Ay’ın Akrep’te ilerlediği günler hep içim sıkışıyor. Sanki kalbimi demirden kıskaçlarla kelepçelemişler, sıktıkça sıkıyorlar. Karanlık, koyu, göz gözü görmeyen bir dünyaya çekildiğimi hissediyorum. Gözlerimi kocaman açıp ne olduğunu görmek istiyorum. Ne kadar açsam o kadar körleşiyorum. İstemeye istemeye gözlerimi kapatmak zorunda kalıyorum. O zaman o karanlığın dehlizlerinden yukarı doğru çıkanı iç gözümle anlayabiliyorum. Dış dünyanın ışığı, mercek ayarıyla tepeden bakmayı bırakıp aşağı indiğimde, kuyunun içine girdiğimde ışığa ya da gözümü açmaya ihtiyacım olmadığını görüyorum. Evet, kör gözlerle görüyorum. Görmek için sadece göz gerekmediğini farkederek.

Dün Ay Akrep’te, Balsamic halde, kapanan fazdaydı. Bir önceki Akrep Yeniayı’nın başlattığı döngüde büyüyüp de olgunlaşamamış ya da geriye sadece çürümüşlüğü kalmış ölüler, sıkı sıkıya anlamsızca elde tutulanlar, korkular, kontroller, karanlık güçlere dair bırakmam gerekenler çığlık çığlığa haykırıyordu sanki. İçim ciyaklıyordu, ben susuyordum. Karanlığa gömülü tabutumun içinde bir sonraki döngüyü bekliyordum. Kabuk mu değiştiriyordum? Yeniden mi doğuyordum? Belki de Westworld’de hafızası sıfırlanıp tekrar tekrar aynı rüyayı gören park sakinleri gibi yaşıyordum.

Kalbim kelepçeli, içim sıkışık, bedenim yeraltına gömülüyken o bedenden yukarı, uzağa, daha da yukarılara, Güneş’e çıkmak istiyorum. Daha, daha, daha. Kendi sınırlarımı aşma hayaliyle aşamamanın hayalkırıklığını birden farkediyorum. Her on senede bir başıma gelen ya da başıma getirdiğim mi demeliyim, bir ipucu yakalıyorum. Kendi sınırlarımı aşmaya başladığım, o cesaret ve özgüvenle ileriye atıldığım, yukarı tırmandığım, parladığım, göz kamaştırdığım, sonra bir istikrar dönemine girdiğim, sabitlik içinde devam ettiğim, ardından bu istikrarın yerinde saymaya evrildiğini farkettiğim, sabitliğin tekdüzeliğe indiğini hissettiğim ve tüm bunların inişe, düşüşe ve bitişe yokuş aşağı gittiğini bildiğim bir döngüyü yakalıyorum. İşte şimdi bu senaryonun kırklı yaşlar versiyonunu mu yaşıyorum? Yay’daki Yeniay’ın teması kendini aşma noktasına geliyorum.

İyimser bir burç olan Yay ‘Okçu’ olarak resmedilir. Yay bir okun nereye gittiğiyle değil, ne kadar uzağa gittiğiyle ilgilidir. O uzaklık kendi sınırlarını aşmak, bunu bir vizyon çerçevesinde gerçekleştirmek, sonuca değil sürece ve yola odaklanmak, yabancılarla farklı görüşlere temas edip bakış açısını genişletmekle ilgilidir. Böylece hayat felsefesini oluşturur, bilginin üstüne anlam koyar, olayları detaylarıyla değil bütünsel olarak kavrar. Bu iflah olmaz bir arayış ve macera duygusunu getirir. Yay bir danışanımın en büyük korkusunun ya bacaklarını kırar da yürüyemezse, ya dünyayı dolaşamazsa, ya gözleriyle görüp deneyimleyemezse olduğunu dün gibi hatırlıyorum. Haklıydı. O deneyime girmeyip kendi felsefesini oluşturmadığında bir Yay yaşamın kıyısında kalıp oturduğu yerden o inanç doğru bu felsefe yanlış, bu insanlarla konuşulur bunlar yok sayılır gibi yargı, hüküm ve kibir rollerine bürünüp fildişi kulesinde esas meseleyi kaçırabilir. Kendi sürecini.

