İki teyzem, bir amcam var. Üçünün ortak noktası benim. Hepsinin ilk yeğenleriyim. Onlar bu durumu o zaman nasıl tarif ederlerdi merak ederim. Kendilerinin teyze ve amca olmaları üstünden mi, doğumumla yeğen sahibi olmalarının paralelinde mi..

Küçükken amcamla aynı apartmanda otururduk. O zaman bekardı. Evi bizimkinden farklıydı. Daha boş, modern, maskülen. Yurtdışında okuyordu, arada gidip geliyordu. Dediğine göre eve girmesinin akabinde kapısında mantar gibi bitiveriyordum. Belki kapı sesini duyardım, belki şansımı dener, akşam saatlerinde aşağı inip bir bakardım. Hem gençti, hem babamdan farklı. Mutfak duvarındaki Coca-Cola logolu ayna, altındaki mermer küçük masa dün gibi aklımda. İşte tam o noktada sarı pilav yapmıştı bana. Sapsarı, kıtır kıtırdı. Bir çocuğun alışageldiği domatesli ve sade pilavdan ne farklıydı. Kartvizitinde ‘Doktor’ unvanıyla ismi yazılıydı. Kafam karışırdı. Amcam bilmediğim doktorlardandı.

Teyzelerim yaşça annemden küçük, annemin kardeşleriyle yaş farkı büyüktü. O fark bendeniz çocuk için teyzeyle abla arası bir yerde dururdu. Aslında tam da öyle değildi. Büyük teyzem hep teyzeydi, küçük teyzemse hep abla. Büyük teyzem kendimi bilmeye başladığımdan itibaren evli ve çocukluydu. Küçük teyzemse okullu, taptaze bir genç kız.

Büyük teyzemin topuklu ayakkabılarına hastaydım. Aslında sadece onunkilere değil, ailedeki tüm kadınların ayakkabılarına karşı zaaflıydım. Ayakkabı dolabını karıştırır, beğendiklerimi ayağıma geçirir, evin salonunda, koridorunda podyum gibi tur atardım. Lakin büyük teyzemin ayakkabıları dönemin renksiz ayakkabılarına göre bilmediğim renklerden dokular taşırdı. Misal bir tane turkuazımsı kalın topuklusuna, bir tane de rugan, zarif, önü açık, bilekten bağlısına bayılırdım. Evlerinin kapı girişindeki holde, koyu kahve renkli ayakkabı dolabının önüne çöker, sırayla ayakkabıları indirir, ayak parmaklarımı içine geçirir, itinayla tokalarını bağlar, ayakta durmaya çalışırdım. Teyzemin kızı kuzinimle de arada paslaşırdık. Ayakkabıları giyemezsek parmak ucumuza yükselir, topukluyla yürüyormuş numarası yapardık.

Küçük teyzem ne zaman tam olarak teyze mertebesine geçti emin değilim. Ben yeğen doğdum, ama o hep ablaydı. Ailenin en büyük torunu, teyzelerin ilk yeğeni bendenize gerçek bir akran, gezgin bir arkadaştı. Ne konserlere gittiğimiz kaldı, ne uzun gecelerde sabahlara kadar ettiğimiz sohbetler. Lise mezuniyetinde ailemden sınırlı sayıda insan okula çağrılmıştı. Anne baba kardeş üçlemesinin yanındaki dördüncü kişi işte o küçük teyze, mezun kızın ablasıydı. Üstümde cübbem, başımda kepim içli içli çalınan canlı org eşliğinde oditoryum sıralarında ilerler, kocaman gülümsemelerle artık burdan çıkıyorum çığlıkları atarken o, gözyaşları içinde elindeki kamerayı sabit tutmaya çalışır, tutamaz, duygulanır, hafif sallanır, arada burnunu çeker, titrek de olsa mezuniyeti filme alır, unutulmamak üzere kayda geçirirdi.

Nerden nereye..

Amca için baba yarısı derler mi bilmiyorum, ama teyzeye ana yarısı derler. Ben de ailemde bu sözü çok duymuş, teyzelerimin bu anlamda içtenliğini hissetmişimdir. Kendim bir gün teyze olabileceğimi düşünmeden aklımdan bu ana-yarılığını geçirmemişimdir. Ta ki zamanı gelip çatana dek.

Rahat, huzurlu, pürüzsüz, sağlıklı bir hamilelik geçiren kız kardeşimin normal doğum yapma cesaretini mantıklı bulur, gözümde doğumu onun adına çok büyütmezken, doğum sancılarına ve doğum öncesi haline gözlerim, kulaklarım, tüm bedenim, duygularım, ruhum ve aklımla şahit olunca böylesi bir dayanıklılığa her kadın gerçekten erişebilir mi diye içimden geçirdim. Yoğun bir dönüşüm, doğum ve özgürleşme.

