Kendi kendine yetebilmek ne demektir?

Kendi başına her şeyi çekip çevirmek mi? Zorlukların üstesinden kendi başına gelebilmek mi? Kimseye ihtiyaç duymamak mı? Öz yeterlilikle sınırlanmak mı?

İnsan ihtiyaçsız olabilir mi?

İhtiyaçlar haritamızda Ay’ın konumuyla kendini ifade eder. Kimimiz için duygudaşlık ihtiyaçlarının giderilmesini sağlar, kimisi için sosyal paylaşımlar, kimisi için iş güç meşguliyetler, kimisi için harekete dönük eylemler. Başlangıç noktamızda her zaman kendi ihtiyaçlarımız vardır. Bu başkalarının ihtiyaçlarını gidererek, yardım ve hizmet ederek kendini iyi ve güvende hissetmekten geçse de böyledir. Önce kendimiz.

Öte yandan ihtiyaçlarla duygular da paralel gider. İhtiyaçlarımızı nasıl gideriyor, onlara nasıl sahip çıkıyorsak duygularımıza yaklaşımımız da eştir. Örneğin ince eleyip sık dokumak, düzeni iyileştirmeye çalışmak bizi iyi ve güvende hissettirerek ihtiyaçlarımızı karşılıyorsa duygularımıza da aynı muameleyi yapabiliriz. Onları ince eleyip sık dokuyabilir, düzeltmeye çalışabiliriz.

Duygular düzeltilebilir mi?

Duygular yanlış ya da doğru diye kategorize edilemez. Onlar vardır, gerçektir, içimizdedir, parçamızdır. Öfkelendiğini kabul etmeyip bastırmak, üzülüp ağlama hissiyle rahat olmayıp geçiştirmek ya da çok sevinip mutlu olduğu bir haberi önemsizmiş gibi gözardı etmek aynı kapıya çıkar. Duygularla teması, onlarla kalmayı görmezden gelmeyi.

Ne vardır orda bizi huzursuz edip korkutan da bir türlü ortaya çıkmaz o duygular, ihtiyaçlar? Acizliğimiz mi? Muhtaç olmamız mı? Güçsüz algılanmamız mı? Prestij kaybı mı? Beceriksizliğimiz mi? Yoksa sadece ve sadece duygu ve ihtiyaç nedir bilmememiz, tanımamamız, onlarla ne yapacağımızı bilemememiz mi?

Bir daha sorma zamanı.

İnsan duygusuz ve ihtiyaçsız olabilir mi?

Kendi kendine yetmek dediğimiz zaman bunu sadece dünyevi hayatla ilişkiyle sınırlayamayız. Çalışmak, iş güç sahibi olmak, hayatını idame ettirebilecek, kendini geçindirebilecek kaynakları sağlayabilmek, ailesine bakabilmek, çocuklarının ve sorumluluğundakilerin temel, sosyal, toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabilmenin ötesinde duygusal olarak kendi yeterlilik, yetersizlik ve ihtiyaçlarının farkında olmak, bunları kabul etmek, gerektiğinde yardım istemek de bu tanımın içinde görülebilir.

Yardım istemek.

İstemek haritamızda Mars’ın bulunduğu alanlarda kendini ifade eder. Doğrudan isteyebilir miyiz, bizden mi istenmesini mi bekleriz, birşey istendiğinde sinirlenir miyiz yoksa istemeyi hiç mi bilmeyiz?

Ne olur ihtiyaç duyduğumuzda yardım istersek?

a. Dışarıdan yardım alırız, şifalanırız. b. Dışarıdan yardım alamayız. Kendimize döner, ordan başlarız.

Yardım istemezsek ne olur?

a. Kendi kendimize yardım ederiz. b. Hiçbirşey yapmayız. Sorunlarla başbaşa kalırız.

İnsan kendine yardım edebilir mi?

Evet.

Kendini sever ve değer verirse edebilir.

Sevgi ve değerler de haritamızda kendini Venüs’le ifade eder. Kendimizi sever kendi değerimizi kendimiz mi biçeriz, başkalarından onay bekler onların bize biçtiği değer üstünden mi şekilleniriz, hizmet etmek bizi değerli hissettirir ve sevgimizi böyle mi gösteririz, ya da hep başkalarını öne alır kendimizi erteler miyiz?

