Taşındık.

Bey, Coffee, ben pılımızı pırtımızı toplayıp toplatıp toplaşıp yan mahalleye geçtik. Hayatın yeni bir semtine. Bu birlikte yaşadığımız dördüncü ev, dördüncü muhit, dördüncü evre. Ne evresi olduğunu şu an kestirmek mümkün değil, ama bir evre, o kesin.

Her taşınma bir evre anlamına gelir mi?

Belki. Belki değil.

Ailemle yaşarken bir kere taşınmıştık. Benim için çocuklukla genç kızlık dönemini ayıran bir döneme denk gelmişti. Üniversitenin bir senesini eski evde okumuş olsam da tüm üniversite ve iş hayatımın anıları ikinci eve ait. Halbuki rüyalarımda eskilere dair ne hortlasa, hala o çocukluğumdaki evi görürüm. Yeşil çiçekli duvar kağıtları, bordo perdeler, yaylı kuş tüyü pembe kadife koltuklar, yuvarlak ahşap yemek masası, camlı büfesi, oval arkalıklı sandalyeleri, bunlara takım duvar aynası, o aynada yeni delinmiş kulaklarıma altın küpelerimi takmaya çalışırken bayılıp iki seksen yeri boylayan ben..

Gençlik döneminde yaş ilerledikçe insanın evle ilişiği kesiliyor. Özgürlük çanları çalıyor, sokak çağırıyor, hayat dışarıda akıyor. Hani o anne babaya, aileye, eve bağımlı ve ihtiyaçlı halden çıkıp kendini keşfetme, gerçekleştirme, hayata bir an önce kavuşma ve karışma dürtüsü insanı dört duvar dışına iteliyor. İkinci evimize kızlı erkekli birçok arkadaşımı çağırmış, yerli yabancı, yatılı yatısız çokça misafir ağırlamış olsam da duygusal olarak etkisi ilki gibi değil. Rüyalarımda hiç yeri olmadı ikincinin. Halbuki ilki öyle mi? Ne derin konular, ne dipsiz duygular, ne kazılıp da çıkarılamayan, anca rüyalarda pırtlayan kömürler madenler taşlar elmaslar neler..

Ayrıldığımız evimizin de benzer bir etkisi oldu, olacak sanki. İçeriği ve bıraktığı tortu çocukluğumun evinden bambaşka tonlarda, ama etki kısmı var ya etki kısmı. İşte o bu yazıyı yazdırmakta.

Fiziksel koşullarını, muhitini mahallesini, sokağını bayırını, korusunu ağacını, taşını toprağını, köpeğini kedisini, martısını sincabını çok ayrı sevsek de esas değeri görünmeyen yerlerde gizliydi evimizin. O ev bu üç canlık ailenin çok önemli bitiş ve başlangıçlarına sahne oldu. Ben azimli, meşgul, yorulmaya yüz tutmuş bir iş kadını olarak geldim, bambaşka bir rol, tanım ve şekilde gittim. Değişen şeklim şemalimde o evin rolü büyük. Yetişkinliğimde ilk defa o evde gerçekten yaşadım, sağlıklı zaman geçirdim, evde kalmak istedim, seçtim. Bey de benimle o evde kaldı, iş kapattı, içini açtı. Açıldık dünyaya ve hayata. İki dış dünya insanı aynı evin içinde yirmidört saat birlikte nasıl olur diye tırınım tırınımlanırken Coffee aramıza usulcacık yerleşiverdi. Bu İngiliz-İspanyolu, barınak lordu, boncuk gözlü, uzun kulaklı soğumaya yüz tutmuş fırını harlayıp ateşledi. Biz o eve dört ayak girdik, sekiz ayak çıktık. O evin içinde kendi iç evlerimizin çok farklı köşelerine taşındık.

Şimdiyse, yeni evimde, taze köşelerimden birinde, oturduğum kanepenin dokusu, yaslandığım yastığın tombulluğu, yanımdaki Bey’in klavye sesi, altımdaki Coffee’nin derin nefesi tıpatıp aynıyken, baktığım manzara, algıladığım mana, aldığım ışık, yansıttığım gölge bir başka. Mars atıldıktan sonra geri dönüşü olmayan kopuş yolda. Manzara dışarıda değil, içeride. Taşınma sadece bedende değil, ruhta, zihinde.

Taşındık biz, yeni bir evreye. Coffee’ye sorsan, macera dolu eğlence.

CofKolilerCofKagitlar CofCamda

6 thoughts

  1. Yeni olan iyidir,heyecan verir,yeni umutlar,heyecan taşır yaşama.Uğurlu bir başlangıç olsun,hayırlı olsun.

    Beğen

  2. Geri bildirim: Yerleşme « MINDMILLS
  3. Geri bildirim: Rastgele « MINDMILLS

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s