19 Şubat 2016 sabahı Balık dönemi başladı. Balık’la gündemimizi bir ay meşgul edecek temaları düşünerek içimden şunları geçirdim:

Şefkatli, merhametli, sevgiyle sarmalayan, birleştiren, affedebilen, kendimiz dışındaki bütüne ait olduğumuzu hissettiren bir ay diliyorum. Şiirle, şarkıyla, maneviyatla, sanatla..

Duramadım, bir iki platformda yukarıdakileri yazılı olarak paylaştım. Dileğimin tam da memleketin kalbinden tekrar vurulduğu, acıyla sarsıldığı elim olay üstüne denk gelmesi ‘tutunacak iyi birşeyler beklentisi’nin söze dökülmüş hali gibiydi. Yazdıklarımı beğenen, üstüne yorum yapanlarda bunu sezdim. Kendim dahil. Sonuçta yazarak dileğimi bireyselliğimden çıkarmış, bütüne teslim etmiştim.

Zodyak’ın son burcu olan Balık’ın kendisi dahil tüm burçları içerdiği yorumu yapılır. Başlangıç noktası Koç saf, ham ve dürtüsel olan ise, sonlanma noktası Balık da aşkın, dünya dışına taşan, semalarda yaşayandır. Tüm burçlar Balık’ta birleşir ve bizler de evrenle nasıl birleştiğimizi, doğduğumuz yere nasıl döndüğümüzü, yeniden doğmak üzere kendimizi aşan bir düzene ait olduğumuzu hatırlarız. Bu manevi, ruhsal, kutsal yanımızla kollektifin bütünlüğüdür.

Her arketipte olduğu gibi Balık da kendi gölgelerini beraberinde getirir. Bu da ayrılık yanılsamasıdır. Hepimizin suçlu ya da kurban olduğu, kendi kendimizi kurtaramayacağımız, bu yolda ızdırap çekerken fedakarlık gösterip feragat etmemiz gerektiği meselesi. Kurtuluşu başkalarında ya da bizden üstün varlıklarda, yerlerde arama, kendimizi uyuşturacak şeylere sığınma, birleşmeyi bu yollarla umma illüzyonu.

Güneş Balık’ın daha çok erken derecelerinde ilerlerken sanki bir silkinme çağrısı gibi tam karşıtı Başak’ta Dolunay gerçekleşecek. 22 Şubat 2016 Pazartesi Türkiye saatiyle 20.20 civarına denk gelecek bu Dolunay ruhsal yolculuğun yanıltıcı birleşmelerine tezat duygularımız ve ihtiyaçlarımız alanında ayrıştırmamız, ince eleyip sık dokumamız gerekenlere ışık tutacak.

Balık ruhsal birleşmeyle bütünlenme yolculuğunda ilerlerken, Başak hayatın rutinleri, gerçekleri ve fiziksel ritmi için faydalı faydasız analizi yapar, düzeni iyileştirmeye bakar, analitik yaklaşır, çalışmayan işlevi ya düzeltir ya da sistemden çıkarıp yerine çalışanını getirir. Balık gibi Başak da diğerkamlıkla, diğerlerine hizmet ederek, bunu dünyevi meseleler içinde sürdürerek kendini gerçekleştirir. Başak’ın gölgesi ise sistemi tıkır tıkır işleteyim derken sınırlarını, duygularını, sağlık bütünlüğünü, insan olduğunu unutup robota bağlamasıdır. Dünyevi alandaki ‘mükemmeliyet’ yerine gelmediğinde yargılar, eleştirir, bütünlüğü koşullara bağlayabilir.

Birleşmek ve ayrılmak, ruhsal olarak kabullenici, duygusal olarak gerçekçi olmak, ikisi arasındaki dengeyi bulmak bu Dolunay’ın temaları olarak özetlenebilir.

Balık’taki Güneş ve yakınındaki Neptün, Ceres, Chiron ve Güney Ay Düğümü yığılımına karşıt yapan Başak’taki Ay (ve yakınındaki Jüpiter-Kuzey Ay Düğümü kavuşumu) içinde kaldığımız yanılsamalara, hayalkırıklıklarına, büyük özlemlere, birleşerek affedilme ve şifalanma beklentisine, uyuşmalara, hareketsiz ve cesaretsiz kalmalara karşı gerçekten neye ihtiyacımız olduğunun farkına varmamız için kendimize has düzenimize odaklanmaya çağırıyor.

Tutunduğumuz, bırakmadığımız, ayrılmadığımız duygular, özlemlerin bize faydası var mı? Geçmişin yaralarını, öfkelerini, kendimizi ordan oraya savrulmaya bırakmışlığımızı yargılamadan, koşul koymadan analiz edip farketmek, farkındalıkla, şefkatle kabullenmek, gelişimimiz için gün be gün çalışmak, üretmek, işlemek ve demirimizi ışıldatmak olası mı? Eleştirmemiz ve ayırmamız gereken başkalarının hataları mı yoksa kendi duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarımızı bütünsel sağlığımız için önümüze koyup tartmak mı?

Neptün’ün bulandırdığı ve yumuşattığı gerçeklikle neyin ne olduğunu anlamak, eğriyle doğruyu birbirinden ayırmak çok kolay değil, ama kendi gerçeğimizle buluşmak için içimize dönmek, ana odaklanmak, bedenimizin sağlığının yerinde olup olmadığını tartmak, psikolojimizin onunla bir bütünlük içinde, elele çalışıp çalışmadığını farketmek mümkün. Bedenimizin sağlığı dış dünyadaki düzenimizin sağlıklı işleyip işlemediğinin bir göstergesi bu Dolunay. Bunun duygusal ve güvenlik ihtiyaçlarımız babında sebebini bulma, karar verme, gerekiyorsa ayrılıp bırakma zamanı da şimdi.

Dolunay haritasının teması adalet ve diplomasiyle dengeyi sağlamak. Bu denge özgün fikirlerimizin ortaya koyulması, eşitlik ve bizlikle ifade edilmesiyle destekleniyor. İnançlarımız sınanmaya devam ediyor. Geçmişin acılarını kabul etmekle ilerlemek için eleyip ayrıştırmak arasındaki gelgitimiz neye inanıp inanmadığımızın sorumluluğunu almamız için baskı unsuru oluşturuyor. Halbuki inançlarımızın neye evrileceği konusu bulanıklığını sürdürüyor. Ne pahasına olursa olsun sonuna kadar mücadele etme psikolojisi devam ediyor. Dönüşmek için özgürleşmek, özgürleşmek için dönüşmek temaları bireysel ve kollektif olarak zorlu it-çeklerini üstümüzden hala esirgemiyor.

Sabianlar 4 derece Başak’taki Ay için ne diyor?

Siyah ve beyaz ırktan çocuklar birlikte mutluluk içinde oynuyorlar; sosyo-kültürel önyargıların üstesinden geliniyor.

TMA Magazine, February-March 2016

Ya 4 derece Balık’taki Güneş?

İki sahilboyu yerleşkeyi birbirine bağlayan dar bir geçitteki yoğun araba trafiği; karmaşık sosyal süreçleri varedip tanımlayan değiş tokuşun hareketliliği ve yoğunluğu.

TMA Magazine, February-March 2016

Birleşme ve ayırma arasındaki dengeyi siz nerede buluyor, içiniz ve dışınızdaki bu akışkan trafiği nasıl yaşıyorsunuz? Gelen gideni aratmasın, giden yeni bir gelen yaratsın.

Tuyler

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s