Yok Değil Var

31 Aralık’ı şimdiye dek hiç yıl sonu gibi hissettim mi? Gözlerim yukarı devrik, bir dolu soru işareti. 29 Aralık Perşembe günü Oğlak’ta oluşan Yeniay gerçekçi, başarı ve hedef odaklı başlangıç temasını gündeme getirince, içinde retrolu bir Merkür de olunca geriye dönük somut başarıları listelemek geliyor içimden. İç dünyaya senelik bilanço muamelesi. Daha yumuşak bir dokunuşu tercih ederdim, ama bu katı kuru soğuk dünyada içten ne fışkırıyorsa dıştaki gerçek de bu. Hem tüm deneyimlenen kaosa rağmen tutunmuş, devam etmiş, hayatına yeni bir şeyler katmış, hatta ve hatta üretmiş olmanın hatırlanması sağlam bir omurga inşaatı değil mi?

Bilanço mu? İnşaat mı? Omurga mı? Seçtiğim sözcükler neden böyle kurumsal dünya tadında kasık ve uzak? Oğlak dönemi dedin mi dış dünyadaki başarı, başarmak dedin mi yapılacaklar, görevler, sorumluluklar, Oğlak’ın yöneticisi Satürn. Zaman. Sağduyu.

İyi de her sene yılbaşı denen ‘zaman devri’, bir yıldan ötekine geçiş bu dönemde olmuyor mu? Coşku yok mu? Kutlamalara karnımız tok mu? İnsan dediğin doyar mı? Mutlu olmadan, umut bulmadan yapar mı?

Yeni yıla girmeden başarı odaklı bir ‘hedef’ koyacaksak böyle bir zaman hedefi olsun isterim, dilerim, niyet ederim. Mutlu olmanın, umut bulmanın, sağlıkta kalmanın, her şeye rağmen inşaatı ve yapılanmayı bırakmamanın, her yerle bir oluşta, her yıkım döküm kopuşta yere, göğe, suya, ateşe çaktığımız, attığımız, saldığımız, harladığımız tohumların yeniden ve yeniden, rağmen ve rağmen, gülerek ağlayarak, ölerek doğarak, tekrar tekrar, istekle teslimiyetle, ruhla bedenle, zihinle duyguyla kendi kendini, kendimizi kendimizden yeniden doğurarak hayat bulmasını, o hayatın somutlaşmasını, canla başla ‘varolmak’ için çalışmasını, didinmesini, üretmesini, ortaya koymasını canı gönülden arzu ederim. Ölen çok çok, pek çok şeyin yanında arzularımız, umutlarımız, yaşam mücadelemiz ölmesin, dirilsin, kendini varetsin. İşte bu seneden temennim.

Bir kitap okudum, hayatım değişti..

Demek isterdim, ama değil. Bir değil, kırk kitap okumuşum bu sene. Goodreads bu alandaki özel kalemim. Dök listeyi deyince önüme gelen ‘fact sheet’ bu (eski mesleğimde bol ‘fact sheet’li, çokça banka müşterim olduydu). Listeyi merak edenlere Goodreads linki şu.

26 roman

3 öykü

3 oyun

3 kişisel gelişim

1 şiir

1 otobiyografi/psikoloji

1 yazı

1 deneme

1 ilk roman/kitap

Eğitim şart.

Kendimi seminerden seminere, psikolojiden edebiyata, astrolojiden yazıya her dem her telden beslendiğim öğrenimler dizisine vurduğum bir yıldı 2016. Bir ara seminer ve eğitimlerin peşpeşeliğinden nefes alamaz hale geldiğimi hatırlıyorum. Kollarımı iki yana açıp hepsini sağlı sollu fırlatmak istediğim de oldu, her gittiğimde o kollarla kendimi sıkı sıkı sarıp iyi ki ya iyi ki deyip sevgi şefkat gösterdiğim de. Ağaç sadece yaşken mi eğilirmiş? Cık, değil.

2016 Astroloji Semineri

Balık’ta Güneş Tutulması Semineri

Jung Psikolojisi Seminer Dizisi

5 Hafta 5 Roman ilkbahar ve sonbahar kursları

Rüya Beden Bilgeliği Süreç Çalışması

Psikanaliz ve Yazı Semineri

2017 Astroloji Semineri

Astrofun Fest

Müzik ruhun gıdasıdır.

Oysa bu sene müzikal anlamda sütten erken kesilmişim. Epi topu hatırlayabildiğim konser sayısı dört beş, niyet ettiğim yirmibeş. Yeni sanatçı keşifleri var, çok şükür var, Jami Sieber olsun, Zoe Keating olsun. Olsunlar, varsınlar, artsınlar. Kendi adıma kulağıma daha çok sular yağmurlar meltemler esintiler kaçırsınlar. Az olsun öz mü olsunlar? Değil, vallahi değil.

