Rüzgar Alıp Götürecek

Aslında mazoist bir zevk alıyorum sıkışık zamanda çalışmaktan. Sanki haritamın bir bölümüne yığılmış gezegenlerin bitişikliğini günlük hayatımın gerçekliğine taşıyorum. Hepsinin aynı anda kendini ifade etmesi, eş zamanlı konuşması gerekiyor. Gerekmiyor da doğalı öyle gelişiyor.

Son dakikaya bırakıyorum misal, ama son ana kadar suçluluk ve vicdan azabı çekiyorum. Madem son iki gün kendini kapatıp kulunçların çıkıncaya kadar iki büklüm okuyup yazacaksın, o zaman öncesinde geniş gönüllü ol, iki hafta önceden sıkıntısını üstüne alma, değil mi? Yok. Mümkün değil.

Belki o suçluluk ve vicdan olmasa hepten kaçacağım. Gerçek hayatta o taahhütü verdim mi kaç(a)mıyorum, ama içimden dualar etmiyor muyum? Ah, hem de nasıl.. Keşke bir haber gelse de şu randevu iptal olsa. Kar yağsa da yollar kapansa. Bir aksilik olsa da benim kontrolüm dışında taahhüt bozulsa. Yaa, öyle mi? Hay Allah. Kısmet değilmiş, n’apalım. Bir dahaki sefere..Nasıl olsa benden kaynaklı değil.

Öte yandan çalıştım, işim bitti mi, bir rahatlama, bir hafifleme, bir zincirlerini kırma isteği geliyor ki iki sağdan, üç soldan, haydi şimdi gerdana bağlayıveriyorum. Kulunçlar hala taş gibi yerinde, ama ruh fıkır. İşte özgürlük!

Önündekini kapa, aç blog sayfasını, yaz bakalım. Yaz yaz yaz, ne geliyorsa yaz. Ya da git içeri, seyredilmemiş dizilerden patlat bir tane. Kafa dağılsın, odak değişsin, gözler kulaklar beyaz ekranı, tapelenen harfleri, klavyenin seslerini takip edeceğine akan görüntülere, uçuşan melodilere kaysın. Veya al eline kitabını, kes elektronik dünyayla bağlantını, gir analog moda, akıt yüklendiğin yüksek voltajı. İşlenmiş ağaç terapisi.

İki haftalık hastalıkta mis gibi okunan üç kitaptan sonra birden duraklama dönemine girdi okuma ritmim. O zaman da bir yığılma olmuştu, şimdi yine özgürleşip boşaltma sistemi devrede. Okuduklarımı yazmak da mümkün olmadı. Neyse, okuduğum kitapların yazılamamasının onların değerlerini azaltmadığını bünyem bir gün kabul edecek. Sabırla bekliyorum. Yine de yazıya dökünce daha bir yerleşiyorlar derinlerde bir yerlere.

Mesela Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlemesi’nden Justine’i okudum yazın. Zorlandım üslubuna ve diline girmekte, ama bir girdim, öyle akıp gittim. Oldukça etkilendim. Yine de bitirdikten sonra bana kitaptan bahsetmemi isteyen görümceme uçuk kaçık, bölük pörçük bazı cümlelerle tam istediğim gibi hikayeyi anlatamadığımı farkettim. Hissettiklerim bakiydi, ama anlamlandırıp onları aktarabilmek ancak elime alıp satır satır karşımdakine okuduğumda mümkün olabilecekti. E nasıl yazabilirdim ki böylesini? O kadar keskin betimlemeler, şaşırtıcı ifadeler, öyle ilginç bir kurgu beni çarpmıştı ki, bir çevirmenin değerini yıllar sonra yeniden hatırladım, alkışladım. Evet, belki de üniversitede şiir çevirisi dersi aldığım Ülker İnce’yi ayrı bir yere koymalıyım. Bu uyanışla meslek olarak icra etmesem de üniversite diplomamın bu alanda olduğunu hafif bir gülümsemeyle anarak şaşırdım. Nerden nereye..

Ben işe üniversite üçüncü sınıfta başlamıştım bile. Bölümüm Mütercim Tercümanlık’ı büyük bir keyifle okumama rağmen üniversite sanki bir an önce hayata atılmamın önünde engel teşkil eden bir bariyer, çıkılması gereken bir basamak, alınması gereken bir diplomaydı. O kadar hevesliydim çalışmaya, kendi başıma yola çıkmaya. Köprünün altından çok sular aktı. Üniversite mezuniyetiyle bugün arasına koca bir mesleği, reklamcılığı sığdırdım. 15 sene geçti, onu bıraktım. Dört seneyi devirdim. İşte şimdi burdayım.

Burası neresi? Fiziksel olarak evimde, odamda, ekran başında, yazı masasındayım. Çalışma düzeni olarak profesyonel hayatın dışında, serbest kategorisindeyim. Rutin olarak halen bol meşguliyetler, üretimler, şebekeler içerisindeyim. Ruhsal ve duygusal olarak kendime koyduğum hedeflerin, hayallerin, imgelerin ötesinde, bilinmezliğinde, şaşırtıcılığındayım. Kimbilir onbeş sene sonra burdan nereye..Yine mi Satürn çıkıyor alttaki yırtıktan pırt diye? Evet evet, Satürn Akrep’ten çıkıyor, bana birşeyler oluyor.

Seneler evvel, o dibini görene dek çalıştığım, bol sigara ve alkol tükettiğim, kendimi plastik vitrin mankenleri kadar ince bellediğim, çok gezdiğim, ama bir türlü bunların hepsini yapmayı kaldıramayıp orda burda küt diye bayılıp kalıverdiğim dönemlerde gittiğim şahane konserlerden birinde Noir Desir Rüzgar Bizi Alıp Götürecek derken ben Bey’le kardeşim arasında çıkış kapısını zor ettiydim. Rüzgar beni o zaman öyle atıyordu, şimdi böyle.

Sahi, rüzgar bizi alıp şimdi nereye götürecek söylesenize..

4 Replies to “Rüzgar Alıp Götürecek”

  1. bu kadar mi guzel yazi yazilir? neslicim, isleri en son dakikaya birakiyorum – sucluluk duyuyorum diyorsun. bence nasil olsa ben en kisa zamanda basaririm inanci ve guvenin oldugu icin de birakiyor olamazmisin? love you!

    Beğen

  2. Bu yazini cok begendim. Erteleme huyunu o kadar guzel anlatmissin ki… Ayni duygulari hissettim. Bir de, hayatin getireceklerine acik olarak, kendi isteklerine odakli yasama cesaretinin verdigi ozgurluk ve belirsizlik hissini… Sessiz bir macera olan kisisel yolculuk, sonunda ne olacagi belli degil. Cekici oldugu kadar urkutucu de Saturnyenler icin, cunku biliyorsun ki sonunda kendine hesap vereceksin: ne urettin? Hayatin sana verdiklerinin karsiliginda sen ona be verdin? Yazdiklarinda kendimi buldum Neslicigim

    Beğen

  3. Lale hanım çok teşekkürler. 🙂 Bana bir anımı hatırlattınız. Lise 1’de bütünlemeye kalmıştım ve bir arkadaşımdan ders alıyordum. Bana senenin 9 ayı çalışmayıp, yazın 2 ayda geçmem gereken dersleri kotarmamın çok akıllıca bir taktik olduğunu söyleyip bravo demiş, dumur etmişti. Sonuçta bütün derslerimi verdim, ama yaşadığım sınıfta kalma korkusunu anlatamam! Sevgiler..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s