Falan Filan

Hadi biraz felaket hikayesi anlatayım.

Dinleyin.*

Mars’ın Yay’ın ilk derecelerinde olduğu Nisan ayının başlarında arabayla kaza yaptım, önümdekine bir güzel girdim. Gaccırrtt! Yapış o yapış, her anlamda yayan kaldım. Hem zaten Mars da o ara gerilemeye başladı, hareket alanım kısıtlandı, üstüne pek ağır ilerlediği Akrep’e geri döndü, uzun uzun orada takıldı, Haziran sonu tekrar ileri hareketine başladı ve nihayet bugün yeniden Yay’a girdi.

Hah. Dakika bir gol bir. Bey’le sokak kenarında bir pidecide karnımızı doyuruyoruz. Acı acı yukarıdan bize doğru gelen bir fren sesi duyduk. Kafamızı çevirdik. Yokuş aşağı hızla inen bir cip sokağı dönen bir kadının arabasına ortadan girdi. Puaatt! Kadın hatalı, ama yokuş aşağı son sürat inen genç duble hatalı. Taa nereden lastik izleri var yolda.

Falan filan.*

Çarpan cipteki genç sen fırla arabadan, yürü kadının üstüne, manyak mısın sen kadın, manyak mısın, ne napıyorsun ha diye kapısını açmaya davran, neyse ki kadının kapısı kilitli olsun, Bey fırlasın, olay yerine intikal etsin, iki kelam sakinleştirici birşeyler gevelesin, şahitler sadece kalabalık yapıp öyle baksın, oğlan kadına bağırıp, patrona sen anlatırsın ha sen anlatırsın, diye tribündeki seyirciye oynasın, kimse o oyunu falan satın almasın, derken eli ayağı titreyen kadın anca aracından çıksın, araçların fotoğrafları çekilsin, yolda biriken trafikle kornalar başlasın, trafiktekiler durumu anlamasınlar, bir de yolun ortasındaki kadına el kol söylenip sövsünler.

Falan filan.*

Çarpışanlar ayrılıp dağıldılar. Kimseye birşey olmadı, ama patronun cipine arkadaşlarını atıp caka satan şöför oğlan fena patladı. Vay Yay’daki Mars vay.

Dinleyin.*

Şimdi böyle yazınca ne anlaşılır? Yay Mars’a girince kaza riski oluyor demek ki, hımmm. Çok kötü fena bir durum. Hayır, değil. Hareket kapasitemiz artıyor, hızlanıyoruz, ateşlenip coşuyoruz, öfkeyi rahat ortaya koyuyoruz belki, ama bu kaza anlamına gelmiyor. Ama size iki kazayı peşpeşe böyle bir göksel dinamik eşliğinde yazarsam bundan ne çıkarırsınız?

Göksel dinamik şöyle birşey.*

MaSaYay

Napıyoruz? Dün gece Aslan’da oluşan Yeniay’la sahneye çıkıyor, seyirciye oynuyor, olayı dramatize ediyoruz. Hah hah haa. Hem gülüyor, hem güldürüyoruz. Hah hah haa. Siz gülmüyor musunuz? Peki, devam ediyoruz.

 

Yaşadığımız dramatik olayları öngören astrologlar sayesinde popüler anlamda astrolojiye bir nebze daha yaklaşıldığına şahit oluyoruz. Kim bilmiş, ne demiş, tam tamına o kelimeyi mi seçmiş, nereden bu yorumu getirmiş? Yorumlar karşılaştırılıyor, tarihlere bakılıyor, iz takibi yapılıyor, takipçi sayıları kiminde artıyor kiminde azalıyor. Depremin kendisinden ziyade artçılarına odaklanan ve dikkatleri oraya çekenler de oluyor. Hangi deprem diyeceksiniz. İnsanlık kurumunun depremi desem birşey ifade eder mi?

Dinleyin.*

İçinden geçtiğimiz dönemin hassasiyetini, toplumsal, sosyal ve kişisel travmalarımızın tazeliğini düşünerek, herhangi somut bir veri vermeden, işte bu çok kötü, korkunç şeyler olacak, çok kötü zamanlar doğacak diyerek insanları korkulara gark eden ve felaket tellallığı yapanlardan korunmamızı hepimiz için diliyorum. Nedir o çok kötü fena? İçinde bir bilgi ya da somut yorum var mı? Varsa yazınız, ‘bilgi’lerinizi paylaşınız, yazanlara şapka çıkarmaktayız, ama safi apokaliptik çığlıklarınızla ortalığı galeyena getirip hali hazırda 180 atan kalp atışlarımızı taşikardiye vardırmayınız. Korkuyla size sığınacak müritler topluluğu mu arıyorsunuz? Yoksa siz sadece bu felaketler zincirinden mi besleniyorsunuz?

