Biz, Yaralılar

Şefkat sözcüğünün İngilizce’deki karşılığını biliyor musunuz?

Compassion.

Peki bu sözcüğün Latince ‘birlikte acı çekmek’ anlamına gelen bir sözcükten türetildiğini?

Ünlü psikolog-astrolog Liz Greene ve Juliet Sharman-Burke İçimizdeki Mitoloji kitabında konunun devamını şöyle getiriyor:

Haksız yere acı çekmiş olmak hepimizin paylaştığı bir duygudur ve başkalarıyla aramızda sıkı bir bağ kurulmasına aracı olabilir. Haksız yere neden acı çekildiği konusuna bir açıklama getiremesek bile, bu acıların yüreğimizi arındıran ve bize farklı bir boyut kazandıran dönüştürücü gücünü farkedebiliriz.

Yunan Mitolojisi’ndeki Chiron’u (Kayron) duydunuz mu? Size onun hikayesini anlatmak istiyorum.

Efsaneye göre, Kronos (Satürn) Philyra’yla birlikte olurken karısı Rhea’ya yakalanır. Bunun üzerine Kronos hemen kendini bir ata çevirir ve olay yerinden kaçar. Philyra bu birliktelikten hamile kalır ve yarı at yarı insan Chiron’u doğurur. Böylece ilk Santor dünyaya gelir. Annesi, çirkin bir canavar doğurduğunu düşünerek tanrılar tanrısı Zeus’a gidip ne pahasına olursa olsun onu bu yükten, kendi çocuğundan kurtarmasını ister. Bu talep olumlu karşılanır ve Chiron tanrılar katına alınır, annesi Philyra da bir limon ağacına çevrilir.

Chiron doğar doğmaz hem babası hem annesi tarafından terkedilmiştir. İlk yarasını böyle alır. Aidiyetsizlik ve dışlanmışlıkla. Ayrıca kendisi yarı hayvan (ölümsüz) yarı insandır (ölümlüdür). Ne dünyaya ne de Olimpos’a aittir.

Chiron, Olimpos’ta tanrılar tarafından yetiştirilir. En yaşlı ve bilge Santor odur. Santorların çoğu yabani ve azgın olmalarına rağmen Chiron uysal kişiliğiyle farklıdır ve insanların da dostluğunu kazanmıştır. O bir şaman, bilge bir şifacıdır. Doğadaki otları kullanarak ilaç ve tedaviler geliştirir, herkesi iyileştirir. Ama o sadece şifacılıkla değil, müzik, ahlak, avlanma, savaş sanatları ve astroloji konularında da çalışıp uzmanlaşır. Birçok Tanrı çocuklarını eğitim almaları için onun bilge ellerine teslim eder. Chiron öğrencilerine ‘hayatta kalma’ dersleri vermenin yanında onları ait oldukları toplumun yararına ve ülkelerinin hizmetine çalışmak, asaletli davranmak üzerine eğitir.

Chiron’un eğittiği gençler tehlike karşısında gülmeyi, tembellik ve açgözlülüğe değer vermemeyi, önlerine çıkan tüm engelleri cesaret ve kıvançla karşılamayı öğrendiler. Sonunda becerikli, güçlü, yiğit, bir o kadar da alçakgönüllü yetişkin bireylere dönüşen bu gençler boyun eğmesini de öğrendiklerinden yönetmeye de uygundurlar.

İşte o öğrencilerinden biri olan Herkül bir gün karşısına çıkan azgın Santorlarla savaşırken Chiron’u okuyla dizinden yanlışlıkla vurur. Ok, Hydra denen canavarın zehirli kanına batırılmıştır. Tedavisi yoktur. Chiron acı içinde kıvranır. Yarı insan olduğu için ölemez, yarı tanrı olduğu için iyileşemez. Bilgeler bilgesi, büyük iyileştirici bu yarı tanrı kendisi dışındaki herkesin derdine deva olurken kendindeki zehrin panzehirini bulamaz, acısını çekmek üzere mağarasına çekilir. Bu acıyı çekmeye mahkumdur, duruma katlanmaktan başka seçeneği yoktur.

Bütün kendi kendini iyileştirme denemelerinin boşa çıkması üzerine son çareyi Zeus’a kendisini öldürmesi için yalvarmakta bulur. Zeus merhamet eder. Chiron, Olimpos’tan ateşi çalıp insanlara armağan eden ve yeraltında cezalı yatan Prometheus’la yer değiştirir, ölümsüzlüğünü ona verir. Karşılığında kendisi yeraltına, ölüler diyarı Tartaros’a yollanır. Chiron bir insan gibi ölüme gider, acılarından böyle kurtulur. Canından fedakarlıkla.

Greene ve Burke’e göre bu iç karartıcı efsane öyle kolay yorumlanıp irdelenebilecek nitelikte değildir. Böylesine medeni, bilge, iyi huylu biri sadece yanlış zaman ve yanlış yerde olduğu için mi bu acıları çekmiş ve ölüme gitmiştir? Bu korkunç bir haksızlık değil midir? Neden bunlar herhangi bir ‘kötü’nün başına değil de böylesi ‘iyi’ Chiron’un başına gelmiştir?