Chris Botti

Caro Emerald

Jose James

Simin Tander

Imany

Benimle oynama, söyledim sana, şansını zorlama, uğurlar olsun.

Metinleri eh, oyuncuları sıkı üç tiyatro oyununa gitmişim. Acaba son senelerde gittiğim oyunlarda yaşadığım hayalkırıklıklarıyla mı bu sayılara inmişim? De ise de, değilse değil.

Son Zenne

Testosteron

Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi

Camera. Roll. Action.

Filmler kitapları, kitaplar filmleri, hepsi yazıyı, kalemi, söylemi, içe bakışı geliştirip destekledi. Film festivalleri ana besin kaynağı olmaya devam ederken zamanında yakalanamayıp sonra seyredilenlerden damıtılanlar damakta izlerini bırakıp yerleşti. İşte senenin seçkisi. İki gözümle mi gördüm demiştim? Evet, ama sadece değil.

I Daniel Blake (Ken Loach)

Arrival (Denis Villeneuve)

The Net (Ki-duk Kim)

Julieta (Pedro Almodovar)

Hunt For The Wilderpeople (Taika Waititi)

Juste La Fin Du Monde (Xavier Dolan)

Closed Curtain (Jafar Panahi)

Taxi Tehran (Jafar Panahi)

Captain Fantastic

Into The Forest

Nymphomaniac (Lars von Trier)

The Tree of Life (Terrence Malick)

Jauja (Lisandro Alonso)

La Danza de la Realidad (Alejandro Jodorowsky)

Never Let me Go

Yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat.

Her yol arasına bir patlama girdi, her seyahat sonuna bir bomba eklendi. Yolculukların kendisi tam, hisleri yarımdı. Yarısı yola çıkmış, yarısı geride evde kalmış memleket yolcularının dramı kısa süreli de olsa başka diyarlar, başka kokular, başka sesler, başka renklerle evrilip tatlandı, donandı. Yolcu yolunda gerekti, öyle değil mi?

Sicilya

scaladeiturchi
Scala dei Turchi

Bodrum

golkoy
Gölköy

Assos

assos
Sivrice

Kos

kos
Kefalos

Oslo

oslo
Grünerlokka

Yaza yaza yaz geldi, dallara kiraz geldi, daha yazacaktım ama, mürekkebim az geldi.

Yazmayı bırakmamaya direndiğim, yazmak için bahaneler ürettiğim, her deneyimi yazıya çevirdiğim bir yılın son yazısı ancak böyle tamamlanır. İçimde tamamlanmayan nice yazılara rağmen seneyi bu dahil seksen yazıyla bitiriyorum. Arap atı gibi son düzlükte açılıp Aralık ayında bana gün be gün, her bir gün terapi niyetine, kür diyetine yazı yazdıranlardan utanmıyorum. Pişmanlık duymuyorum. Yine olsa yine yaparım, biliyorum. Meydan okuyorum. Kızılderili ataların kalkan yumruk unvanını haketmek için davranıp ayağa kalkıyorum. Kalkıyorum kalkmasına, ama savaş mı istiyorum? Değil değil, barış. Gerçek, sade barış.

Bu yılın sonu var deniyor. Öyle mi? Yok değil. O zaman var. İki olumsuz bir olumlu ederse tüm olumsuzlukları olumluya devşirmek niyetine, bir son varsa bir başlangıç da var.

Yeni başlangıç niyetine, Yeniay üstüne, hepinize gönlünüzden geçtiği gibi, umut, neşe, coşku dolu, sağlıkta kalınan, taptaze yıllar.

Umut yok değil, var. Var!

2 Replies to “Yok Değil Var”

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Kendimi Sivrice’de güneşi batırırken, elimde bir kitap, etrafımda çocuklarımın cıvıltıları, ruhumda dinginlik ve gönlümde umutla hayal ettim. Bu yeni seneye pek yorgun, pek yılgın, pek hevessiz başladım. Oysa içimden taşmayı bekleyen ne güzellikler, coşmayı bekleyen ne emekler var. Oğlaktandır değil mi 🙂 Hayallerinizdeki gibi bir yeni yıl diliyorum.

    Liked by 1 kişi

  2. Çok teşekkürler. Ben de hayalleri sıkı ve sağlam tutmaya çalışıyorum. Daha çok okumak, yazmak, paylaşmak bunu mümkün kılabiliyor, her çıkışta tekrar tekrar yıkılmaya rağmen geçiştirmeden içinden geçme mücadelesine devam etmeye çabalıyorum. Bir tanecik hayatımız var, şimdi ve burada. Kendime hep bunu hatırlatıyorum. Sivrice hayallerinde buluşalım. 🙂
    Gönlünüzden geçtiği gibi bir yıl diliyorum. Sevgiler..

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s