Kova Olma Cesareti

İlişkilerin cesaret istediğini özellikle düşünmemiştim. İlk tetikleyen Rollo May’in Yaratma Cesareti oldu sanırım. Toplumsal cesareti diğer insani varlıklarla ilişkiye girme, kişinin anlamlı bir yakınlık kurma umuduyla tehlikeye atılabilme yetisi olarak ifade ediyordu.

Anlamlı bir yakınlık kurma umuduyla tehlikeye atılabilme yetisi.

Bu ifade beni yakaladı. İlişki tehlike ve risk demekse güven nasıl oluşturulacaktı? Korkuyla olmasa gerek.

Seans süreçlerinde gün be gün insan olmanın, insanlarla ilişkide kalmanın, bunu kendine geri vermenin ne kadar zor olduğunu deneyimliyorum. Her seansta bir ben oluyor, bir karşımdaki, bir de biz. Her bizin bir bileşeni ben olsam da o biz her seferinde bambaşka şekilleniyor. Bazen birbirine kenetleniyor, bazen zahmetsiz doğal bir akışta kalıyor, bazen amorf bir hale bürünüyor. Şekilsiz şekillerden ibaret bir yoğunluk.

Şuraya gelmek de cesaret istiyor, kendini ortaya koymak da. Burası kapalı devre bir mekan. Sadece danışmana ve danışana açık, samimi bir mabed. Katılımcılar bizleriz. Ben ve karşımdaki. Bu açılmak için yeterli mi?

Mabede girmek bir cesaret meselesiyse güven unsuru da teşkil ediyor. Birbirimize nasıl güveneceğiz? Nasıl anlatacağız? Nasıl dinleyeceğiz? Nasıl iletişeceğiz? Nasıl neysek o olacağız?

Cesaret Mars, güvenlik Ay, korku Satürn.

Bir de merak var tabii. Merkür. Merak etmek. Kendini, diğerini, çevreni, öteni, yakını, uzağı, bildiğini, bilmediğini, hayal ettiğini, hayal bile edemediğini merak etmek. Görmek için bakmak, duymak için dinlemek, anlaşılmak için anlatmak, dinlemek için susmak. Susarak nasıl merak edilir? İç sesim ne diyor, onu duyabilmek için susarak, kendi başına, yalnızlığınla kalarak misal.

Grup ilişkilerindeki cesaretin bundan farkı?

Grup dinamiği diye birşey var. Bizliğin bene üstün geldiği, daha büyük bütüne hizmet eden biraradalık. Bazen herkes eşit, bazen değil. Bazen herkes takım adamı, bazen orası sadece birinin oyun alanı. Yuvarlak masada oturup eşit mesafede kalmak mümkünse orada demokrasi var. Demokratik özgürlük olduğunda da kimi zaman gönüllü uyumlanma, kimi zaman düzeni bozup yeniden yapılanma.

Tam da iki gün önce Güneş Kova’ya geçmişken, kendini gruplarla ifade eden benim gibi Kovaların en büyük meselesi işte bu grupsal dinamikler. Gruba dahil olmak ya da olmamak, kendi yoluna gitmek ya da gitmemek, gruba karşı çıkmak ya da uyumlanmak, kendi grubunu kurmak ya da kurmamak.

Bir Terazi’nin kendini doğal olarak birebir ilişkiler içinde bulması gibi bir Kova’nın da gruplar içinde kendini ortamında hissetmesi normal. Öte yandan o gruba sürekli bir çomak sokası varsa o da Prometheus’tan Kova’ya yadigar. Yapamıyor musun kardeşim karşı çıkmadan, sorgulamadan, grubu şöyle sallayıp koparmadan? Yapabilir, ama bu cesaret etmemek olur. Ortamında rahat edip bireyliğine gidememek. Uyumlanmak. Grubu kendinin üstünde tutmak.