Felaketler zinciri şöyle birşey.

PersefonCesmesi
Hades Persefon’a rızası dışında sahip olurken. Persefon Çeşmesi, Katanya, Sicilya

Dinleyin.*

The Mountain Astrologer dergisi Ağustos-Eylül 2016 sayısında çıkan bir makaleye göre, kendi iç güvensizliklerimizi öngörülerimize yansıtma potansiyelini taşıyoruz. Bunu yaptığımızda karşımızdakini travmatize etme riskine giriyoruz. Bir astrologun da mesleğine, danışanına, takipçilerine ve kendine karşı sorumlulukları var. Elindeki bilgiyi karşıya nasıl sunuyor, nasıl ifadeler, kelimeler seçiyor, bilgisini katarak ve karşısındakinin psikolojik nabzını gözönünde bulundurarak zanaatini nasıl idame ettiriyor?

Zanaat şöyle birşey.

Transits

 

Tralfamador’da öğrendiğim en önemli husus, bir kişinin öldüğünde sadece ölmüş göründüğüdür. Ölen kişi geçmişte gayet yaşadığından cenazelerde ağlamak saçmadır. Tüm anlar, geçmiş, şimdi ve gelecek daima vardır ve daima olacaktır. Tralfamadorlular bütün farklı anlara, bizlerin, mesela Rocky Dağları’nın herhangi bir tarafına baktığımız gibi bakabilirler. Anların tümünün ne derece kalıcı olduğunu görür ve ilgilerini çeken herhangi bir ana bakabilirler. Dünya’da bildiğimiz bir anın diğerini tespih taneleri misali takip edişi ve geçen anın ebediyen geçtiği kavrayışı, kuruntudan ibarettir.

Bir Tralfamadorlu bir ceset gördüğünde sadece ölünün o an için kötü bir durumda bulunduğunu ama diğer bir sürü anda gayet iyi olduğunu düşünür. Artık birinin öldüğünü duyduğumda ben de omuz silkiyor ve ‘toprağı bol olsun’, ‘huzur içinde yatsın’ türü laflar yerine Tralfamadorluların ölenlerin ardından söylediklerini söylüyorum: ‘Falan filan.’

Mezbaha No 5, Kurt Vonnegut

Ah şu benim Mars.

ElektrikliSandalye
Şampiyonların Kahvaltısı, Kurt Vonnegut

Falan filan.*

* Şampiyonların Kahvaltısı ve Mezbaha No 5 ile Kurt Vonnegut’a saygıyla..

5 Replies to “Falan Filan”

  1. Herkes felaket tellallığı yapmaya bayılıyor. Sadece olumsuz konuşarak besleniyor sanırım insanlar. Böylece negatıf enerji kol geziyor… Çok fena çok. .Dün akşam anlatıyorlardi. Ağustos hakkında ne ongörüler var… ya işinize bakın. Sakin olun ve işinize bakın. ..

    Beğen

  2. Felaketin ‘senaryosuna’ gerek yok ki, içindeyiz, yaşıyoruz. Benim kastettiğim astrolojik öngörüler babında ‘kötü fena’nın altını açmayan paylaşımlar. Çok kötü şeyler olacak! Ne olacak? Terör? Deprem? Dış güçler? İç karışıklık? Hukuk sisteminin çöküşü? Eğitimin baskılanması? Nedir kötünün tanımı? Yoksa zorlayıcı zamanlarda olduğumuzun gökyüzü babında ifade edilmemesi değil kastettiğim. Aksine, somutlaştırmak. Somutlaştırmanın etik olmadığını düşünüyorsan (çünkü belki gerçek korku oradadır) o zaman içi boş korku salmak niye? Ben de bunu boşverip geçemiyorum işte..

    Beğen

  3. Kötümserlik kötüyü besler diye okudum ben de bugün Gündüz Vassaf’In “Ne yapabiliriz” kitabını okurken… Çok iyi geldi yazdıkların bunun üzerine.. Sağol, varol.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s