..Ama günlük olaylar zamanı alıp götürüyor. Ya uyku gecikir, ya uyku çok uzar, ya da bir yerden hızla dönmek gerekir. Ya çok ya da az öfkeli olurum. Aranması gereken insanlar ve gidilecek yerler vardır. Çocuğa eski masalları günümüze uydurup anlatmak gerekir, kapı çalınır, cam çarpar ve kırılır, aygaz biter, yakıt gelmez, su kesilir ve öyküsü yazılacak sokak izlenimleri silinir. Gene yenileri oluşur…bunları yaşamanın tadı bile yeter insana.

Tezer Özlü, Eski Bahçe-Eski Sevgi, s.52-53

Günlük olaylar, rutinler, yapılacaklar, araya girenler. İş güç, ıvır kıvır.

Zaman.

Geç kalınan zaman, yetişedurulan zaman, erken varılan zaman, kaybedilen zaman. Zamanında-lı-lık. Zamanında-sız-lık.

Yetişme telaşları. Derse yetişme, seansa yetişme, randevuya yetişme, eve yetişme, girilecek poza yetişme, yazı yazmaya yetişme -yazı yazmanın nesine yetişilir diyenler, bakınız Tezer Özlü alıntısı-.

Geç kaldım hisleri. Gündüze geç kaldım, geceye geç kaldım, uykuya geç kaldım, hayata geç kaldım, mesleğe geç kaldım, aileye geç kaldım, kadınlığa geç kaldım, kendime geç kaldım.

Halbuki ben okula erken başladıydım.

Zaman Satürn’le ifade edilir. Bittiğinde ölüm gelir. Dünyevi hayatın sonu.

Her birimizin zamanı algılayış biçimi kendi haritamızda Satürn’ün bulunduğu burca ve kendini ifade ettiği eve göre değişir. Ölüm insan için doğası itibarıyla korkutucudur. Eh, işte, Satürn adamı korkutur.

Korkularımızın olduğu, suçluluk hissettiğimiz, kendimize güvenmediğimiz, kendimizi kısıtlanmış, yetersiz hissettiğimiz yerler yine Satürn’ün yönetimindedir. Lakin psikolojik olarak bütün bu zorlukların hakkı verilerek, çalışılarak ele alındığında bize bir katkısı olur.

Büyümek.

Büyümenin yaşı ve zamanı yoktur. Bu da Satürn’ün çelişkilerindendir. Her yaşta adama çocuk muamelesi yapar, transitlerinde kendini küçük ve güçsüz hissettirir. Hala büyüyemedik mi dedirtir. Öte yandan büyümenin o evresinde korkularının otoritesi olmaya bir adım daha yaklaştırmış, bir basamak daha tırmandırmıştır insanı. Tüm o korkuların sorumluluğunu almış, çaba göstermişsek.

Dünyevi hayat, kalabalık metropoller, toplumsal düzen bizi yapmaya, koşmaya, başarmaya, yarışmaya iterken yarış aslında ölüme karşı zamanla mıdır?

Zaman lineer bir akışsa, zamanında-lı-lık o çizgi üstünde bir noktadır belki de. Buluşma, birleşme anı.

Zamana karşı kendi hayat mücadelemizi verirken zamanında-lı-lık noktalarında buluşup soluklanmaya imkan var mıdır? Gün içinde gelip geçen ilhamları o anda somutlaştırıp yaratmak ya da geçip gitmesini izlemek, yenisine dek sabırla beklemek mübah mıdır? Bilinçdışının bilince gerekenleri zamanında getireceğine güvenilebilinir mi? Hatta bazen zamanın eridiği sonsuzluk anlarında kalınabilir, kaybedilen döngü tam da bu zamansız zamanda zamanındalılığa ulaşabilir mi? İçinde zaman sözcüğü geçen çeşitli li, lı, siz, sız, lik, lık ekleriyle zaman sürekli ve durmadan üretilip türetilebilir mi?

Günlük rutinlerimden kendimle kaldığım şu ana dek yazılacaklar arasına girenler, çıkanlar, kalanlar, damıtılanlarla evrene sorum şudur:

Düşünce hızına yetişmek mümkün olur mu bir gün?

Acelem yok, bekliyorum.

Zamanı gelince cevabı duyacağımı ümit ediyorum.

Tezer Özlü sağımda, müziğim solumda, Coffee yerde kafasını iki patisi arasına sıkıştırıp sıkıştırıp sevgi ve yemek dilenmelerinde.

Bir döngü bitsin, yenisi başlasın, rutin devam etsin, bilinçdışı çalışsın.

Zamanında-lı-lık vakti.

Bir sonraki günden kalanlara dek sağlıcakla..

Coffee Sev beni

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s