Kitap yazmak gibi bir derdim yok, iyi yazmakla derdim var.

Neden blog yazıyorum?

Yaratıcı Yazarlık kursunda Murat Gülsoy’un ilk üstünde durduğu öğe tam da bu.

Yazarın amacı ne?

Sorunun cevabı tek değil. Üstelik son derece kişisel. Sayalım.

Yoktan varetmek, yaratıcılığını ortaya koymak, kendini gerçekleştirmek, içini dışına çıkarmak, ünlü olmak, çok satmak, para kazanmak..

Maddi manevi bir sürü bileşenli liste. Ve lakin ‘ürün nihai tüketicinin eline ulaştığında elde edilmek istenen sonuç ne’ dendiğinde cevap tek.

Etkilemek.

Ben de klavyemde tapelediklerimi okunsun diye yayınlıyorum. Siz okuyucuları etkilemek, bir tortu bırakmak istiyorum. Safi bunun için, etki bırakma amacıyla yazmıyorum. Yazmak istiyorum. Ham arzum bu. Rafineriden işlenmiş olarak çıkan arzum ise okunsun, düşündürsün, okuyana değsin. O temas noktası her neredeyse.

Bu kişisel bir blog. Yazıcı da, ana kahraman da benim. Çizdiğim dünya, konu ettiğim başlıklar, değer sistemi kendi geçmişimden bugüne ekrana akıyor. Birinci tekil şahıs ağzından yazılan ve sadece kişisel bakış açımı yansıtan bir düzlemde kaleme -yalan, bizzat dijital ekrana- alınıyor.

Bir edebiyat türü olarak kurmaca metin yazmaya gelince ise olay bambaşka bir boyut kazanıyor. Yabancı olduğum bir diyar, tanımadığım varlıklar, kolay kolay söze lafa dökemediğim olgular.

Nefes almayan, varolmayan bir insanı, bir öykü karakterini kanlı canlı, bedeni, sesi, kokusu, zihni, duygu dünyası ve tüm karmaşıklığıyla varmış gibi kurgulamak, anlatmak, bunu anlatıcı tadında, önce onlar geldi, sonra biz gittik, arada yiyip içtik sığlığında bırakmadan aktarmak bol gözlem, yoğun empati, sıkı çaba gerektiriyor. Bakınız, yine kendi değer sistemime ve birinci tekil şahsa dönüyorum çünkü şu an bendeniz yazıcı derste aktarılanları bırakıp kendi tecrübemi aktarıyorum.

Derslerin ilk yarısında kurmaca metin yazma teknikleri, bir sanat türü olarak edebiyat eğitimi niteliğinde aktarılırken dersin ikinci yarısı Gülsoy’un verdiği çeşitli sınırlar içinde yazdığımız öykülerin yüksek sesle sınıfta okunması, hep birlikte üstünden tartışılmasıyla devam ediyor. İçinde bıçak ve otel geçen beşyüz kelimelik bir öykü yazmak gibi.

Birbirini tanımayan, geçmişleri ve kim olduklarıyla ilgili birbirine özellikle takdim edilmemiş otuz kişinin bireysel olarak kurguladığı öyküler, karakterler, yansıttıkları olaylar, seçtikleri sözcükler aslında okuyucu, bu durumda diğer dinleyicilere öyle ipuçları veriyor, öyle beklenmedik etkiler bırakıyor ki..Kendi kendine laboratuvar ortamındaymış gibi objektif bakmaya meraklı biri -bendeniz- için öncelikle kendime, sonra çevremi algılayışıma dair tadından yenmez zenginlikte malzeme ortaya çıkıyor.

Yazdığım öykülerden ikisini sınıf önünde okuma fırsatını bulduğum deneyimler sonrası yazmanın benim için kilit bir noktasını daha hatırlıyorum.

Etkileşmek.

Ortaya çıkan ürünle ilgili anında okuyucudan, dinleyiciden bildirim almak, etkiyi paylaşmak, üstüne konuşmak, tartışmak. Blog yazmayı bu yüzden seviyorum. Pratikliği ve ulaşılabilirliği yanında yazıcı ve okuyucunun rahatlıkla karşı karşıya gelebilmelerini, belki birbirlerine eşit mesafede kalabilmelerini değerli buluyorum, bir öykü veya roman yazarıyla okuru arasındaki ilişkiye kıyasla.

Mesela o objektifliğe meraklı alt yapımla yarattığım karakterlere akan mesafeliliğimi ve bunun anlatıya, dolayısıyla okuyucuya yansımasını öykülerimde ve onları okuyanların algısında gözlemliyorum. Belki de burada yazıcı olarak fazla gözlemci kimliğiyle kaldığımı, yaşayan kişi olamadığımı farkediyorum. Bir araştırma grubunu dışarıdan izleyen kişi mi, içerdeki deneğin deneyimi mi.

Görüyorsunuz, kendine karşı mesafelenip analiz etmekle başkasıymış gibi hissedip yerine geçmek bir olmuyor. İlki hava elementi, diğeri su elementini ifade ediyor. Bendeniz gözlemci bilim adamına yine üstünde çalışacak faideli mi faideli bir sürü ampulcük pıtır pıtır yanıp sönüyor. Ayrılmakla birleşmenin anlaşmazlığı size ne diyor?

Bugünkü birlikteliğimizin sonuna gelirken bendeniz yazıcı vurucu bir cümleyle yazıyı bitirme aşkıyla yanıp tutuşuyor.

Bilim adamlığını bırak, yaşa kardeşim yaşa!

Zipline
Alta Badia – Dolomites

2 thoughts

  1. Yazmakla ilgili olduğu için bor kitap tavsoye edeceğim : İYİ YAZMAK ÜZERİNE /William ZINSLER. yazı türleri ve hatta dilbilgisi üzerine çok guzel, okuması keyifli ve didaktik olmadan öğretici bir kitap. Sevgiler.

    Beğen

  2. Teşekkürler. Yazmaktansa yazmak üstüne okumak daha bir etkin bende bugünlerde. Tembellik mi idealistlik mi belli değil. Okunacaklarım birikiyor. Sevgiler..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s