Harika bir sergiye gitmişsin. Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar’ı Joan Miro‘nun gözünden görmüş, hayalgücüyle algılamışsın. Gökyüzü tuvaller, kumaşlar, tahtalar üstüne inmiş; canlılar, cansızlar, figürler bronza dönmüş; resim ve heykelle yazılan şiirler bütün olmuş. Her renk bir notaya basmış, her form kendi dilinde haykırmış, her eser kendi hikayesini anlatmış. Sen ne bulmuşsun bütünün içinde? Takımyıldızları. Kadını. Köpeği. Köpek kadını. Kadın ve çocuğu. Figürü. Kaçmaya hazırlanan genç kızı. Hikayeni. Kendini.

Figur
Joan Miro Figür / Personage

Dolu dolu, taşkın ve aşkın bir halde çıkmışsın müzeden, dehaya hayranlık, özlem, gıptayla. Gözlerin boyanmış, büyülenmişsin. Eş zamanlı anlamsızlaşmış, hiçleşmişsin. Sanki bu bedenden çıkmış, yitip gitmişsin. Yıldız mı olmuşsun, güneş mi? Ay mı, kuş mu? Hiçbiri. Sadece biri. Hiç.

Tatmin eden bir roman bitirmişsin. Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları’yla Haruki Murakami’nin dünyasına bir kez daha girmişsin. Her karakter bir renkmiş, her renk bir imge. Yalnızlığın rengi neymiş, sen onu söyle. Seninki sisliymiş, göz gözü görmemekteymiş. Belki sivrilikleri yumuşatıp sarmalayan tatlı bir bulut, belki bilinmezliğin aydınlık denizinde seyir halinde bir tekne. Sisi aydınlık ya da karanlık görmek kimin elinde? Bilmek güçse, bilmemek özgürlük desene.

Yoksa kitabın sonu benim hayalgücüme mi bırakılacak diye çevirmişsin son sayfaları. Varabilmiş misin kapağını kapayınca bir yere? Belki sen de o romandan bir karaktersin sadece. Bir hayal kadar gerçek, bir karakter kadar eriyip çözülebilir. Aslında hepsi bir. Sadece bir. Hiç.

Rtt
Haruki Murakami Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları

Hiçleşme nasıl gelir insana sizce?

Büyüleyici, etkileyici, nefes kesici bir durum karşısında mı -hani öylesine yüce birşeydir ki o, geri kalan herşey anlamsızlaşır- yoksa hiçbirşeyin fayda etmediği, içini doldurmadığı, boşluğun ağır bastığı bir vakada mı? Seçmeye gerek yok, hepsi bizimdir. Hepsi ve hiçbiri.

Hiçliğin varlığı ispatlanabilir mi?

Yokluğu ispatlanamazsa vardır denebilir mi?

Hiçlik tam olarak nedir ki?

Hiç işte canım.

Bildiğin hiçişleri.

4 thoughts

  1. Nesli’ciğim bir de bizim eve gel Miro sergisi için. Bizimkiler kalem kağıtla gitti ve etkilendikleri eserleri çalakalem kopyaladılar. Oldukça benzeyenler var:) Murakami’yi ben de okumadım, Başlangıç için İmkansızın Şarkısı’nı önerdi, biri nedersin?

    Beğen

  2. Ooo harikaymış. 🙂 İmkansızın Şarkısı’nı okumadım, Sahilde Kafka’yla birlikte listemde. Ben üç kitabını okudum. 1Q84, Zemberekkuşu’nun Güncesi ve sonuncusu Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları. Hepsini tavsiye ederim. Son kitap diğerlerine göre daha gerçekçi, dünyevi, fantastik öğesi daha az. İnsanın yalnızlığı üstüne. Güzel okumalar Fulyacım. 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s