Mayıs’ın son günü, 31 Mayıs’ın son saatleri. Bütün arketipler yeryüzünde teker teker dirildiler sanki. Neptün, Uranüs, Plüton aramızda, tıpkı 52 hafta öncesindeki gibi.

Gezi, 2013 Haziran 15’ine dek süren bir aşktı, tamdı, vecd gibi birşeydi, ilahiydi. Bu büyüleyici güzellik, bu his aşktan başka ne olabilirdi ki? Dünya üstüydü. Evrenseldi. İdealdi. Neptün’dü, Dionysos’tu. Dünyanın çirkin ve katı gerçekliğine fiziksel olarak 15 gün dayanabildi, ama ruhu, özü, ideası hiç gitmemecesine yerleşti. Ünlü bir müzisyenin dediği gibi ‘sen o anda nerdeysen, artık Gezi orası. Mekana ve zamana sıkıştırılmak için fazla büyük, fazla güzel ve fazla önemli’.

Yeni bitirdiğim bir romanda aşk için demiş ki: “Ben aşkı hayattan çok ölüme benzetirim… ve insan bir kere ölür.”

Gezi benim için o anlamda ölümdü. Dönüşümdü. Karanlıklardan çıkan cevherdi. Hazineydi. Korkunçtu. Müthişti. Yaralayıcıydı. Şifalıydı. Yeraltıydı. Yeryüzüydü. Ya hep ya hiçti. Plüton’du, Hades’ti. Ya hiç gitti, ya hep oldu, ya hep.

İnsan dediğin bireydi, birdi, arkadaştı, candı. Toplumdu, topluluktu, halktı, halktandı. Özgürdü, asiydi, eşitti, kusurluydu. Suçluydu, kurtarandı, ateşi çalandı, ağaca sarılandı. Uranüs’tü, Prometheus’du. Her gün dağlara zincirliyken karnı kartallarca deşilen, ertesi gün yeniden dirilendi.

31 Mayıs 2013 İstanbul sabahının haritasında çok keskin açılar vardı. Bireysel özgürlüğünü isteyenlere, karşı çıkanlara, isyan edenlere karşı ölümüne baskılayanlar, manipüle edenler, yeryüzünü yeraltına çekenler, kurban olan bir halk ve çözülen otorite, çok hızlı bir iletişim ağı ve engellenemez bir şebeke, savaşma güdüsüyle tevekküllü kabullenicilik dirsek dirseğe. Tüm bunlar haritanın üstünde hep birlikte elele.

31 Mayıs 2014’e bakınca, yaralarla yüzleşme günü gelmiş diyor harita sanki şimdi de. Şifalı ve iyileştirici, besleyici ve kollayıcı, evet, can acıtıcı, yaraları hatırlatıcı ve bu sebeple koruyucu, büyütücü, dönüşüm için sorumluluk aldırıcı, yapılandırıcı. Şimdi kadınlar, dişi enerjiler, iç zenginlikler devrede. Karanlıklar, zalimlikler, zorbalıklar, faşizan tavırlar hala yerlerindeler, geçen seneki gibi olmasa da tetiklenmeye müsaitler. Yaraları sarmak, şifayı artırmak, karanlıklara ışık tutmak, bunlar için karar verip çalışmak mümkün mü sizce?

Bu yolculuk daha bitmedi. Yaşamasıysa bize düştü, tüm arketipleriyle ömrümüz elverdiğince. Yakın vadedeyse Haziran sonunu merakla beklemekteyim, hayırlara vesile.

Şerefe Gezi’ye canı gönülden, eyvallah, eyvallah..

01.06.2013 #Gezi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s