Terapi Niyetine #7: Bir

VLADIMIR: Uyuyor muydum ben başkaları acı çekerken? Şu anda uyuyor muyum? Yarın uyanınca veya uyandığımı sandığımda, bugün hakkında neler söyleyeceğim? Dostum Estragon’la burada gece olana kadar Godot’yu beklediğimi mi? Pozzo’nun hamalıyla birlikte geçip bizimle konuştuğunu mu? Muhtemelen. Ama bütün bunların içinde ne kadar doğruluk payı olacak? (Estragon çizmelerini çıkarmayı başaramayıp yeniden uykuya dalmıştır. Vladimir ona bakar.) O hiçbir şeyin farkında olmayacak. Yediği tekmelerden söz edecek, ben de ona havuç vereceğim. (Bir an.) Bir ayağımız mezarda, zor bir doğum doğrusu. Mezarcı çukurun dibinde forsepsi yerleştirir. İhtiyarlığa vakit var daha önümüzde. Hava çığlıklarımızla dolu. (Dinler.) Ama alışkanlıklar duyarsızlaştırıyor insanı. (Estragon’a bakar.) Bana da bir başkası bakarak, uyuyor diyor. Kendisinin de uyuduğunun farkında varmadan uyuyor, hiçbir şey bilmiyor. Uyusun bakalım diyor, benim için. (Bir an.) Böyle devam edemem. (Bir an.) Ne dedim ben?

Godot’yu Beklerken, Samuel Beckett

Yazmak zinde tutuyor. Uyanık kalmak için bir araç. Çünkü düşünmek, sorgulamak, kurgulamak zorundasın. Uyku halini aktarmak için bile uyanmak.

Rutine bağlanan bir serüven başlangıçta yaşanan yola çıkış zorluğunu pratikliğe bırakıyor. Bir müddet sonra gözde büyüyen ‘yapılacaklar’ sanki pıtı pıtı kendiliğinden oluveriyor. Yedi gün boyunca her bir gün yazı girme taahhüdü kısa vadeli bir deneme olabilir, kabul. Öte yandan bu kadar kısa bir yolculukta bile rutini bölüp parçalayan dış etkenler her şeyi sil baştan edip sıfırlayabiliyor. Pazartesi’den beri tam devam etme yakıtını üretebilmeye başladığımı hissetmişken haftaiçi bir cinayet, haftasonu yeni bir saldırı ve başka başka saldırı riskleri sıfırlardan sıfır beğendiriyor.

Kendi kendime reçetelediğim yazı kürünü arkadaşlarıma anlatırken bana dünkü saldırı ve diğer saldırı riskleriyle birlikte bu çabamın boşa çıkıp çıkmadığını, her şeyin sıfırlanma noktasına gelip gelmediğini soruyorlar. İçimden şunlar geçiyor: Hayır, sıfırlanıp boşa çıkmıyor. Yola çıktığım nokta sıfırdı. Aradaki yeni saldırılar, meydan okumalar o günün üstüne binmedi. O günden bugüne getirdiklerimin üstüne bindi. İçinde acılar, çaresizlikler, hüzün, matem ve ne yapacağını bilememe halleri de var ve bunlar bitmedi, ama olan sadece bu değil. Çıkılan yola baş koyma, devam etme, devam etme, devam etme gücü, isteği, iradesi de var artık. Yola çıktığım sıfır noktasında yola çıkmanın kendisi gösterebildiğim yegane cesaretken, şimdi yola devam edebilmenin cesaret haline gelmesi aradaki fark. Artık nokta sıfır değil, bir.

Burada hemen Godot’ya dönmem lazım.

Ama alışkanlıklar duyarsızlaştırıyor insanı.

Alışmayacağız hashtagleriyle, söylemleriyle, çığlıklarıyla, ünlemleriyle aslında çoktan alıştığımızı bağırıyoruz dışarı belki de. Alışmayacağız demeye alışmak bilinçdışında olumsuz eki atıp alışacağız demeye başlamanın tersten yansıması mı oluyor?

Şimdi nereden okuduğumu, öğrendiğimi çıkaramayacağım, ama bir hipotez var. Seçtiğimiz kelimeler, kullandığımız ifadeler, olumsuz eklerle kullanılsalar da, bizzat sözcüğün içerdiği eylemi harekete geçiriyor. Ne mi demek istiyorum? Örneğin alışmayacağız diyoruz. Bu olumsuz ek almış bir fiil. Alışmamak. Fiilin özgün hali alışmak. Her ne kadar bu fiile olumsuzlayan -ma ekini koysak da iletişime taşıdığımız sözcük alışmak. Bu da alışmamaktan önce alışmak eylemini harekete geçiriyor. E peki ne yapmak lazım? Kelimeleri seçerken olumsuzluk eki takarak bir fiili kullanmak yerine olumlayan bir eylem içeren ifadeler kullanmakla başlanabilir. Örneğin alışmayacağız yerine değiştireceğiz, umursayacağız, duyarlılaşacağız, barışacağız, uyanacağız. Tabii bunları sadece diye diye, kırk kere bin kere diyerek bir yere varacak mıyız? Büyükler ne demiş? Actions speak louder than words.

Kiminin ‘eylemi’ ise önce ‘dilinde’ başlıyor. Sıfırken bir.

Bugün ‘yedi’ diye başlayan yazı serimin sona ulaştığı ‘bir’ günü. Taahhüdün sonu. Kalem kırılmaz, mürekkep kurumazsa, ‘bir’den ileri de gider sayıların boyu.

Şimdi izninizle biraz mola. Sağlıcakla..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s