Bu Su Hiç Durmaz

 

Zihnime yazı cümlesi düşüyor.

‘Yüzmeyi geç öğrendim.’

Bir yerden hatırlıyorum. Yazmış mıydım? Blogumdaki arama satırına giriyorum. Karşıma çıkıyor. Kendimi tekrarlıyorum.

Basit cümleler kurmak istiyorum, karmaşık kitaplar okuyorum. Yazmayı düşünüyorum, okumaya başlıyorum. Rüyalarımda yürüyorum, uyanınca uzanıyorum. Ümitler denizinin hiçliğiyle gerçekler aleminin itçeki arasında kendi kendimi ‘diren’le hashtag’liyorum.

Sağ avucum çenemin altında, dirseğim masamın üstünde, camdan dışarı bakıyorum. Gece karanlık. Hiçbir şey görünmüyor. İçerisi aydınlık. Odam cama yansıyor. Dış dünyanın gerçeği hükümsüz, ne olup bitiyorsa burada gerçekleşiyor.

Ne oluyor?

Televizyon programcısı bildik konuklarına soruyor. Sözcükler iki ileri bir geri evrene havale ediliyor. Çok şey oluyor, hiçbir şey olmuyor. ‘Paradoks mu?’

İşte yine, eskiden sarfedilen sözcükler, kendini tekrarlayan senaryolar yeniden yeniden baş gösteriyor.

Yeni mi?

Yok. Ezelden beri. Ezel, hani o zamanın dizisi değil. Tüm insanlığın oyuncusu olduğu evrensel dizi. Mercedes görünümlü Doğan SLX.

Saçmalıyorum. Bugün saçmalama hakkımı kullanıyorum.

Mehmet Ali Bey, n’olur biraz yardımcı olun.

Yaratıcılık cesaret mi gerektiriyor?*

Doğum içinse ölüm kalım meselesi deniyor. Sadece bir yönüyle, fiziksel olarak gerçekleşmiyor. Bebek ana karnından fiziksel olarak çıkarken, yanısıra kollektif psişenin ayrışmayan denizinden bireysel bir kimlik olarak da doğuyor. Bu hem anneden bedensel kopuşu hem de kollektifin ve ailenin kitlesel psişesinden ayrı bir kimlik oluşturma savaşını ifade ediyor.**

Yazar burada ne demek istiyor? Birinci tekil şahısa dönmek istese de evrenin suyundan kopup dışarı çıkamıyor.

Ölüm var. Elde var bir. Kalım var. Eder iki. Ya doğum?

Buzlar eriyor, sular yükseliyor, akıntı artıyor, sel gümbür gümbür geliyor.

Ne yapacağım bu kadar suyu, ne?

Sen yüzme bilirsin?

* Creativity takes courage, Henri Matisse

** The Astrological Neptune and the Quest for Redemption, Liz Greene

2 Replies to “Bu Su Hiç Durmaz”

  1. omzumu kırdığımda terapi için çeşme’ye gitmiştim. 1 mayıstı bir baktım denizde kimse yok. ama kaplıcada yüzenleri görmüşüm, kulaç atamadığımı ….. ve babam bana yüzmeyi öğretti ama ben onun gibi yüzemiycem fikri… bi atladım suya, deli gibi yüzdüm, kollar açıldı, ben bağırıyorum ‘eveeeeet’ diye… Deniz budur işte.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s