Apartman

Gece saat oniki. İstanbul için yatma vakti. Üst komşu için tamirat.

Tak tak tak tak tak.

Yukarıki dairede bizim salon tavanın sol köşesine denk gelen yerde onarılacak bir delik mi var nedir, sanki oraya yama yapıp küçük bir çekiçle seramik çakıyorlar.

Tık tık tık tık tık. Tok tok tok tok tok. Tık tık tık. Tok tok tok.

Kimler oturuyor, nasıl bir hayat yaşanıyor, bu zamansız gürültülerle insan merak ediyor. Duvardan duvara, koridordan tavana yansıyan sesleri takip ediyoruz. İstediğimizden değil, mecburiyetten.

Sabah yedi. Daha doğrusu altı buçuktan biraz ileri. Ama sizin için yuvarladım, geldik beri. Yatak odasının üstünde derinden bir vınlama başlıyor.

Vıyn vıyn vıyn vıyn vıyn.

Çamaşır makinesi? Yoksa elektrik süpürgesi mi? Bu saatte olamaz diye düşünürken süpürgenin emiş gücüyle halı kalkıp yere -tepemize- tekrar tekrar vuruyor.

Rap rap rap rap.

Halıdan parkeye geçen tekerlekler oda boyunca gidip geliyor.

Trak truk trak truk.

Bu ritüel bir müddet sürüyor. Arkadan mobilyalar çekiliyor.

Gayk. Goyk. Guyk-guyk-guyk.

Yatak mı? Yoksa kanepe mi? Öyle sandalye, lamba falan değil. Ağır bir kütle. Sürtünmesi belli etmekte. Gayk bir tarafa, goyk gerisin geri eski yerine.

Sabahın bu saatinde birini önlenemez temizliğe iten ne olabilir diye düşünüyor insan içten içe. Hayır hayır. Düşünmüyor, uyumak istiyor huzurlu sessizlik içinde.

Rap raplar, trak truklar kesilince baki kalan vıynlama alınmamış uyku üstüne ninni etkisi yapıyor, insanın -her zaman olmasa da- içi geçiveriyor. Ta ki koridor boyunca ilerleyen asker adımlarıyla yataktan fırlayana dek.

Donk donk donk donk donk.

Birileri evin koridoru boyunca topuklarını vura vura yukarı aşağı yürüyor. Hayır sevgili okuyucular, komşulardan biri koridor aşırı koşuyor da koşuyor.

Bu ne acele? Daha evi temizleyecektik.

Coffee trak truk, donk dunkları biri kapıya vuruyor, birşeyler oluyor gibi algılayıp hırlamaya başlıyor.

Vof. Vuf. Hef. Höf.

Evet, çok sert değil. Yatağın altından, ebeveynlerine sığınıp da söylenen çocuk gibi. O da uykusunun bölünmesinden haz etmiyor. Nitekim bizden anında şışlama payını alıyor.

Hayır Coffee. Yok birşey. Yat bakalım.

Saat yedi buçuğa geliyor. Yan komşunun küçük kızı annesinin yatağında onunla sabah sohbetine başlıyor. Ne dedikleri anlaşılmıyor, ama seslerinin tınısından soran çocuk cevaplayan anne yeterince geçiyor. Kısa bir sessizlik sonrası apartman boşluğuna açılan banyo penceresinden küçük kızın yankılanan sesi evi dolduruyor.

Anneeee, bitti! Gel!

Allahtan öncesi, sonrası duyulmuyor. Ama yan komşunun her gece onbir civarı uzun uzun aldığı duş bitmek bilmiyor. Anne mi baba mı kısmı gizemini koruyor. Uykuya dalmaya çalışırken sular gürül gürül akıyor da akıyor.

Zamansız uyanıp tekrar uykuya dalınca görülen kabuslarda komşunun temizliği, tuvaleti, acelesi adamın üstüne yapışıveriyor. Süpür babam süpür. Sil babam sil. Yıka babam yıka. Koş babam koş.

Uyan komşu uyan.

Saat dokuz, gözler yeniden açılıyor. Bir yerden ciyak ciyak, deli zemberek bağıran çamaşır makinesi ve tamburun içinde çarpanların sesi geliyor.

Vriiiiiiiiiiiiiii. Çılank çulunk çılank çulunk.

O tambur en az bir saattir öyle dönüyor. Belki de rüyayla kabus arası alemlerde seni ön yıkamalı renk korumalı sense plus sistemde sağlı sollu çalkalıyor da çalkalıyor. Sıkıyorsa uyanmıyorsun. Bizse sabah sekizde temizliğe gelen yardımcımıza dokuz buçuktan önce hiçbir makine çalışmayacak sakın ha siparişi verip kendi vicdanımızı rahatlatıyoruz.

Kağıt kadar ince duvarlar çadırda yatıyor, yabancılarla içiçe yaşıyorsun hissi yaratıyor. Üstüne sözde betonlardan aktarılan zamansız, fütursuz, patavatsız gürültüler insanın daha da dellenip dikkat kesilmesine sebep oluyor. Komşuluğu paylaştığın profil oturduğun apartman, mahalle, semt, şehire göre değişirken toplu yaşam, çevreye saygı noktasında biri ötekine pek birşey farkettirmeyebiliyor. Eğitim şart, görgü farz mı diyeceksiniz? Bunların hepsi sünnet noktasında kalıyor. Biz de kendi çapında fenni uygulamacı.

Klavye tıpırtılarımla yarışan tıktoklar şükür bitiyor. Saat bire yaklaşırken apartman sonunda derin sessizliğe gömülüyor. Coffee koltuktaki uykusundan kalkıp yanıma geliyor, ayağımın üstüne yatıyor. Burnu yatak odasını gösteriyor. Artık derin uyku vaktinin geldiğini bildiriyor. Benim de hafiften içim geçiyor.

Hep birlikte kalkıp yatak odasına giderken koridor duvarına asılı şarjlı süpürgeye gözüm takılıyor. Sağ elim uzanıp aletin kulbunu kavrıyor, tek bir hamleyle trak diye yerinden çıkarıyor, baş parmağım açma düğmesini ileri itiveriyor.

Diit diit diit diit.

Elektrikler kesiliyor. Kapanan kesintisiz güç kaynağı ötüyor. Göğsümün arasından ter akıyor.

2 Replies to “Apartman”

  1. ah bana bu ne hatırlattı? bir gün ben bulaşık makinası boşaltıyorum, üstelik saat daha erken, henüz akşam olmamış ya da en azından 23:00 civarları bile değil, sen varsın sohbet ediyoruz bir yandan… ve derken aşağıdan yukarıya bir Güm Güm Güm sesi ile kendimizi kendimize gelmeye davet eden alt komşu; neden mi? gürültü yaptık ya ondan… sen şaşkın ne oldu şimdi diye soruyorsun, ben ise artık olası her türlü saçmalığa alışkın “e bulaşık makinası sesinden rahatsız oldu bizim prenses” diyorum… sen inanılmaz gözlerle bakarken benim alt komşu hikayeme hikayeler eklenerek devam ediyor… neyse ki taşındı gitti hayatımdan… alt ya da üst, o semt bu semt fark etmiyor sanki… konu sanki insanlık, farkındalık, saygı, görgü…. hani bizim memlekette mum ile aranan, özel eğitim verilmesi gereken, bu nosyona sahiplere uzaylı gözüyle bakılan şeyler…. diyorum, medeniyet tek dişi kalmış canavar demiş ama bence bize o bile kalmamış….

    Beğen

  2. Yazarken senin alt komşunu düşündüm. Ne zordu! Sonra da kendi alt komşularıma odaklandım. Bizim evde bir köpek var sonuçta, arada koridorda heyecanlanıp koşturuyor, sabah ve akşam yemeği sonrası. O da bazen, dediğim vakitlerde. Rahatsız olana zamanlaması farketmez. Her fırsattan pimpiriklenebilirsin. Senin vaka gibi – ki bu benimkine karşıt bir örnek. Her ikisi de sıkıntılı, mantıktan yoksun. Kendi durumumuzda şimdilik sessiziz, yeni taşınmışlar olarak gözlemdeyiz. Zaman ilerisini gösterecek. Malum, evler farklı olmasına rağmen komşularımla ilgili ilk yazışım değil..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s