Biz Geldik

Yakında iki yaşına girecek yeğenim ara ara, bir şeyler yapalım, diyor.

Ne yapalım mesela?

Bir şeyler yapalım.

Ben de kendime, bir yerden başlamak lazım, diyorum.

Nereden misal?

Bir yerden.

Bahsettiğim bir yer o bir şeyler gibi işte. Belli bir tanımı, mekanı yok. Başlayınca yeri olacak, yapınca adı konacak.

Bir şeyler yapıyorum.

5 Hafta 5 Roman’ın ikincisini tamamlıyorum. 1984 dışında tüm romanları (Yeraltından Notlar, Sineklerin Tanrısı, Otomatik Portakal, Beni Asla Bırakma) ilk defa okuyorum. Filmini seyrettiğim Beni Asla Bırakma’yı tekrar izliyorum. O bitirme tatminiyle sanki bir kitabın kapağını kapayıp rafa kaldırıyorum. Rafta biriken kitaplar gibi içimde okunmuşluklar biriktiriyorum. Bir-ki-üç.

Bir şeyler yapıyorum.

Üç gün Yunanistan’a, beş gün Norveç’e gidiyorum. Gözle görülmeyen ülke sınırlarının gözle görülür farklılığıyla geri dönüyorum. Gitmek mi zor dönmek mi artık kestiremiyorum. Sınır dışına çıkınca özgürleşiyorum, dışarıda kalınca bıraktığımı özlüyorum. Özleyip de döndüğüm yerde özlediğimi bulamıyorum. Üç-iki-bir.

Bir şeyler yapıyorum.

Başka başka eğitimlere yazılıyorum. Bir yandan psikolojinin bir yandan edebiyat ve yazının peşini bırakmıyorum. Bu gerçek bir ilişki mi platonik beklenti mi gözlüyorum. Peşime düşenleri izliyorum. Ben neyin peşindeyim -Godot? Rodin?- sorguluyorum. Astrolojiyi görünmez bir iple ayağıma bağlıyor, nereye gitsem yanımda sürüklüyorum. Sol-sağ-sol.

Hiçbir şey yapmıyorum.

Biriktirip biriktirip duruyorum. Bir sene önceki hiçbir şey biriktirmek istemediğim halime tezat ağzını yukarı doğru açmış boğazından aşağı zorla yemek tıkılan kazlar gibi kafatasımın içine sürü sepetine şey dolduruyorum. Bir şeyler yapmanın daniskasını çıkarıyorum. Çıkarıyorum ki istemediklerime yer kalmasın, fermuar zorla kapanıp daha da açılmasın.

Size bunları anlatmamın nedeni Tommy’nin dirseğinden çıkan bu ‘fermuar gibi açılma’ şakasının, organ bağışları hakkında kendi aramızdaki bir şakaya dönüşmesiydi. Zamanı geldiğinde, üzerimizdeki bir fermuarı açıp bir böbreği ya da başka bir şeyi içerden çıkarıp birinin eline vereceğimizi söylüyorduk. Kendi başına komik bir şey olarak görmüyorduk, daha çok birbirimizin yemek yemesini engellemek için yaptığımız bir şakaydı. Diyelim ki, fermuarı açıp karaciğerini çıkarttın ve birinin tabağına koyuverdin, böyle bir şey. Bir keresinde Gary B. adlı inanılmaz iştahlı bir oğlan üçüncü kez puding alıp döndüğünde, masada istisnasız herkes, o kararlı bir şekilde ağzını doldurmaya devam ederken ‘fermuarını açıp’ kendinden parçaları Gary’nin tabağına koydu.

Beni Asla Bırakma, Kazuo Ishiguro

Bir yerden başlıyorum.

Okuduklarımı, dinlediklerimi, deneyimlediklerimi, gördüklerimi, tattıklarımı, biriktirdiklerimi yazmıyorum. Tutuyorum. Tutma halimi yazıyorum. Boşaltmamak, izlerini kalıcı kılmak, unutmamak, unutulmamak, ses vermek –korkmaa-, ses almak –korkmaa-, susmamak, susturulmamak için yazıyorum.

Bir şeyler yapıyorum, hiçbir şey yapmıyorum.

Bir yerden başlıyorum, hiçbir yerde bitiriyorum.

Sisifos gibi taşı tepeye yuvarlayıp yuvarlayıp dibe düşüyorum.

Bir-hiç-bir.

Yeğenime kulak veriyorum.

Tavuklaaaar, biz geldik, tavuklaaar.

grunerlokka
Grünerlokka – Oslo

One Reply to “Biz Geldik”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s