İkilemim var, kendimi yazmaya zorlamakla yazamamanın sıkıntısını duymak arasında. Her yazamadığımda da dönüp birşeyler okuyasım.

Misal Emrah Serbes Deliduman bitti birkaç gün önce, daha yazasım yok. Jose Saramago Körlük’e başladım peşi sıra, koşmaya karnım tok. Astroloji okumalarım var ilham flaşları çakar diye. Çakar çakmaz sönen çakmaklar bunlar, gazı uçup kaçan. Gözlemsel okumalarım var sonra. İnsanlar, arkadaşlar, aileler, kocalar, karılar, köpekler, kediler, çocuklar, bebekler üzerine. Şaşırtıcı, sorgulatıcı, düşündürücü, bitmeyen öğretim modeli. Yogayla bedensel okumalarım var. Omuzlar, boyun, dizler, kasıklar, alın ve dişlerde sıkışanlar, birikenler, bükülenlerle birlikte.

Önüme geleni okuya okuya kendimde okuyamadığımı anlamaya çalışıyorum belki de. Hani o okuyamadığım boşluğumu doldurmaya.

Bu ay sonu kırk yaşımın ilk altı ayını tamamlamış oluyorum. Az kaldı, bir on gün daha. Aklım bu seneki Güneş Döngüsü’ne gidiyor. Kaderin beni her kimsem o olmaya çağırdığı bir seneye girdiydim Ocak’ta.

Ne cümle değil mi?

Ka-de-rin, be-ni, her-kim-sem, o-ol-ma-ya, ça-ğır-ma-sı.

Pef!

Ocak’tan Temmuz’a nasıl geçti?

Bu döneme dair hatırladığım en net şey o zamanın geçtiği. Her şey gibi. Günler, haftalar, aylar geçti gitti. Ocak ilham verici bir yolculukla başladı. Yazılar, kitaplar, seanslar, dersler arkasından kovaladı. Sağlık gündeme geldi küt diye. Önce annemle, sonra babamla, şimdi kardeşimle. O yüzden belki bu değerlendirme zamanı düştü önüme.

Kendimden uzaklaştığım ya da öyle sandığım, aileye eşe dosta daldığım, vesilesiyle köklerimi belki yeniden belki ilk defa olduğu gibi görüp sorguladığım -henüz kabullenme aşamasına gelemediğim- bir altı ay geçirdim, geçirmekteyim.

Bu resmin içinde ben nerdeyim?

Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın demişler vakti zamanında. Benim çelişkim işte hep bu oldu. O çembere dahil olmayı isterken bir şekilde dışına çıkmak, araya alan ve mesafe koymak, yaşadığımı anlamak, nefes almak, kendim olmak.

Ben böyle nefes alıp yaşadığımı anlıyorum. Alanla, mesafeyle, kendimle kalabildiğimde, kendim olabildiğimde. İşte o zaman tekrar çemberin içine dönme isteğini ve gücünü buluyorum kendimde. Özgürlüğümle bütünlendiğimde.

Hani şu çok bilindik dörtlük vardır.

Birini seviyorsan onu serbest bırak.
Dönerse senindir,
Dönmezse hiçbir zaman senin olmamıştır.

Selam, o benim.

Şimdi kendi kendimi serbest bırakmaya ihtiyacım var, kendimden özgürleşesim. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Belki yalnız kalarak, belki uzaklaşarak, belki her zaman neysem o olarak.

Ka-de-rin, be-ni, her-kim-sem, o-ol-ma-ya, ça-ğır-ma-sı, gi-bi.

Bu arada kalemle kağıtla, klavyeyle tuşlarla, kelimelerle yazıyla, akıp giden hayatla arama mesafe girerse affola.

Aquarian Anarchist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s