Sonbaharda Şehir

Sonbahar bana şehirde yaşamayı hala neden sevdiğimi hatırlatıyor.

Konserler.

Filmler.

Sergiler.

Etkinlikler.

Hayata kültürel anlamda karışmak için fırsat bolluğunun ganileştiği zaman.

1 Filmekimi başlıyor.

Açıkçası gösterime girecek filmlerden geçmiş senelere oranla yeterince heyecanlanmadım. Belki her tarafımız zaten savaşken festivaldeki filmlerin de Çeçenistan, Afganistan, Saraybosna filmlerinden girip barışçıl değil, savaşçıl bir dünya haline geldiğimizi daha da gözüme soktuğu içindir. Yine de gidecek beş film seçtik, biletlerimizi aldık, heyecanla bekliyoruz.

2 Akbank Caz Festivali başlıyor.

Üç sene evvel ağzım kulaklarımda, tadı damağımda kalarak izlediğim Jamie Cullum yeniden geliyor. Yine gelse yine izlerim diyerek ilk önce bu konsere atlıyorum. Eder bir. Akabinde yine Jamie Cullum’ın BBC Radio2 podcastleriyle keşfettiğimiz Jose James’in geleceğini duyunca bu konsere de akabinde girişiyorum. Eder iki. Yasmine Hamdan ve Jamie Cullum’ın aynı gece konser vermelerini ise esefle kınıyorum. Oldu mu ablam oldu mu?

3 Babylon ve Salon İKSV yeni sezon programları başlıyor.

Geçmişte kaçırılan Chinawoman ve Gus Gus, yanılmıyorsam ilk defa gelecek olan Emiliana Torrini, Sebastian Tellier, Emilie Simon ve Cat Power şu anki favorilerimden.

4 Joan Miro. Kadınlar, Kuşlar ve Yıldızlar Sergisi SSM’de gezilmeyi bekliyor.

Özellikle geçen sene başka bir organizasyon tarafından getirilip eserlerin özgünlüğü konusunda Miro Vakfı’yla tedarikçi galeri arasında anlaşmazlık yaşanınca iptal edilen, bu sebeple kaçırılan fırsat şimdi ikinci defa ziyaretçilerine göz kırpıyor.

.

Dışarıda yağmur yağdıkça, hava soğudukça, sonbahar kendini hakkıyla hissettirmeye yüz tuttukça kültür ve sanatın eşsiz sıcaklığı içimi sarıp sarmalıyor.

Vesilesiyle, yakın zamanda seyrettiğim ve Filmekimi’ne doğru festival havasına girmeme yardımcı olan üç filmi paylaşıyorum.

Noor

In Bloom

Kosmos – Filmin bir bölümünde şimdi yerinde yeller esen İnsanlık Anıtı’nı uzaktan görmek içimde tarif edilemez cazırtılar yükseltti. Film kendi seyrinden bağımsız benim için orda dondu, boğazımdan aşağı gitmedi.

Şehirden girip etkinliklerden çıktım, dizileri es geçmiş oldum. Hoş. Sinemaya sadece festival vesilesiyle gitme sebeplerimizden biri de bu. Akıllı senaryolara, iyi kurgulara, incelikli işlenmiş karakterlere yer veren yabancı diziler ve bunlara artık her türlü dijital platformdan ulaşma imkanı veren entegre sistemler. Senenin başında rüzgar gibi esen True Detective dizisini biz yaz sonu baştan sona iki günde seyredip bitirdik. Etkisi halen baki. Dizilerin tema müziklerini bu anlamda ayrı bir değerlendirmeye tabi tutabiliriz. True Blood, Suits, Bron/Broen, Wallander (UK) dizi müzikleri son dönem dilimize dolananlar arasında yerlerini alabilir.

Yani, müziksiz olmaz.

Bütün bu girişi yaptıktan sonra True Detective Far From Any Road‘u koyacaktım, vazgeçtim. İsteyen üstüne tıklayıp hatırlayabilir. Başka bir vesileyle ulaştığım Wye Oak’tan Civilian gelsin bakalım. Bugün duydum, not ettim. Youtube’dan girip bakınca Walking Dead’de bu parçanın kullanıldığına dair notlar gördüm. Walking Dead bizim dizimetremize giremedi, ama bu parça an itibarıyla not edildi.

İşte sonbahar, işte şehir.

Bütün bunların yanında sıcak bir çay, bir kadeh kırmızı şarap, battaniye altına kıvrılmak, kucağında kitabını okurken uyuyakalmak..Bunlar da aklıma gelen diğer tatlar. Misal filmlerle Ortadoğu’da, müziklerle Batı’da dolaşırken, şimdi okuduğum kitap Ölü Gömme Törenleri’yle 19. yüzyıl kuzey İzlanda’sına ışınlanacağım. Bir tat bir doku.

Sonbaharda şehir sizin için ne ifade ediyor?

Paylaşmak isteyenlerin görüşlerini blog yazarı heyecanla bekliyor.

4 Replies to “Sonbaharda Şehir”

  1. Sonbahar candır! Mevsimlerin en güzelidir, huzurdur, romantiktir, tatlı bir kıpırtı, enerjidir. Benim için yazın yapış yapış sıcağının getirdiği rehaveti atarak tekrar hayata dönmektir. Kapıdan dışarı adım attığında nefesini boğan nemli havaya değil, seni enerjiyle saran hafif serin havayla kucaklaşmak, biraz üreperebilmektir. Şehirler tekrar kucaklaşabilmektir sonbahar. Artık dışarılarda olabilmektir. Konserler, sergiler, festivaller zamanıdır. Şehrin kalp atışlarını hissedebilmek, onunla nefes alabilmektir. Sokaklarda şehrin kalabalığını yaşayabilmek ve kalabalığın enerjisini seyredebilmektir. Kısacası sonbahar candır!

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s