Bense hastane koridorlarında gider gelir, odaya girer çıkar, arada kardeşimin elini tutar, ‘sen bayılırsın şimdi, hadi çık’ ithamlarına maruz kalır -ki haklıdır-, elimden birşey gelmez, sadece orda ailemle birlikte olup bekler bekler beklerken, kendi kendimi doğuracağım sanmaktaydım.

Tam kırk haftasını doldurmuş, kırbire ilerlerken, sonunda aramıza katılmaya karar veren yeğenimin doğum haberini hemşirenin vermesiyle ailedeki küçük teyzeye bağladım. Gözlerim doldu, burnum sulandı, içim titredi, beynim karıncalandı. Bir yokmuş, bir varmış. Hayat böyle başlamış.

Önce oğlanı gördük. Oğlan yeni doğan odasında uzun uzun yıkandı, tarandı, kurulandı. Bol bol fotoğraflandı, filme alındı, seyredalındı.

Sonra annesine kavuştuk. Yorgun savaşçıya. Hafif sararmış, oldukça rahatlamış, espriler bile yapmaya başlamış. Oh.

Oğlan odaya geldi, annenin kucağına verildi, baba yatağın kenarına ilişti, çekirdek aile ana-baba-oğul tam kadraja girdi.

Ne ara ve kim hatırlamıyorum, biri teyze ana yarısıdır dedi. İşte bu tabir beni taa kendi çocukluğuma gönderdi.

Yeğenlendim, teyze oldum, kendi yeğenliğimle tekrar doldum. Oğlana teyzelikte yaşım fazlasıyla yol almış, ruhumsa onunla ‘Kovacılık’ oynamak için yeterince çocuk kalmışken, bakalım o büyüdükçe teyzesine nerden bakacak, kafasında bana dair ne hikayeler yaratacak. Teyze yeğenine hep kucak açacak.

Nerden nereye..

Geçen haftalarda evdeki limon bol yapraklanıp filizlendi. Bu hafta birkaç çiçek başını çıkardı, haber getirdi. Doğum gecesi biz yokken ilki ağzını açmış, pörtlemiş. Yeni açmış çiçek kokusu yeni doğan bebek misali eve başka bir hava getirmiş.

Limon çiçekli, greyfurt yeğenim hoşgelmiş.

Limon1 Limon2Greyfurt

15 thoughts

  1. Evet sen bizim ilk gözağrımızsın, seneler sonra evimize gelen ilk bebeksin. Ben Banu’ya hamile iken , sana bakıp bakıp ‘acaba kendi çocuğumu da böyle sevecekmiyim’ diye düşündüğümü hatırlıyorum. Tabii ki çok çocukca bir düşünce çünkü kendim çocuktum zaten ve hazırlıksızdım anne olmaya. Tabii ki evlat farklı ama inan sen onu kendi çocuğun gibi seveceksin..
    Bizim küçüğümüz Deniz sizlerin ablası sayılır gerçekten çünkü hem az yaş farkınız var hem de ruhu gençtir kardeşimin ve de sizleri çok sever biliyorum.. Ne mutlu böyle bir aile olmak… Ne olur aileye katılan bu minikler de bizim gibi, sizin gibi beraber büyüsünler…bunu sağlamak sizin elinizde…hepinizi öpüyorum..

    Beğen

  2. Kutluyorum yeni geleni; ve beraberinde tüm aileyi. Güzel insanlarla çevrelenmiş bir hayatı olsun. Teyzesinin kıymetlisi olacağı aşikar.
    Sevgiler size.

    Beğen

  3. Greyfurt, limon çiçeği ve Bach harika üçlü, annesinin karnındayken greyfurt olan miniğe teyzesi çiçek ve müzikle güzel bir hediye verdi.
    Biz de Banu’nun bebekleriyle ilk torun sevgisini tattık ailede , şimdi üçüncü bebeğimiz geldi ne mutlu bize.

    Beğen

  4. Nihan suprizlerle dolu ve sukurler olsun hep guzel suprizler. Evliligini de, minik bir melegi dunyaya getirdigini de aniden ogrendim. Neslihan’cim senin nezdinde Tezer Teyzeyi ve Yunus Amcayi kutlarim. Cok sansli bir bebek. Harika bir ailenin gozbebegi; guzel ruhlu, cok akilli, saygin ve sevgi dolu bir anne’nin biricigi. Teyzesi gibi muthis bir kova yetisecek anlasilan. Sevgiyle ozlemle mutlulukla kucakliyorum. Ayśe

    Beğen

  5. Ayşecim zarif sözlerin, güzel dileklerin için çok teşekkürler. Bizzat herkese ileteceğim. Biz de seni kucaklıyoruz. Çok sevgiler..

    Beğen

  6. Geri bildirim: Yol « MINDMILLS

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s