Bugün tam bir buçuk yaşına giren yeğenimin en sevdiği laflardan biri bu.

Bit-tii.

Sepet içindeki topları dışarı atıyor, sepet boşalıyor. Bit-tii. Kitabının sayfalarını çeviriyor, arka kapağı kapatıyor. Bit-tii. Şişedeki suyu yere döküp üstünde tepiniyor, kahkahalarla annesine koşuyor. Bit-tii.

Ben de kendi seans sepetimin üçte birini boşaltmış, elimdeki kitabı bitirip kapağını kapamış, çiçeklerime su döküp yeni tomurcuklarına mutlanmış şekilde yeğenimi taklit ediyorum.

Bit-tii.

Süreçte kalmakta zorlanıyorum. Hedefe varıp bitirmeyle huzur buluyorum. Kişisel ve toplumsal bitmemişliklere tezat, elimdeki basit, sıradan, rutin bitirebildiklerimle kendimi teskin etmeye çalışıyorum.

Bu da bit-tii.

Bey’le konuşuyoruz. Şu Yunanistan bile sefil durumundan çıktı çıkıyor, bizim geldiğimiz yere bak diye hayıflanıyoruz. Üstüne 15 Temmuz’u yaşıyoruz. O gece tam 22.00 sularında Atatürk Havalimanı’ndan eve dönmeye çalışırken tanklarla yanyana TEM’de ilerliyoruz.

Yol bit-tii.

Yunan bir arkadaşım olayın gecesi, ertesi, haftası takipte kalarak bizi arayıp soruyor. Bir türlü konuşamıyor, yazışıyoruz. Korkunç şeyler görüp duyuyoruz, nasılsınız iyi misiniz diyen meraklı, ürkek sorularını yanıtlıyoruz. Oldukça zor zamanlardan geçtiğimizi ifade edebilecek sözcükleri seçmek için debeleniyoruz.

Söz bit-tii.

Orada nasıl, burada nasıl derken arkadaşım kendi memleketinin krizden çıkmayı bir türlü beceremediğinden, tuhaf zamanlarda yaşadıklarından dem vuruyor. Bey’le acı acı gülümsüyoruz. Biz de tam onu diyorduk. Dışarıdan görünen bir yüzü, içinde yaşayana görünmeyen ötekisi. Bize ne de güzel çıkmış görünüyorsunuz.

Kriz bit-tii.

Sahil trafiğinde ilerliyoruz. Arnavutköy’den Yeniköy’e caddeyi sakin, lokantaları dolu görüyoruz. Tarabya’ya doğru tıkanıyoruz. Kornalar, ıslıklar, bağırışlarla duruyoruz. Kalender Orduevi’nin önünde halkın bayraklarla yolu kestiğini, binaya ve içeridekilere protesto amaçlı eylem yaptıklarını görüyoruz. Motoru sola kırıp devam ediyoruz. Normalleşmenin, sakinleşmenin, elmayla armudu karıştırmamanın hayallerini kuruyoruz.

Kavga bit-tii.

Bitmemenin umuduna tutunuyoruz. İnternetten okunacak yeni kitaplar sipariş ediyoruz. Birikmiş dizilerden birini seyrediyoruz. Balkonumuzda sofra kurup boşluğa kadeh kaldırıyoruz. Coffee’yi ayağımızın altında sırayla okşuyoruz. Gökyüzündeki yıldızlara bakıp derin bir nefesle geçtiğimiz ayı içimize çekiyor, Temmuz’u dışarı veriyoruz.

Temmuz bit-tii.

Balkon

 

6 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s