Juno, Yunan tanrıçası Hera ile eşleştirilir. Kutsal evliliği temsil eder. Haritamızda Juno’nun konumu da evliliğin devamı için bizim nasıl bir yaklaşımda olduğumuzu anlatır. Örneğin kişi için evlilik duygusal ihtiyaçların paylaşımı mı sorumluluk alınan bir taahhüt mü, eşitlik ve denge timsali mi bireysellik ve mücadele alanı mı, mantık ilişkisi mi inanç birlikteliği mi. Liste çeşitlendirilebilir. Juno’nun konumuna, bulunduğu burca, ilişkide olduğu gezegenlere göre evliliğe yaklaşımımız çizilebilir.

Hera’nın mitolojisini çalışırken oldukça şaşırmıştım. Hera, Zeus’un karısı. Elinde asası var, başından yüksekte tutuyor. Bazen diğer elinde de nar olabiliyor, o da yeraltıyla ilişkisini temsil ediyor. Hera çıplak değil, kıyafetli. Elinde asasıyla giyimli olması onun bir soylu olduğunu gösteriyor. Kutsal evliliğin temsilcisi ana kraliçe. Tanrılar tanrısı Zeus’un karısı.

Iyi de,

Hera’nın sürekli aldatılmasına ne demeli? Bu ne kutsallık bu ne evlilik demezler mi? Demiyor Olimpos Tanrıları. Hera her seferinde Zeus tarafından aldatılmasına rağmen soyluluğunu kaybetmiyor. Ve lakin Zeus’tan acısını çıkarıyor. Hep Zeus’un yaptıklarını yoketme dürtüsüyle hareket ediyor. Ya çocuklarını öldürüyor ya da onlardan intikam alıyor.

Misal Homeros zamanında Hera böyle resmediliyor ve Zeus yüceltiliyor. Daha eski versiyonlara bakıldığında ise Hera bereket tanrıçası olarak öne çıkarılıyor. Buna örnek bir hikaye olarak da Hera Zeus’un başkasından çocuğu Herakles’i emziriyor ve onu ölümsüzleştiriyor. Herakles, Hera’nın zaferi oluyor. Bir başka hikayede Hera Zeus’a inat Ares’i kafasından doğuruyor. Saf içgüdüyle, kendi kendine.

Hera bütün hayat döngüsünü de temsil ediyor. Aynı Ay gibi. Doğum, çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik, yaşlılık, ölüm. Dolayısıyla bizim bu döngüyü ele alış biçimimizi de yansıtıyor. Kimi için her evre bir doğum, kimi için ölüm, kimi için öğrenim, kimi için yolculuk.

Hera’nın astrolojideki temsilcisi Juno şu sırada Yengeç burcunda ilerliyor. Hera, kendini tam bir ana kraliçe gibi hissettiği arketipte asasıyla parıl parıl parlıyor. Evlilikte besleyen, büyüten, empatik, şefkatli bir yaklaşımı, evliliğe hem kollayan bir anne hem kollanmaya ihtiyacı olan bir çocuk gibi eğilen bir temayı anlatıyor.

Öte yandan tam karşısında Oğlak’ta konumlanmış Plüton kutsal evliliğe büyük bir güç ve baskı uyguluyor. Evlilik müessesesine dönüşüm temasını getiriyor. Bu dönüşüm nasıl olacak? Kan, ter ve gözyaşıyla. Dönüşüm dediğimiz noktada yıllara yayılacak, etkileri en az iki-üç sene sonra dış dünyada anlaşılacak bir zaman aralığından bahsediyoruz. Ölmeden dönüşülmüyor. Ruhun ölüp küllerinden yeniden doğabilmesi için sonrasını düşünüp organize olmak, geleneksel sorumlulukları yerine getirmek, kendi istediği şey için hedef koyup ona dönük çalışmak, ortaya somut bir ürün koymak ve onu toplumla paylaşmak gerekiyor.

Bu karşıtlık zor bir ikilem. Evliliği beslemekle dönüşüm için başarmak, ilişkiye sahip çıkmakla güç için yapılanmak arasındaki gelgit zincirlerini kırma, bırakıp gitme, buraları terketme, bütün köprüleri atma isteği olarak kendini ifade edebilir. Şu anki gerginliğin çıkış noktası kendi bireyliği için sahaya çıkma dürtüsüyle arkasına bakmadan ilerlemek olabilir. O zaman kendimize sormamız gereken soru yenilenme için bütün eski düzeni yıkmak mıdır yoksa elde edilen aydınlanmayla esnemeye çalışmak mıdır?

Dönüşüm dediğin ha deyince gelmez, gelemez. Zamana ihtiyaç vardır, sindirmeye, derinleşmeye, o derinlikte kalabilmeye. Direnç gösterdikçe en karanlık yönler yeraltından hortlayabilir, insanın ayağına dolanabilir, aşağı çektikçe çekebilir. Öte yandan kollayıp sahip çıkmaya ısrar etmek de nevrotik sonuçlar verebilir. Olayın içinde kalıp dışına çıkamama, objektifliği kaybetme, kendini sürekli karşındakiyle bir zannetme şeklinde tezahür edebilir. Nerde Plüton varsa orda direnç vardır. İstesek de istemesek de bir ölüm yaşanacaktır. Bu ruhun ölümü ve yeniden doğumunu temsil eden psikolojik dönüşüm uzun zamana yayılacak, kişinin hayatında bir kilometre taşı olacaktır.

Çıkış noktam aslında daha mitolojik, naif bir hikayeydi. Ve fakat anın haritasını açıp gördüklerimle yukarıdaki akış şekillendi. Hera ilhamını veren taşlar yerine yerleşti.

Evli olalım olmayalım, kadın ya da erkek olalım, hepimizin içinde bir Hera, hepimizin haritasında bir Juno var. Biz onun ne kadar farkındayız, biraz buna odaklanalım. Biz Hera’mızı sahiplenmezsek o bizi nasıl ele geçiriyor, hadi üstüne yatıp uyuyalım.

Evli

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s