Boğa Dönemi ve Akrep’teki Dolunay

Belki Boğa dönemine girdiğimizdendir. Kokuları daha keskin duyumsuyorum. Yanımdan geçen kadının çilekli parfümünü, savasana pozisyonunda göz yastığımın lavantasını, Coffee’nin buram buram kakasını! Bedenime değenleri ilk defaymışçasına hissediyorum. Güneşin saç diplerimi ısıttığını, rüzgarın tenimi bir okşayıp bir tokatladığını, şehrin çıplak ayak bileklerime çarptığı tozu, kumu, talaşı. Renklerin canlılığını içime içime çekiyorum. Baharları otları, göğü denizi, toprağı ağaç kabuklarını.

Boğa’yla ağırlaşan, sadeleşen, kendi zamanında ilerleyen doğanın ritmini çiçeklerimde gözlemliyorum. Gidip gelip çiçeklerime bakıyorum, gidip gelip çiçeklerime bakıyorum. Onlar da aynen durdukları yerden bana. Her bir gün gide gele açmaya yüz tutan çiçeklere gözlerimi dikmem ne zamanı hızlandırıyor ne çiçeklerin benim ritmime uyum sağlamasına yarıyor. Onlar ‘kendi zamanlarını yaşıyor’, ağır ağır çiçeklenmeye ‘yerleşiyorlar’.

Bu sene 20 Nisan’da başlayan Boğa dönemi işte tam da bunu ifade ediyor. Tempoyu düşür, telaşı bırak, hayatın basit ve duyusal zevklerinin tadını çıkar, doğanın ritmini yakala. Deli hızında, bol sürprizli, vurdulu kırdılı, sarsmalı sallamalı geçen uyandırıcı, tetikleyici Koç dönemi sonrası şimdi, çıktığımız yola yerleşmemiz ve başlattıklarımıza sahip çıkmamız için bir nefes alma ve geriye yaslanıp önümüzdeki güzelliklerin farkına varma zamanı.

Toprak elementi Boğa somut edinimler ve bedensel zevklerle ilgiliyken kendimize önümüzdeki bir ay şunları sorabiliriz: Bedenimle, sahip olduğum (maddi-manevi) varlıklarımla ve doğayla nasıl bir ilişki içindeyim? Onlara nasıl sahip çıkıyor, nelerden haz duyuyor, güzelliklerinin nasıl farkına varıyorum? Güzel bir yemek, kıvamlı bir içki eşliğinde mi, taze bir gülün kokusu ve yumuşak yapraklarının temasıyla mı, hayatımdaki istikrar, bankadaki param, malım mülkümle mi, yoksa sadece şu canı taşıyan vücudumla mı? Bu çoktan seçmeli bir sınav değil, cevapların hepsi ve ötesi geçerli. Önemli olan kişinin kendi sahip olduğu değerleri farkederek koruyup kollaması.

Boğa yavaşlamayı, dünyevi hayatın zevklerine dönmeyi, uyumu, güzelliği, onlara sahip çıkıp korumayı, devamlılık ve istikrar sağlamayı, gün yüzüyle görünen ve bilinen alanları temsil ederken karşıt burcu olan Akrep su elementindeki yerleşimiyle, Boğa’nın aksine, bizi yeraltına, görünmeyen alanlara, bilinçdışına, duygular ve korkular dünyasına çeker. Boğa bedenle, Akrep ruhla ilgilidir. Boğa görünen yerlerden dokun(ul)mak, okşa(n)mak, uyumlanmak, sahiplen(il)mek ister, Akrep görünmeyen yerleri, en derinleri güzeli çirkiniyle görmek, gücünü ve güçsüzlüğünü hissetmek, paylaşmak, bırak(ma)mak, dönüş(tür)mek ister. Boğa hayatın temel zevkleriyle ilgilenir, Akrep hayatta kalıp kalmamakla.