Kendini sevmek ve kendine değer vermek kendine yeterliliğin bir parçasıysa, bu, kişinin kendi sorununu kendi çözeceği anlamına gelmeyebilir. Çıkış noktası ihtiyaçlılığın kabulüdür. Ölümlü olduğumuzu inkar etmenin kendimize faydası olmamasının hakikati kadar ihtiyaçlarımız ve yardım alabileceğimiz yerler olduğunu kabul etmenin gerçekliği kadar net.

Bu kitabi analizlere girme sebebim haftasonu katıldığım online astroloji konferansından bana kalanlar.

Astroloji derslerine ilk girmeye başladığımda çıkış noktam kendimdi. Çember büyüyüp bilgi ağı genişledikçe yakın ve uzak çevreme bu gözlüklerle bakmaya, bu çerçeveyle insanları, ilişkileri anlamlandırmaya başladım. Kolay değildi. Bir kişinin niye öyle davrandığının sebebini -kendince- bulmak onu öyle kabul etmek anlamına gelmiyordu. Ama kendimi daha iyi anlamam için muhakkak bir sebep ve ilham veriyordu. Benim ona neden öyle tepki verdiğimi görebiliyordum, bunun üstünde çalışabiliyordum. Gerektiğinde kendime yardım ederek, gerektiğinde yardım isteyerek.

Kendimce yardım etme anlayışımın bir bölümünü yazılar oluşturuyor. Yardım etmek amacıyla yazmıyorum belki, ama yazmak bana yardımcı oluyor. Önce kendime, bazen vesilesiyle başkalarına da. Yardım etmek -vermek- ancak karşı taraftan bir kapı açıldığı zaman yardım olabiliyor. O yardımı almak -istemek- için gönüllü olunduğunda.

Neptün Balık’ta direkt hareketine geçmiş. Venüs Yay’a girmiş, Neptün’e kare açıya doğru hareketlenmiş. Satürn Akrep’te Güneş’le kavuşmuş. Jupiter bu kavuşuma karelenmiş. Ay Başak’ta son demlerini dolduradurmuş. Bütün yukarıdaki konular işte bu bileşenlerle bu blogda hazır bulunmuş.

Aldım verdim ben seni yendim yalanmış. Kim kimi niye yendi sorusu havada hep asılı kalmış. Coffee’nin uzak akrabası Jess kuzulara işte böyle yardım eli uzatmış.

SpringerKuzu

3 thoughts

  1. ben o jess’in yardımını yerim! fırtına oldu bitti, karşıdaki rottweiler’in, ben ona rotti diyorum, çamurlu bahçesi kurumadan hayvanı oraya yine bağladılar. sular altındayken de balkona bağlamışlardı zaten, daha acıklıydı.. nolacak bunların hali neslispor

    Beğen

  2. Ah yaa ah..Yetebildiğimiz kadar yeteceğiz Ayşecan. Tanıyor musun Rotti’nin sahiplerini? Elinden birşey gelir mi?
    Coffee’nin bayırında dışarıda kulübede dişi bir köpek bakıyorlar. Adı Lucky, ama kendi un-Lucky. Köpeği dışarı salıp koşturmuyorlar bir türlü. Neden? Çiftleşir de yavrular diye. E çiftleşsin? Yok. Kısırlaştırın? Yok. Bir köpekleri daha vardı, yine dişi, genç, Sheila. Salmışlar, çiftleşmiş, çok sayıda yavrulamış, bakamıyorlar diye belediye gelip götürmüş hepsini, Sheila dahil. E köpeğiniz gitti, n’olacak, almayacak mısınız geri dedik, ya götürdüler işte, cevap bu.

    Beğen

  3. maalesef sahipleri eğer yazılarımdan hatırlarsan o dut ağacını kesen, geceyarısı nümayiş yaratan ailenin köpeği rotti.. camdan baktıkça hayvana acıyorum.. bir kez belediye çağırdım, gelmediler, artık çare ne bilmiyorum zira tehlikeli bi çift. hayvancağız da pek mülayim..
    Unlucky’ye de Sheila’ya da pek üzüldüm.. Moda’da öyle hikayelerin birebir çok tanığı oldum. Hayvanların götürülürken haykırışları hala kulağımdan gitmez.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s