Dolunay Başak’ta – Sen Balık Değilsin Ki

Bir astroloji yılının daha sonuna yaklaşıyoruz. 2014 Mart’ında başlayan döngünün son ayındayız. Balık zamanında.

19 Şubat 2015’te girdiğimiz ve bütün Zodyak burçlarını içinde bulunduran Balık döneminde dünyevi alanlar dışındaki birliği, bütünlenmeyi, şefkati, empatiyi deneyimliyoruz.

Deneyimliyor muyuz?

Dünya seviyesinden baktığımızda resim pek de öyle görünmüyor. Hepimizin aynı bütünün parçaları olduğumuz, birbirimizi evrensel sevgiyle kucakladığımız, koşulsuzca güvenip teslim olduğumuz, kabullendiğimiz, affettiğimiz bir hava yok sanki.

Var mı?

Bireysel seviyede nasıl geçiriyorsunuz Balık dönemini?

Bu dönem kendi burcunun dışında, 29 derecede -ikinci defa- oluşan Kova’daki Yeniay’la başladı. Ve fakat bu yılın döngüsü 20 Mart’ta yine 29 derecede oluşacak Balık’taki Yeniay ve tam Güneş Tutulması’yla sonlanacak. Arada ise duygusal farkındalıkla sapla samanı ayırmamıza yardımcı olacak Başak burcunda bir Dolunay oluşacak. Her Yeniay’la başlayan aylık, rutin döngünün ilk sonuçlarını ve meyvesini veren Dolunay.

Ta 23 Ekim 2014’te Akrep’te 0 derecede gerçekleşen Yeniay ve Güneş Tutulması‘ndan (ve tutulmanın gündemimize getirdiği dönüşüm temasından) beri tekrar eden 0 ve 29 derecelik Yeniay döngüleri özel birşeyler diyorlar sanki. 0 ve 29 derecelere astrolojide önem atfedilir. İlki bir burca giriş, diğeri çıkış derecesi olması itibarıyla o burcun temasına vurgu getirir. 22 Kasım’da 0 derecede Yay’da oluşan Yeniay, 22 Aralık’ta Oğlak’ta gerçekleşen Yeniay, 20 Ocak’ta Kova’da 0 derecedeki Yeniay ve 19 Şubat’ta yeniden Kova’da 29 derecedeki Yeniay.

Matrisi buldunuz mu?

0 derecede sanki bir ergen sabırsızlığıyla burca giriş yapılarak o temanın ancak eşiğinde duran, 29 derecede ise çıkmadan son bir şans daha verilen, dişlerinle tırnaklarınla tutunup yeniden değerlendirmen için gündeme getirilen konular. İşte bu senenin döngüsü derecelerin son rakamıyla, 29 dereceyle, Zodyak’ın son burcu Balık’ta oluşacak Yeniay ve Güneş Tutulması’yla sonlanacak. Birleşme, bütünlenme, diğerleriyle bir olduğumuzu kabul etme anlamında bu nasıl bir döngünün kapanması ve yepyenisinin başlaması anlamına gelecek?

Bu soruların cevaplarını o zamana bırakarak önümüzdeki Dolunay’a ve kişisel hayatımızın döngülerine bakalım.

İstanbul saatiyle 5 Mart 2015 akşam 20.05’te Başak’ta oluşacak Dolunay duygusal olarak farkındalık mesajları getirecek. Bu dönemde sınırlarımız erimiş, kafamız karışmış olabilir, yönümüzü kaybetmiş gibi hissedebiliriz. Ya da maddi manevi sınırlarımızı aşan sevgi, şefkat, kucaklamalar ve fedakarlıklarla kendimizi daha büyük bir davaya adamış, kurtarma-kurtarılma senaryolarının oyuncusu olabiliriz. Yaşadıklarımızın esnasında sınırları çekmemiz mümkün olmayabilir. Bunların hiçbirini iyi ya da kötü diye niteleyemeyiz. Başak’taki Dolunay’la birlikte duygusal farkındalığa ulaşarak içsel dünyamızın denge ve güvenliğini sağlamak adına şu soruları kendimize sorabiliriz.

Bu koşulsuz sevginin duygusal olarak bana ne gibi bir faydası var? Sınırlarımı kendi dışımdaki bütün için açtığımda duygusal sınırlarımı nerde koyuyorum, duygu ve ihtiyaçlarımın verimli tasnifini nasıl yapıyorum? Başkalarına karşı koşulsuz vericiliğimle duygularımın koşullarını yeterince sağlıklı bir şekilde sağlayabiliyor muyum?

Duygu ve ihtiyaçlarımızı analiz ederek, gerçekçi olarak, kendimiz için faydalı olanı bulup hareket ederek karşılamamız mümkün. Ruhumuz geleni kabul edebilir bir esneklikte, ayrım yapmadan olduğu gibi sevme ve kabul etme şefkatindeyken, kendi duygularımızı, ihtiyaçlarımızı unutmadan, onları ciddiye alarak kendi iç ve dış bütünlüğümüze ulaşabilir miyiz? Böyle bir gelgit içinde esneklikle kalabilir miyiz?

Dolunay haritasında Koç’taki gezegen yığılımı benci, bireysel, dürtüsel hareket etmeye, devrimci davranmaya, rekabet içinde kendini ortaya atmaya müsait bir tablo çizerken, ateşteki büyük üçgen de bunun ölçülü büyüme ile baskıyı abartma gibi iki ayrı eksende parlayabilme potansiyelini gösteriyor. Burada unutmamak gereken Terazi’deki Kuzey Ay Düğümü. İlişkilerimizde kadersel iyileşme yönünün uzlaşma, barış, strateji, eşitlikten yana olduğunun işareti. Karşımızdakini kaale alarak, köprüleri yıkmadan, cesaretle ve atılımla bu ateşi nasıl dinamik tutabiliriz? Kurban olmadan, kurtarıcılığa soyunmadan, tepkisel davranmadan, akıl, mantık, analizlerle düzeni iyileştirerek devamlılığı sağlayabilir miyiz?

Mart ortasında yedinci ve son defa tam açıya ulaşacak Uranüs-Plüton karesiyse üç senedir kişisel, toplumsal, global boyutta her ne yaşıyorsak bunun son ve en güçlü kırılma noktasında olduğumuzun altını çizecek. Kırılma demek köklü bir değişim-dönüşüm için gerekli olan devrim (Uranüs) ve evrim (Plüton) enerjileri demek. Sizin hayatınızda son üç senede bu anlamda ne evrimler ve devrimler dönüyor? Siz bunları nasıl yaşıyor, alıyorsunuz? Tepkisel bir özgürleşme, zincirlerini kırma güdüsüyle mi güç uygulayıp bastırma, yoksayıp yoketme gücüyle mi?

Dolunay Başak’ta, Güneş Balık’ta, bütünlenme ufukta. Biz o ufka gitmeyi seçersek.

Geçen Pazar St Antuan Kilisesi’nde canlı olarak dinlediğimiz Gevende işte bana bu dönemin hem şifalı hem ilham verici gücünü, son derece ruhani bir ortamda zerk etti. Bu yazının başlığı da aslında Dolunay’dan bağımsız, Gevende’nin severek dinlediğim albümünden ilhamla kondu.

Ve şimdi tekrar.

Sen Balık değilsin ki.*

-ya nesin?-

*St Antuan konserinde saygılı davranıp ne fotoğraf ne film çektim. Yerine Korsika’dan benzer bir setlistle 50 dakikalık bir konser geliyor. İyi seyirler..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s