Bilmek

Bazen astrolojinin hayatıma başka birşeyi bulmam için girdiğini düşünüyorum.

Vah kızım vah. Kendin olmasın?

Yok öyle değil. Görünen kısım o da, görünmeyen kısmı dediğim.

Dünyevi hayat bir şekilde devam edecek, rutinler yerine getirilecek. Tıkır tıkır, pıtır pıtır. Seans, analiz, Yeniay, Dolunay. Bu bir rutin. Peki rutin olmayan mı benim kastettiğim? Cevabım yok. Sadece bir his.

His.

Yoksa bir beklenti mi? Bilinçdışının bildiği, bilince getirmeye çekindiği?

Şeytanın bil dediği.

Çok bilmek de iyi değil belki. Zihinsel biliş, sezgisel biliş, bedensel biliş, biliş oğlu biliş. Ben bilirim diye bir yarışma vardı çocukken. 15 puanlık uzman soruları sorulurdu. Ne olur o soruları bilmesek, puanları toplamasak? Bilmeyelim de cahil kalalım değil kastım. Bilmediğini, bilemeyebileceğini kabullenmek.

Bilmek kolay, bilmemek zor gelir oldu bana. Bilmiyorum demek.

Bilmiyorum.

Esasen bunu sıklıkla diyorum. Evet, bilmiyorum. İşte. Söyledim. Oh. Pek zor değilmiş şükür, görüyorum. Ve lakin bilme sanatıyla özdeşleşmiş bir yolda kendimle çelişiyorum.

Ne diyorum?

Hiç.

Kafa seslerini ayıklayıp tek tek cımbızla çekiyorum.

Dinliyorum.

Henüz pek birşey duymuyorum. Dinlemeyi sürdürüyorum. Yaklaşan titreşimleri hissediyorum. Üff, sanki birşey geliyor arkadan, ürperiyorum.

Yağmur mu yağacak?

Bana müsade.

Yatıyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s