Merhaba. Ben dostum. Belki de değil. Nasılsın, iyi misin?

Beni sorarsan (lütfen sor) gerginlikten halliceyim. İçimde sönmüş bir volkan, aktive olup patlamayı, kızgın köpüklerini köpür köpür akıtmayı bekliyor. Yeraltının magması yeryüzüne çıksın hadi. A aa, ne o öyle cerahat gibi? Yakıştı mı şimdi? Cık cık cık, seni çirkin şey seni.

Sen de mi gerginsin? Ettik iki. Bu retro haldeki Akrep’e dönmüş Mars öyle sinsi ki. Zaten bastırılmışken öfke, gitti bir de yerin dibine indi. Ulaş ulaşabiliyorsan, çıkar ta derinlerden iradeni, isteklerini, kızışıp sıkışmış gazını sıvını. Çıkmadı mı? Patlat o zaman köpüklü tükürüklerini. Tüüüü. Pis kedi. E kim tükürecek? Ben değil elbet! Kedidir kedi.

Çok mu iğrenç geldi? Mideye mideye çalışırken iyiydi. Bağırsaklara gelince mi aklın başına erdi? Her inişin bir çıkışı olacağı besbelli. Medenininki Brexit, değilinki Erenköylü zırt ve de pırt. Eh, kokusu sevimsiz tabii.

Pardon, monologa bağladım, hiç sevmem, hemen diyaloga geri. İşte soruların piri: Öfke ve gerginlikle nasıl başediyorsun? Önce ben mi? Peki.

Hemen klavyeye davranıp yazmak istiyorum sanki. Buyrunuz şekil bir ve ki. Ki eki ayrı yazılır, getirin cetvelimi. Bazen yazıyorum bazen saçmalıyorum, ama her seferinde de yazdığımı yayınlamak istiyorum, iyi mi? Deli miyim bunları ortalığa saçacağım diye mantığım bıdı bıdı ahkam kesiyor. Fırtınalı yelken seyrindeki duygusal denizimse yayınlamazsam o kasıklığın içimden çıkıp havaya buluta karışacağına inanmıyor. Bu iki ara bir derede kalmış kul da yazmayıp düşünsel alemde takılıyor. Boş işler, havasız düşünceler sörfü.

Sen ne yapıyorsun? Müzik dinliyorsun. Hmm. Yüksek sesli, kulaklıktan. Tanıdık geldi. Sanki bütün dünya etrafından yokolup gidiyor, değil mi? You use your words as a weapon dear derken Birdy, bak nasıl da ayaklarım, kollarım, saçlarım -evet saçlarım- kanatlanıp uçuverdi. O benim müzikle salınan bedenimin mi eseriydi? Yok ayol, ilahi. İstanbul’un bir ucundan diğerine yeraltında ilerleyen metalik bir solucanla gitsem de beni esas taşıyıp göklerde uçuran bu kanatlı kızın ateşli serin sesiydi. Serin bir ateş mümkün mü der gibisin. Anlıyorum, dedim olduculardan değilsin. Olsun varsın, bu sefer de böyle yansın, acı verse de yeter, bana aşkın.

Ne iyi ettin de geldin. Ha, ben mi sana geldim? Öfkeli ve gergin miydim? Farkında bile değilim. Maksat iki muhabbet mirim. Ben dostum, demiş miydim?

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s