Yazarlar, bunu yaşamın adil olmadığı, “gerek insan eliyle (savaş gibi), gerekse doğa olayları nedeniyle (deprem, kuraklık, sel gibi) topluca yıkıma neden olan afetlerin bizi topyekün yaşamın haksızlıklarıyla yüzleştirdiği” gerçeğiyle açıklıyorlar. “Böyle bir şey başımıza geldiğinde türlü evrelerden geçeriz. Kendimizi ve başkalarını suçlamak, öfkelenmek, sorumluluğu başkalarına atmak, günah keçisi aramak. Bunları yapamadığımızda ailemizi, toplumu, hükümeti, bir azınlık grubunu ya da sadece önümüze gelen neyse onu sorumlu tutmak. Halbuki beklediğimiz sadece biraz sevgi ve şefkattir” diyorlar.

Efsanenin can alıcı noktası, insan doğasının vahşi yönünün ehlileştirilmesinin bir bedeli olduğu. Hepimizin içinde o vahşi Santor – yıkıcı içgüdüler de var, aynı şekilde Herkül, bilinçli ego da. Kendimize daha iyi bir dünya kurmak istiyorsak bu içsel çatışmayı kendi içimizde de yaşamamız gerekir diyor Greene ve Burke.

Ne kadar zeki olsak da, birbirimize acımasızca davranmaktan geri kalmayız. Birey olarak aklın ve aydınlığın yolundan gitmeyi yeğlesek bile, topluca bu ikiliğin tuzağına düşeriz. Öyle ki, hepimiz haksız yere fiziksel ya da duygusal acılar çekebiliriz ya da bir kez bu acıyı tattıktan sonra bir daha asla gerçek anlamda iyileşemeyiz, çünkü masumiyetimize asla geri dönemeyiz. Ancak, yaşama küsüp, içimizdeki kini büyüterek her gün biraz daha çürümek yerine, sevecenliği ve ölümlülere özgü sınırları kabullenmek suretiyle iyileşme yoluna gitmek bizim elimizdedir.

Chiron, astrolojide ve hepimizin doğum haritasında bulunur. Chiron’un bulunduğu yer bizim aynı bir ‘yaralı hayvan’ gibi hassas olduğumuz, oraya dokunulduğunda karşımızdakini ısırıp yaralama potansiyelimizin olduğu, kendimizi dışlanmış, terkedilmiş, iyileşemezmiş gibi hissettiğimiz yerdir. Zamanı gelince bu gömülü yaramızı kabul edip fedakarlık göstermemiz, yaralarımızın içinden geçerek şifayı bulmamız ve o alanda sıradışı bilgeliğimizi ortaya koymamız söz konusudur.

Ben şu anda Türkiye’nin kendi Chiron’uyla tanıştığı, toplumdaki Chironların açığa çıktığı, bu haksız acılarla aydınlandığımızı düşünüyorum. Bunun izdüşümünü Türkiye’nin haritasında yakalıyorum. Kişisel ve toplumsal Chiron’umuzla yüzleşmeyip onu kabul etmedikçe biz yaralıların asıl yaralayan konumuna geçtiğini gözlemliyorum. Chiron astrolojide tam da bunu temsil ediyor. Yaralamak ve sonra onları iyileştirmeye davranmak. Ya da sürekli ısırmak ısırmak ısırmak, yaraları saramamak, kendinden ödün vermemek, öfkelerden öfke beğenmek, ne (metaforik olarak) ölebilmek ne devam edebilmek. Hani sevgi ve şefkat? Nerede bilgelik ve şifalanmak?

Ölüm karşısında yaşamı seçebilmek için kadınların ve kadın psişesinin de büyük rolü olduğuna inanıyorum. Kurtlarla Koşan Kadınlar’da Clarissa Pinkola Estes diyor ki:

Bir kadın ne kadar kötü öldürülürse öldürülsün, ne kadar yaralanmış olursa olsun, psişik hayatı sürer, yukarı doğru yükselip çıkar ve orada ruhani koşullarda tekrar kendi tarzınca yüksek sesle şarkısını söyler. O zaman verilen haksız zarar, bilinçli olarak kavranır ve psişe kendini yenilemeye başlar.

Bu alıntı için kitaptaki Altın Saçlı Kadın öyküsünü okumanızı öneriyorum.

Dün kendi yaralarımızı yalamaya çalışıp eve kapandık. Önceden aldığımız Hindi Zahra konser biletlerini yaktık. Kendimizi iyileştirmenin yolu birbirimizi iyileştirmekten, sevgiden, şefkatten, acıyı birlikte çekmekten geçiyorsa, şimdi yaralarımıza ve Chiron’un müzik öğretisine ithafen..

5 Replies to “Biz, Yaralılar”

  1. Türkiye’nin Kayronu güzel bir farkındalık oldu bana, saol, kalemine-düşüncene sağlık!
    Teşekkürler.

    Beğen

  2. Ne kadar zamandır Chiron üstüne yoğunlaşıyordum, biliyorsun, ama Türkiye’nin Chiron’u ve T CH bilgisi bambaşka bir şekilde önüme geldi. Önce şaşırdım, sonra ne zamandır adını koyamadıklarımın cevabını gördüm, aslında bilgi hep ordaymış.
    Yorumun için ben teşekkür ederim.

    Beğen

  3. haritasında her bir yerine chiron kaçmış biri olarak, nette tarama yaparken buraya düştüm… sevdim sizi

    Beğen

  4. Geri bildirim: İz – MINDMILLS

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s