Bugün, 29 Kasım 2016 İstanbul saatiyle 15.18 civarı Yay’da oluşacak Yeniay her birimizin kendi sınırlarımızı aşmamız, macera ve merak duygusuyla deneyime girmemiz, kendi vizyonumuz ve inanç sistemimizle ilgili yeni bir başlangıç yapmamız için önümüze bir fırsat getiriyor. 2017 sonuna kadar aynı burçta ilerleyen Satürn’le inançlarımız, prensiplerimiz, etik ve ahlaka bakış açımız sınanmaya devam ederken bu Yeniay ilişkiler ve evlilik temasına vurgu yapıyor. Yeniay’la kavuşum halindeki Juno kutsal evliliğin sembolü olarak kadın ve erkeğin rollerindeki dengeyi, bize öğretilenlerle bizim kendi deneyimlerimizden geliştirdiğimiz bilgeliği nasıl evlilik ve ilişkimize taşıdığımızı sorgulamamızın yolunu açıyor.

Yeniay’ın yöneticisi Jüpiter’in Terazi’de olması bu sınırlarını aşma arayışının eşit ilişki, karşındakini kaale alan bir taahhüt, dengeyi ve adaleti gözeten bir strateji içinde olması gerektiğini vurguluyor. Kova’daki Mars bu iradeyi ortaya koyabilme desteğini veriyor. Biz! Öte yandan karşısında yer alan Koç’taki Uranüs bu dengeli ilişkiye meydan okuyarak bireyselliğin ve özgürlüğün fitilini ateşliyor, karşındakini dinlememe riskini getiriyor. Ben! T kare ucunda Oğlak’taki Venüs-Plüton kavuşumu tüm ilişkisel devinim ve dönüşümün yollarını dış dünyada, toplumsal alanda, zoru başararak, hedef odaklı çalışarak, somut bir ürün ortaya koyarak gerçekleştirmenin işaretlerini veriyor. Toplum! İlişkilerdeki güç, denge ve özgürleşme savaşları ben, biz, toplum köşelerinde üç koldan itişiyor. Boş kalan köşe Yengeç ilişkisel dengenin empati kurarak, şefkat göstererek, besleyip büyüten bir tavırla yaklaşarak, dişi ve ihtiyaçlı yanımızla irtibatta kalarak mümkün olduğunu söylüyor. Ev, aile, vatan.

Öte yandan Yeniay’a kare yapan Balık’taki Neptün ve Güney Ay Düğümü yanılsamalara müsait olduğumuzu, gerçekle yalanı ayırt etmenin pek mümkün olmadığını, hayallere kapılıp aldanabileceğimizi söylüyor. Başak’taki Kuzey Ay Düğümü’yle kendi gerçeğimizi kendimiz ele alarak, önümüzdekine, elimizdekine bakarak, rutin içinde şimdi için çalışıp üreterek kendimizi kurbanlıktan kurtarabilmemiz mümkün mü? Kurtuluş ve kurbanlık teması Ay Düğümleri ekseninde ilişkilerimizde sazı elinde tutmaya devam ediyor. Biz neyi seçiyoruz? Günlük rutinimizi, zamanımızın akışını üreterek, kaosa rağmen ilerleyerek, ince eleyip sık dokuyarak sınırlarımızı aşmayı mı, yoksa uyuştuğumuz yerde kalıp sınırlarımızın eriyip çözülmesine göz yummayı, kurbanlığa teslim olmayı mi? Kurtarıcı fikri insanın umudu. İlk kurtarıcımız kendimiz. Aşmanın timsali.

Sabianlar bu Yeniay için ne diyor?

Yeryüzünün derinliklerinde yepyeni maddeler oluşuyor;

insanın iç dünyasının gerçek özünü arındıran ve dönüştüren simya ateşi.

TMA Magazine, October-November 2016

Yeraltındaki karanlık tabutumdan çıkıp Güneş’e doğru uçarken kanatlarımın altında rüzgar, yüzümde ılık güneş, sınırlı bedenim ve sınırsız hayallerimle ilerliyorum. Kırklı yaşlarda şeytanın bacağını kırıp diğer onlu yaşlarıma caka satmayı umut ediyorum. Nitin Sawhney ve grubuna kulak veriyorum.

Güneş battığında / Ne dilediğine dikkat et / Çünkü şimdi gece tüm rüyalarını elinde tutuyor

amber

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s