İkizler döneminin sonuna yaklaşır, dün 25 derece İkizler’de gerçekleşen Yeniay’ın tetiklediği çok yönlü düşünsellik ekseninde huzursuz ayak sendromuyla sallanıp dururken yaklaşık bir ay kadar önce aldığım bir meditasyon çalışmasında gündemime gelen temayı hatırlıyorum.

Şimdi senin hizmetine ihtiyaç var.

Hizmet ifadesinden ne çıkarıyorsunuz?

a. Başkasının faydasına çalışmak

b. Karşılık beklemeden kendi emeğini, iş gücünü sunmak

c. Kendi dışında bir dava için varlık göstermek

d. Süreklilik içinde vermek

TDK ne diyor?

  • Birinin işini görme veya birine yarayan bir iş yapma
  • Görev, iş
  • Bakım, özen, ihtimam

Hizmetle kurtarma arasında bir bağ görüyor musunuz? Belki burada hizmetin amacını sorgulamak gerekiyor. Ne için hizmet ediyorsun? Kendi benliğini tatmin etmek için mi, kendini düşünmemek için mi? Başkasına yararlı olmak için mi, başkasına sağladığın yararla kendi ihtiyaçlılığını gidermek için mi? Kurtarmak için mi, akabinde senin de kurtarılman için mi?

Kurban-kurtarıcı ikilemine düşmeden hizmet edilebilir mi?

Cevap neden hizmet etmek istediğine bağlı olarak değişebilir.

İçinde kendi biricik benliğini aşan, devasa bir bütüne ait olmanın verdiği maneviyatı hissediyor, bunun kişisel bir dava değil, evrensel bir birliktelik olduğuna güveniyor, hizmet ediyor ve çekiliyor musun?

O zaman orada güç var, kök var, sağlam bir temel var. Kalça kemiklerinin üstüne oturup kuyruk sokumundan itibaren tüm bedenini, bedenini çevreleyen enerjini, maddi manevi tüm varlığını hissettiğin başlangıç noktası orası olabilir mi?

Ya da başkası adına korkuyor, endişeleniyor ya da kendini güçlü ve muktedir, karşındakini aciz ve kifayetsiz görüyor, kendi korku ve endişelerini ya da büyüklüğünü ve yüceliğini başkalarının aynasında görüyor, kendine sürekli kurtarılacak biri, bir şey, bir dava buluyor, yaratıyor, karşılığında aynısını diğerinden bekleyip hayalkırıklığına uğruyor ve bundan vazgeçemiyor musun?

O zaman orada korku var, aldanma var, yalan bir ilişki var. Hizmet değil, bağımlılık, bağımdaşlık. Hizmet edeyim ki ben de bir gün hizmet alabileyim hesap kitabı.

Tarih tekerrürden, yaşadığımız hayat döngülerden ibaretse bir yere attığımız tohum bir şekilde kendini varederek bize dönebilir. İster karma diyelim, ister evrenin düzeni. Hesapsız kitapsız, sadece olması gerektiği gibi.

İş hayatında seçtiğim mesleğin hizmet sektöründe olması, bırakış sonrası hizmetin başka birşeye evrilmesi hizmetin hayatımdaki geçerliliğini değiştirmiyor. Değişen şey şu soru oluyor.

Ruhum nerede hizmet etmek istiyor?

Mesela buraya yazıyorum, çiziyorum, geleni döküyorum, gideni karalıyorum. Bu nasıl bir hizmet oluyor?

Veya verdiğim astrolojik danışmanlık ihtiyaç duyulan hizmetin altını nasıl dolduruyor?

‘Hizmete hizmet’ edilir mi?

Reklam sektörünün maddi olarak ölçülebilirliği içinde hizmet verme işlevini şimdiki dünyamda, ölçülemeyen alanda, manevi tatmin boyutunda deneyimlemeye bakıyorum. Kaç seans yaptım, ne kadar kazandım, yazım kaç kere okundu, kaç kere paylaşıldı değil hizmetin bedeli. Mesela seans bahanesiyle edindiğim bir dostluk, blog yazma girişimiyle dahil olduğum bir grup, birkaç seferin ötesine geçmeyen tanışıklıkların derinliği, birliği.

Dün, 16 Haziran 2015 17.05’te İkizler’de gerçekleşen Yeniay üstüne hizmetim bir İkizler gibi merak etmek, konunun öteki tarafını da görmek istemek, sorgulamak, yazmak, öğrenmeye devam etmek konularını gündeme getirmek olsun. Zihinsel besin malzemesi için şu sorular önümüzde asılı bulunsun.

  • Nasıl düşünüyor, düşüncelerimizi nasıl ifade ediyoruz?
  • Başkalarının ne düşündüğünü merak ediyor, soru soruyor muyuz?
  • Sorduğumuzda dinliyor muyuz yoksa sormak için mi soruyor, cevabı kendi kafamızdaki kurguya mı oturtuyoruz?
  • Öğrenmek istiyor, öğrenmek için irade gösteriyor muyuz ya da sadece ötekini geçmek için bilgi yarışına girip yüzeyde kalıyor, esas bilgiyi kaçırıyor muyuz?
  • Çok konuşuyor az mı dinliyoruz, çok dinliyor az mı konuşuyoruz? Dengeyi nasıl buluyoruz veya gerçekten buluyor muyuz?
  • Rasyonel zekanın çenebazlığıyla aşkın özlemlerin hiçleştiriciliği arasında sıkışıp kalıyor, ikisini bir potada eritebiliyor muyuz?

Sabianlar bu Yeniay için ne diyorlarmış bakalım.

Kış göklerine karşı duran buz tutmuş ağaçlar – arketipsel şeklin uyanışı ve varoluşun öz ritmi.

Barış ve sevgi gibi öfke ve korku da bulaşıcıdır. Bakış açın etrafındakileri etkiler, bu da bir şekilde dünyanın değişimine sebep olur. Esas soru şu: Sen nasıl bir dünya yaratıyorsun? Nasıl bir toplumun varoluşu için düşünsel katkıda bulunuyorsun?

TMA Magazine, June-July 2015

Zamanlama manidar.

KirazAgaci

4 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s