O yüzden de çelişkilidir Kova olmak. Hem kendinden büyük bir topluluğa hizmet edeceksin, hem de isyan bayrağını çekip kendi yoluna gidecek, yenisini oluşturmak üzere grupsuz ve yalnız kalacaksın.

Ta ilkokuldan beri gruplar içindeyim. Arkadaş gruplarım, okul gruplarım, spor gruplarım, meslek gruplarım, hobi gruplarım, kız gruplarım, chat gruplarım, gruplardan türeyen alt gruplarım, grup oğlu gruplarım.

Ağzımdan özellikle ‘en yakın arkadaşım’ tanımının çıktığını hatırlamıyorum. O tanım hep ‘en yakın arkadaşlarımdan biri’ şeklinde telaffuzlandı. Grup dinamiği her zaman devredeydi. Yaş ilerledikçe gruplarım değişti. Kimi arttı, kimi azaldı. Grupluluk hali baki kaldı. Ne zamanki gruptan ayrılmak bir topluluktan, sektörden, tanımlı bir dünyadan, profesyonel hayattan ayrılma noktasına geldi, Kova’nın yalnızlığı başladı. Bireysel yolculuk benim için buydu. Yalnızlaşma. Kendimle kalma. Kendimi tartma. İçimdeki grupları bulma.

Eski gruplardan dökülenler oldu, dağılan gruplardan yeniden oluşanlar. Farkına vardığım en önemli şey artık sadece gruba dahil olmak, ait olmak, orada kalmak adına varolamadığım, susamadığımdı. Bazı gruplardan kendim basıp çıktım, bazılarından ben dışlandım. Her yalnızlık kerteriz aldırdı, pusulanın iğnesi rotamı onayladı.

Bir yaşam ve oluş biçimini bırakmamın ne kadar cesaret istediğini başkalarından şaşırarak dinledim. Halbuki beş kişilik bir arkadaş grubunda sesimi istediğim gibi çıkaramamanın ne kadar zor olduğunu kendime bu yaşımda anca ifade edebildim.

İlişkisel cesaret diye mi başlamıştım?

Kırk yaş itibarıyla yeni ve derin dostluklar oluşur mu, yılların paylaşılmışlığı olan dostlarımdan bu tatmin alınmaz mı diye içimden geçirirken, kişisel cesaretle, ilişkisel cesaretle, grupsal cesaretle, güvenmeyle, açılmayla, sorgulamayla, teslimiyetle, düşünceyle, sahnelemeyle, derinleşmeyle, paylaşımla, duygulanımla yepyeni bir oluşum içinde buldum kendimi. Ve her zamanki kendimi. Dayanamayıp grubu şöyle bir silkeleyen, sorgulayan, gizli saklı ne varsa açığa çıkarmak üzere davranan, ateşi çalıp topluluğa dağıtan suçluya..

Suçluluk Kova’nın sorumluluğu, hatta cesareti. Yoksa herşey hava cıva kurgu kavram tadında kalabilir. Ve bir Kova o idealist düzeninde, karşıtı Aslan’a kaçıp sırça sarayında takılmaktan çook mutlu olabilir. İnsan, demokrasi ve bizliği ifade etmesi beklenirken.

Astrolojiyi daha az yazdığımı, halbuki her bir gün yaşadığımı yazmıştım. İşte şimdi bir Kova’dan Kovalığın bir kuplesini tecrübe ettiniz sevgili okuyucular. Ve neden Kova’yı değil de diğer arketipleri daha çok yazıp çizdiğimin muhasebesine şahit oldunuz.

Kova ‘bilirim’ der. Bildiği geleceğin bilgisidir. Varolan düzeni yenisini getirmek üzere bozmayı tetikler. Böylece kendini ve düzeni özgürleştirir. Halbuki zordur onu ortaya koyabilme cesareti. Cesaret olmazsa tepki çıkar, tepki çıkmazsa söner gider.

Her bir diğer arketip gibi, Kova’nın Kova olabilmesi de cesaret ister.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: