Büyübozumu

Belki de yazarlık kursuna gitmemeliydim.

Olur mu canım? Bitiyor diye hüzünlenirken neden böyle bir serzeniş?

İçime kapandım.

Çalakalem, geldiği gibi yazarken işin içine kuram girdi, büyü bozuldu.

Büyüyü yaşatmak mümkün mü?

Reklamcılığın konuyla alakalı alakasız çoğu insan tarafından nasıl göz boyayan bir etkiyle algılandığına, sizin işiniz de çok zevkli canım hayranlığıyla burun kıvıran hasetlik arasında tanımlanmasına çokça şahit oldum. Halbuki dışarı yansıyan büyüyle içerideki mutfağın gerçekliği taban tabana zıt. Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor.

Ve lakin, büyü dediğin insanı gerçeklikten alıkoyuyor. Bir nevi aşk hali. Reklam mutfağındaki tüm hazırlığa, çalışmaya, çabaya, yeri geldiğinde saçını süpürge etme hizmetçiliğine rağmen aşk varsa büyü devam ediyor. Seven ne yapmaz?

Büyü bozuldu, aşk mı bitti?

Değil.

Hala yazma üstüne hayaller kuruyor, rüyalar görüyor, düşünüyorum, ama aktarma noktasında donup kalıyorum. Sanki zihnimdekiler ilkokulda kestiğimiz kelime fişleri gibi bölünüp dağıldılar, bir türlü biraraya gelemiyorlar.

Murat Gülsoy diyor ki; insanlar -karakterler- üstüne düşünmek kendi üstünde çalışmak anlamına gelir. Kurs başından beri kendi üstümde çalışmak dışında birşey yapmıyorum. Sınıfta okunan öyküler, kaleme alınan hikayeler, kurgulanan karakterler ve hepsine verilen tepkileri nasıl gözlemlediğim, algıladığım, yaklaşımlara nasıl bir tavır aldığım kendime dair hem bildik hem taze bulgular içeriyor. Ya sonra?

Alejandro Zambra; okumak yüzünü kapamaktır, yazmaksa yüzünü göstermek diye noktayı koyuyor. İşte benim o bulguları yazasım, yüzümü gösteresim gelmiyor. Büyüyü bozan hisler. Kötü, çirkin, tiksinç. Medeniyeti temsil eden Kova arketipinin kendinin hatalı, kusurlu, ölümlü, kısaca insan olduğunu unutması misali. Oh, dedim geçti. Ben hiç mükemmel değilim, belki de sıradan biriyim.

Thomas Gray; cehalet mutluluktur.

Dün kız arkadaşlar arasında siyasete, seçimlere, tarihimize, gençliğimize ve yetiştirilişimize dair ‘cehalet’ diye nitelediğimiz, şimdi ise cehalet tanımını kullanıldığı bağlama göre yeniden şablona oturtmaya çalıştığımız uzun, hararetli tartışmalarımız üstüne mutluluk ve cehalet elele yürür mü, bu felsefe büyüsünü korur mu tartışılır. Büyü de gel çocuk, büyü de gel.

Bombanın pimini çekiyorum.

Ne yazmak istiyorum?

Büyü.

Neyi yazmaya korkuyorum?

Gerçeği.

Bugün Ay’a karşıt duran Neptün’ün apeksindeki Merkür’e selam çakıyorum.

Satürn Akrep’e geri mi dönmüştü?

Artık hiç canım yanmaz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s