22 Nisan 2016 Cuma Türkiye saatiyle sabah 08.24 civarı Boğa’daki Güneş’e karşıt konumda oluşacak Akrep’teki Dolunay yukarıda saydığım iki zıt kutup arasında bir gelgite işaret ediyor. Her Dolunay bir duygusal farkındalık, bir karar zamanı. Karar vermenin/verememenin veya ayrılmanın/ayrılamamanın gerginliğini içimizde hissettiğimiz bir çalkantı.

Daha Boğa’ya yeni giren Güneş ruhsal olarak bize tempoyu düşürmek, kaynaklarımıza sahip çıkmak, bedenimize iyi bakmak, onu mutlu etmek, ona zevk vermek, dünyevi alanda kalmak üzere temayı belirlerken erken derecelerde oluşan Akrep’teki Dolunay ise duygusal olarak nelere tutunmaktan vazgeçmemiz, nerelerde psikolojik olarak saplanmanın faydası olmadığını hissetmemiz, onları sevgi ve şefkatle bırakmamız, artık işe yaramayanların ‘ölümüne izin vererek’ yaşadıklarımızı dönüştürmemiz için gerekli zamanın geldiğine işaret ediyor. En büyük korkularımız neler? Tutku ve ihtiraslarımız nasıl güdümlenmekteler? Karanlık ve çirkin hislerimiz nerelerden beslenmekteler? Peki, bütün bunların varlığını kabul ediyor, neden onları hala sıkı sıkıya tuttuğumuzu, tutmanın bize faydası mı zararı mı olduğunu görebiliyor muyuz? Akrep iç dünyamızın en derinlerindeki gerçekle ilgiliyse cevap, evet, kesinlikle biliyoruz. Oraya bakmaya, inmeye cesaret edersek.

Boğa uyumlanmayı getirirken yöneticisi Venüs’ün şu an savaşçı Koç’ta bulunması dokuyu değiştiriyor ve ilişkilerimizde rekabetçi, öne çıkmak, atılmak isteyen mizacı ifade ediyor. Bugünlerde ilişkilerinizde barış için savaşmanız gereken durumlarda kendinizi buluyor musunuz? Öte yandan Dolunay’ın yöneticisi Mars’ın Yay’da yeni gerilemeye başlaması inançlar, dogmalar, bir vizyon için savaşma, irade ortaya koyma mevzularının kendini dış dünyada rahat ifade edemeyeceğini gösteriyor. O zaman da anlamsız patlamalara, olur olmaz çıkışlara sebebiyet verebilir hale geliyor. Halbuki Satürn’le kavuşum halindeki Mars, Neptün-Jüpiter karşıtlığına T kare yapıyor ve artık zamanı geçmiş, anlam ifade etmeyen, günümüzde yeri olmayan inanç sistemlerini sorgulamamız, elememiz, yeniden yapılandırmamız, bunlar için mücadele etmemiz konularını ifade ediyor. Ortalıksa toz duman. Neptün her tarafı çözüp bulandırıyor, yalanı doğrudan ayırmayı imkansız kılıyor. Neptün’den kare alan ve retrodaki Satürn sınırları çizmemiz, gerçekçi olmamız, eleme yapmamız konusunda işlevini tam olarak yerine getiremiyor. Büyük balık daha az büyük balığı yutuyor. Gerçek sandıklarımız kandırmaca çıkıyor, kurtuluş sandıklarımızı kurbana çeviriyor. Tutunulan inançlar abarıp iyice köktenciliğe, uçsallığa, fanatizme gidiyor. Biz bu safsatalara bile isteye, göz göre göre niye inanıyoruz ki niye acaba niye diye kendimizi sorgularken buluyorsak işte bu üçlünün dinamiklerinde dolanıyoruz.

Dünya değişiyor, ülke değişiyor. Biz değişiyor muyuz? Aynı şekilde düşünüp davranmaya devam ediyor, Boğa’nın konformizmine kapılıp hazda mı kalıyoruz? Ya da Akrep’in dönüşmemek için ölümüne gitme gözükaralığındaki aynılığına mı saplanıyoruz? Değişimin konfor alanından çıkmak anlamına geldiğini anlıyor muyuz? Soru soruyor muyuz? Sorduğumuzda cevabını dinliyor muyuz, yoksa kendi kafamızdaki cevapları karşımızdakinin ağzına mı tıkıyoruz? Bize soru sorulduğunda kendi gerçeğimizi dürüstçe tüm rağmenleriyle ortaya koyuyor muyuz?

28 Nisan 2016 gecesi Boğa’da gerilemeye başlayacak olan Merkür bu sorgulamaları sahip olduklarımız konusunda yapmamız için gereken 3 haftalık dönemi başlatıyor. Gerçekten sahip çıkmamız gereken temellerimiz neler? Bizi neler daha mutlu eder? Yavaşlayıp tempoyu düşürmemiz gereken alanlar nereler? Toprakta büyük üçgen oluşturan Merkür, Jüpiter ve Plüton daha basit, tatminkar ve sürdürülebilir bir yaşam için fırsatları önümüzdeki bu üç hafta dile getiriyor. 22 Mayıs’ta Merkür durağanlaşıp ileri hareketine başlıyor ve 7 Haziran’da gerilemeye başladığı noktaya dönüyor. İleri hareketine dönene kadar hayatımızda elimizdekilere odaklanarak, geriye dönük halledilmemiş konularımız üstüne çalışarak, rutinimize bakarak, yepyeni atılımlara girmeden, majör değişimler yapmadan, büyük kararlar almadan ilerlemekte fayda var.

Boğa döneminin ve Akrep’teki Dolunay’ın dişil kutupsallığa sahip olmasının ötesinde dört önemli gezegen Jüpiter, Satürn, Mars ve Plüton şu an retro durumdalar. Üstüne önümüzdeki hafta retroya girecek Merkür ile birlikte birçok konunun ifadesinin iç dünyamızda, iç değerlendirmelerle, içsel gerçekliklerle şekilleneceğini anlayabiliriz. Dış dünyada haldır huldur koşturma, hırs ve azimle yeni işlere atılıp başlama zamanları değil. Böyle durumlar söz konusuysa yaz sonunu beklemenin altını çizelim.

Sevgili Sabianlar erken derecelerde oluşan Akrep’teki Dolunay ve karşısında yer alan Boğa’daki Güneş için ne diyorlar?

3 derece Boğa’daki Güneş: Doğal adımlar çiçeklenmekte olan bir yonca tarlasına götürüyor; bereketli bir deneyim sonrası kişisel bilinç kademe kademe genişliyor.

3 derece Akrep’teki Dolunay: Küçük bir kasabadaki ev inşaatı kutlaması komşuların imeceye gönüllü olduğunu gösteriyor; basit bir işbirliği çabasıyla cemiyet hissi ortaya konuyor.

TMA Magazine, April-May 2016

Bu Dolunay’la gerçek zenginlik ve güzelliklerimizi keşfetmemiz, bizi yoksullaştıran tutunulmuşluklarımızı bırakmamız için, Plütonik bir Boğa (ya da Akrep gibi bir Boğa) olan Kavafis’ten Ithaka sizler için geliyor.

ITHAKA
ithaka’ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli poseidon’dan.
bunlardan hiçbiri çıkmaz karşına,
düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu
ince bir heyecan sarmışsa eğer.
ne lestrigonlara rastlarsın,
ne kikloplara, ne azgın poseidon’a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.
dile ki uzun sürsün yolun.
nice yaz sabahları olsun,
eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
durup fenike’nin çarşılarında
eşi benzeri olmayan mallar al,
sedefle mercan, abanozla kehribar,
ve her türlü başdöndürücü kokular;
bu başdöndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
nice mısır şehirlerine uğra,
ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.
hiç aklından çıkarma ithaka’yı.
oraya varmak senin başlıca yazgın.
ama yolculuğu tez bitirmeye de kalkma sakın.
varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
sonunda kocamış biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
ithaka’nın sana zenginlik vermesini ummadan.
sana bu güzel yolculuğu verdi ithaka.
o olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.
onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini ithakaların
Kavafis
RushSakir
Boğa’nın ve doğanın ritmine yerleşmiş Rush ve Şakir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s