Sessiz evler ölü gelirdi. Ruhsuz. Yalnız.

Çocuklu bir eve gitmiştim. Küçük kız ve annesinin sessiz evine. Kız daha bir iki yaşlarındaydı. Uyku zamanı sıktı. Evin sessiz olması doğaldı. Yine de o eve ilk girdiğimdeki çıtsız ses hissinin yabancılığını hala hatırlıyorum. Bir fotoğraf karesi, filmden donmuş bir sahne, bir şarkıdan uzun bir es, herşey olabilirdi o anın içinde.

Neden unutamadım acaba? Neydi beni o kadar etkileyen sessiz boşluk? Ses boşluğu muydu nefes boşluğu mu?

Sessizliğin yabancılığına tezat gürültülü bir evde büyümedim. Aksine son derece huzurlu, dingin, sakin bir aile ortamıydı bizimki. Ama özellikle sessiz değildi. Her zaman eşlikçi müzik sesi gelirdi arka plandan, daha çok annemin çabasıyla. Yaş ilerleyip kulaklar gittikçe babamın televizyon ses ayarı tavan yapmış, melodik ve huzurlu aile ortamımıza değişmez bir replik yerleşmişti peşi sıra.

Baba! Kısar mısın?”

Annemse bazen uyarma gereği duymadan kumandayı kaptığı gibi kapardı sesini ya da doğrudan televizyonu. Eh, genelde babam kanallar arasında dolaşırken uyuyakalır, alakasız bir programın basbas bağıran reklam jenerikleri veya kavga eden açık oturumcularına biz maruz kalırdık. Sesin kesilmesiyle babam uyanırdı.

A niye kapıyorsunuz? Ben seyrediyordum!”

Uyumuyorum, göz kapaklarımı dinlendiriyorum gibi birşey. Babamın ne zaman neyi duyup göreceği bilinmez. Başka bir yazı konusu. Sessizlik ve seslilik mevzusuna geri dönelim.

Daha bir sesli sesli evleri olan arkadaşlarım vardı misal. Bir kere yüksek sesle konuşulur, hatta birbirinin konuşmasının üstüne üstüne cümleler kurulurdu. Orda kim kimi duyar, kim duymaz, kimse dinler mi, anlar mı, yoksa bu ailede herkes kendi kendine monolog yapar mı anlamazdım. Ya da kapıların küt pat çat çarpıldığı, evin bir ucundan öbür ucuna hışımla koşulduğu, tencere tavaların uçuştuğu, biz çocukların sessizlik ve korunma ihtiyacıyla kendimizi odaya kapadığımız evler de olurdu. Bazense büyük kahkahaların yükseldiği, o kahkahaların arasına karışmak için ağzımızın suları aktığı, ama belden aşağı olduğu ve yaşımız tutmadığı için ancak üç oda öteden çınlayan son repliği yakalayabildiğimiz evler de. Seslilik var seslilik var.

Dün akşam harika bir konserdeydik. Büyülendik. Uzun zamandır böyle büyük sessizlikle dinlenen, öte yandan coşkuyla alkışlanıp ıslıklar bravolar çekilen sesli bir performansa denk gelmedim. Dhafer Youssef Birds Requiem Quintet enfes bir işitsel şölen yaşatırken doğadaki en tiz sesin ne olabileceğini düşündüm. Kuş çığlığı? Sessiz, sakin bir sahile karşı oturduğunuzu, çığlıklar atarak uçuşan martıları seyrettiğinizi düşünün. Sessizlik içindeki o çığlık sizi nasıl etkiler, ses nereye değer, nasıl çınlar? İşte, Youssef’in tiradları bende böyle depreşti. Çıtsız bir ortam da nirvanavari çığlıklarla. Albümün ve konserin adının Kuşlara Ağıt olması boşuna değil.

Konser bitti, ama dinlediğim yetmedi. Eve dönünce Youssef’in internet sitesine girip canlı konser performanslarını izlemeye giriştim. Geceyarısını geçmiş bir saatte Bey’e müziğin sesi yüksek geldi. Komşularımızı kuş çığlıklarıyla uyandırma gayretimi (!) anlamadı, sesi kıstırdı.

Bu geceyse Bey aynı albümü açtı, bana göre yüksekçe bir sesle çalmaya başladı. Bu sefer ben sessizliği aradım. Kıs demedim, ama koskoca kolonun yanında barınamadım, içeri kaçtım. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Bey mi müziği kapattı, albüm çaldı çaldı sonuna mı ulaştı, Allah kerim. Şu an evde çıt yok.

Aslında var.

Çıt.

Yeni aldığım masa saatinin çıtları.

Çok-çuk-çok-çuk.

Nasıl da tok, nasıl da dingin bir ritim bu. Metronom gibi. Meditatif. Terapötik.

Sessiz evler ölü mü gelirdi?

Belki de ses değildi aradığım. Sadece hakiki, sıcak bir nefesti. Hem ev ölüdür de sen değilsindir, öyle değil mi? Şöyle derin bir nefes alsan mesela burnundan. Doldursan karnını, göğsünü, ciğerlerini. Dışarı versen dilediğin gibi, ister nefesinle ister dilin damağın gırtlağından gelen sesle. Doldursan onunla hem kendini hem evini. Dolsa sessizlik nefesinin canıyla, rüzgarıyla, harıyla.

Ses mi nefesten, nefes mi sesten. Kimbilir. Hepsi bütünden.

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s