onu kendin sanıyorsun. Başkasının çalkantısında boğulurken kendini unutuyorsun. Bu çalkantı bana ait mi, değil mi? Bu çırpınışlar kurtulmanın yolu mu, dibi boylamanın kendisi mi?

İyi de çevren çalkalanırken sen sabit kalabiliyor musun? Taş mısın, duvar mısın? Odun musun, kalas mısın? Vücudunun yüzde yetmiş beşi sudan oluşan sen ay dolun haline geldiğinde dünyadaki koca koca denizlerin çekilip itilmesi gibi içten içe nasıl itilip çekiliyorsan, sular gibi çekilip itilen duyguların da çevrenle çalkalanıyor. Su sabit durur mu? Ah, bugün deniz göl mirim göl dersin hani. De tabii, sular da dinginleşir, değil mi? Ama su dediğin katı değil ki. İlla oynayacak, oynaşacak, çırpınacak, çırpıntılanacak. Ya da dev dalgalarla seni ham deyip yutacak. Foşşş.

Bir de Selimciğim Işık var tabii. Ve Turgutçuğum Özben. Tutunamayana tutunanın derdi tutunamayanınkine yenildi.

Uzun soluklu ilişkiler de biter elbet, bu da bitti. Bitti bitmesine de bu üstümdeki derin ağırlık ne şimdi? Yoksa bitemedi mi? Her ilişkinin sonundaki ayrılamama sanrısı gibi.

Edebiyat yolculuğuma yeni bir mihenk taşı eklendi.

TÖ – TS.

Tutunamayanlardan önce – Tutunamayanlardan sonra.

Bat dünya bat.

Efendim?

Ah Turgutçuğum Özben. 
Vah Selimciğim Işık.

Ey gidi Olric.

Suçlusunuz.

Hepiniz.

Sevgili Oğuzcuğum Atay.

Bir numarada sen.

Bugün öğleden sonra saat ikiden itibaren eşyayı suçlamaya başladım. Önce üzerinden kalkmadığım divanyatak suçlandı. Sonra tavan ve en sonunda banyotuvalet. Bütün düşüncelerimi emip bitirmekle suçluyorum sizleri. Bütün hayallerimi sömürdünüz, gene de doymadınız. Büyük ve güzel şeyler yaratmama yardımcı olmadınız. Büyük bir sağırlıkla, kahredici bir dilsizlikle sustunuz güzelliklere. Geri istiyorum hapsettiğiniz duygularımı, düşüncelerimi. Hepinizi mahkemeye veriyorum: tahliye davası açıyorum. Ne diyorsunuz? Bize bir şey vermedin mi diyorsunuz? Ne yapmışım? Duyulmuyor, hızlı söyleyin. Gülerim saçmalarınıza. Hiçbir güzellik vermemişim onlara. Tavan diyor ki gözler ile benim köşelerimi birleştirdin sadece. Köşegenlerimin kesim noktasının elektrik kordonuna uzaklığını hesapladın. Banyodaki fayansları da, saymışım sadece. Yarım fayansları çıkarmışım, ikiye bölmüşüm… hepiniz yalan söylüyorsunuz. Ben… ben Kant gibi düşünmek istiyordum. Kelimelerle uğraşıyordum ayrıca. Evet, diyorlar hep bir olup: kelimelerle uğraştın. Kelimeleri bölüp durdun: eisen-stein, demir-taş; ein-stein, tek-taş; victor-mature, muzaffer-kâmil. Bunlarla geçirdin vaktini. Önsözler okudun hayalinde: bize yeni bir şey öğretmedin. Kaybettin. Mahkemeyi de mi kaybettim? Mahkemeyi de kaybettin. Mahkeme masrafları, ücreti vekâlet filan da bana mı yıkıldı? Hepsi sana yıkıldı. Ben mahkemede sevimli görüneceğimi sanıyordum, benim bu kadar kayıp içinde olmamdan utanırlar da beni daha çok severler sanıyordum. Aldanıyorsun. Burası mahkeme: düşkünler yurdu değil. Sakın kıyameti koparmaya kalkma: mahkemenin manevi şahsiyetine hakaretten de mahkum olursun.

Bir insan eşyayı da suçlayamazsa, divana istediği gibi bir tekme atamazsa insanlığı nerede kalır? Eşya da isyan eder mi insana? İnsan mahkemelerinde eşyalar davayı kazanır mı?

Tutunamayanlar, Oğuz Atay

Tutunamayanlar

 

5 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s