Bir şişe kırmızıyı açtım. Balon kadehlerden birine döktüm. Yanına bir kase cips, biraz da füme et koydum. Masama geçtim. Coffee ikiletmedi, yüz vermediği günün acısını çıkarır gibi gelip dibime kıvrıldı. Anında derin uyku. Horr pıff. Nasıl oluyor da oluyor? Ben de istiyorum. Devrildim uyudum tuşu. Bas, uyu.

Ane Brun bebeksi sesiyle tatlı tatlı söylüyor.

No I don’t belieeevveee

Ben but I really really do diye devam ediyorum. Ay tutuldu ya, ondan. Bir inanasım geliyor kendime, ay tövbe. Hemen tavandaki lambaya asılı ahşap hilali tutuyorum. Halbuki bugün ay dolun. Olsun. Tut, bırak. Oh.

Uzun bir seans ertesi astroloji sahnesinden inip kişisel sahneme geçiyorum. Ben kelimeleri klavyeye dikte etmeden onların süzülüp karnımdan yukarı çıkmasını bekliyorum. İyi de bu kırmızının etkisiyle yavaştan çözülüyorum. Gel buraya canım Cabernet gel, sıçra yamacıma gel.

İkinci kadehi döküyorum. Füme etlerin kokusuyla burnu iki ileri bir geri oynayan Coffee’nin beklentisini görüyorum. O iç çekişler, ah o iç çekişler. Füme eti geçiştirip bir haftadır kemirip bitirmediği ve oyuncak ettiği kemiği tek gözümle işaret ediyorum. Umursamıyor, bas uyu tuşuna geçiyor. Horr pıff. Ben bu oğlanın ‘anda’lığını çok kıskanıyorum. Füme et varsa kulak kuyruk havada, yoksa anında uykuda. Hor ve pıf. Yuh. Ayıp.

I am the eye in the sky / looking at you / I can read your mind

Baktım mı görürüm, zihnini alır okurum. Şaka şaka. Lafı güzaf. Ama nasıl üst üste geldi şimdi bu? Alt tarafı smart mix’ten çalıyorum. Bakınız Deezer müzik uzayı. İçimi okudu mu, okudu. Oldu.

Ne olduğumu yaparak anlıyorum. Kimi dış dünyada varoluyor, kimi iç. Neden olmadığım tarafa bu kadar kasıyorum? Ah sevgili okur, kime ne sorduğumu, neyi fellik fellik aradığımı inan ben de bilmiyorum. Ne vızırdanmaktan ne vıyır vıyır olmaktan haz ediyorum. Aksine, Deezer’in önüme getirdiği onun bunun oyunlarına ayak uyduruyorum. Biliyor da çalıyor namussuz, biliyor da çalıyor.

Just a perfect day / you make me forget myself / I thought I was someone else / someone good

Yani o kadar perfect ki kendimi hatırlıyorum. Silkiniyor muyum? Yok. Fazla sarsıntıda bulanıyorum. Duruyorum ki titreşimleri alabileyim.

Bak şimdi, Cabernet kardeşle üçüncü kadehe doğru ilerliyorum. Coffee’de hor da pıf da kalmadı, bildiğin uyuyor. Ön patiler gergin uzatmalarda, kuyruk arka patiler üstünde kıvrılmada. Göğsü kısa yumuşak nefeslerle inip kalkıyor.

Biliyor musun, onun ayağımın altındaki nefesi bana ilham veriyor. İşte buna çok ama çok şükrediyorum. Belki de yazma ilhamını Coffee kulağıma üflüyor. Bu arada Agnes Obel abla Fuel to Fire derken, Sophie Hunger Le vent nous portera diye benimle dalga mı geçiyor? Cık, bunların hepsi şu doygun dolgun Cabernet’den oluyor.

Üçüncüyü döküyorum. Hor pıf tuşuna artık gerek yok. Hem niye uyumak istiyorum? Karsu’yla Gesi Bağları’nda gezinirken uyanıyorum. Bugün Dolunay. Bugün DOLUNAY!

Koşarak balkona çıkıyor, donma pahasına Ay’ı aranıyorum. Bu balkondan görünmesi imkansız olan ey Dolunay neredesin, NEREDESİN?

Coffee arkamda kuyruk sallıyor. Beni içeri, mutfağa çağırıyor. Oğlanın yemek saati. Peki benim neyi aradığımı acaba biliyor mu? Ah Michael Wollny, Little Person’ı piyanonun tuşlarına basa basa döküyor döküyor döküyor.

Mamasını buzdolabından çıkarıyor, mikrodalgaya atıyorum. Fırın vırın vırınlı çalışmaya başlarken pencereden dışarı bakıyorum. Hava kararıyor, zakkumlar rüzgarda salınıyor. Yoksa şu yukarıdan gelen aydınlık Ay’a mı işaret ediyor?

Coffee! Gel yemeğin soğuyor.

Ay yükseliyor, Tülay German söylüyor.

A Cup of Coffee A Sandwich and You

Not: Tam bir buçuk sene önce bilet alıp malum saldırılardan biri dolayısıyla gidemediğimiz Hindi Zahra konserine geçen hafta gidebiliyoruz. Neleri kaçırdığımı, kaybettiğimi, unuttuğumu, bastırdığımı hatırlıyorum. Coşuyorum, mutlanıyorum, umutlanıyorum ve aynı şekilde öfkelenip hüzünden hüzüne çarpılıyorum. Zahra’nın en iyi performanslarından biri için, şarkının anlamı için, yıkılmadım ayaktayım demek için

Standing on your two knees baby / tell me what do you need / oh / stand up on your two feet baby / that’s how it’s got to be

hilal

5 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s