Gölgelerin Gücü Adına

Bazı insanlar ayna olur kişiye farkında olmadan. İçinizde birşey tetiklenir, kıl kaparsınız belki ya da yamacımdan geçmesin dersiniz, işim olmaz bu adamla, kadınla. O sizde olmadığını sandığınız şey sizin içinizdeki karşıt enerjiyi, gölgeyi harekete geçirir. I-ıı, o ben değilim dediğiniz neyse karanlıkta bir yerde gizli gizli bekliyordur kuytuda. Hop çıkıverir birden piyasaya.

Diyelim ki böyle biri çıkmadı karşımıza (zor ama) ya da pek farkında değiliz. Şöyle bir egzersiz yapabiliriz. Kendinizde en güçlü olduğunu düşündüğünüz, size ifade eden yanınızı dile getirin. Neler olabilir? Anlayışlı? Düzenli? Analitik? Esnek? Çalışkan? Alternatifler sonsuz. Şimdi bu ifadenin tam zıttını bulun. Yukarıdaki sıralamaya göre gidersem anlayışsız, dağınık, hayalperest, katı, tembel. İşte o karşıt ifade içimizdeki güçlü yanın gölgesi, korktuğumuz karanlık kısmı.

Ajansta bir egzersiz yapmıştık topluca. Çıkış noktası Shadow work isimli bir öğretiydi. Herkesin kendi ‘değer’ini düşünmesi istendi ipucu verilmeden. Teker teker soruldu bize ne oldukları, biz de söyledik. Mesela birinin ‘cool ve trendy’ dediğini hatırlıyorum. En çekindiği etiketlerden biri kıro olmaktı. Evet, kendisi cool, trendy ikonlarının yerini fevkalde dolduruyordu, ama arada dizi kültürü olsun, ajans geyiği olsun kimsenin beceremediği bir kıro konuşma dili vardı ki farkında olmadan gölgesini öyle ortaya çıkarıyordu.

Başka birisi ‘pozitif’ demişti kendisi için. Kendi kendisini algısı, inandığı öyleydi. Pozitif biriydi de. Halbuki çalışma arkadaşları ne zamandır onun sadece negatif yönünü deneyimliyorlardı. Bu kim olduğunu bilmemek, farkında olmamak değil. Sadece iki yönün de (özellikle birine bu kadar tutunup işte bu benim diye ortaya koyuyorsak onun tam zıttının da) içimizde olduğunun ayırdına varmak.

Ben ne demiştim biliyor musunuz? İyi iletişimci. Zıttı ne oluyormuş? Kötü iletişimci ya da iletişim kuramayan! Çok fena dumur olduğumu, başımdan aşağı kaynar sular döküldüğünü hatırlıyorum. Ben ki reklam ajansında Müşteri İlişkileri yöneticisi olarak çalışıyorum. İşim iletişim, üstelik görev tanımım ilişkilerden geçiyor. Otomatik reddi bastım içten içe ordaki gerçekliği bilmeme rağmen. Acı gerçek. Her hayattan insanla ilişkiye girebildiğini düşünen ben hiç mi sorun yaşamıyordum konuşurken, anlatırken, yazıp çizerken, iletişirken? Belki de bunu eski müşterilerime sormak lazım!

Haritamızda korkular Satürn ile ifade edilir. Satürn hangi burçta ve evdeyse o alanlarda çekincelerimiz, kısıtlamalarımız, korkularımız olduğu, suçluluk hissettiğimiz, harekete geçmekte zorlandığımızı hissederiz. Venüs ise değerler ve ilişkileri anlatır. Nasıl bir değer sistemine sahip olduğumuz Venüs’ün haritamızda bulunduğu burca, kendini ifade ettiği alanda bulunduğu eve bağlıdır. İlişkiler dediğin zamansa işin içine ben ve karşıdaki girer. Aynalama, yansıtma da bunun içindedir. Aynı şekilde kıyas da. Genel özelliklere göre konuşursak Venüs’ün yönettiği Boğa en çok hasete düşen, Terazi’yse en çok kıyaslama yapan arketiplerdendir.

Geçenlerde saplantılı haller ve öfke üstüne yazmıştım. Neden dedim bu öfke çıkıyor, birilerine kızıp kızıp içimde patlayanları buraya döküyorum? Mars’ın Terazi’de olduğunu unutmuşum. Oğlak’taki Plüto’ya kare yaptığını da. Unutulacak gibi değil, ama Balık’taki Neptün’le hafıza hakikaten balık oluyor bu ara. Çözül babam çözül.

Mars Terazi’de nasıl hareket eder demiştik? Öfkeyi karşıya yansıtma potansiyeli vardır çünkü Terazi kavgayı, öfkeyi sevmez, barış ve denge ister. Halbuki Ares gelmiş hadi kardeş sevişmeyelim savaşalım derken o nasıl bir karakter beller? Ben öfkelenmem, ama sen çok öfkelisin, yetti gari der (bakınız ben değil sen, yansıtma, aynalama). Karşısındakinin öfkesi de ona geri teper çünkü ordaki öfke aslında kendi ortaya koymadığı öfkesidir. Terazi’de de yapması gereken o dengeyi bozmadan, köprüleri atmadan bunu ifade edebilmesidir. Zor zanaat. Bir zamandır da retro harekette ilerleyen Mars Terazi’de hep içe dönük çalışmakta. İşte böyle benim yaptığım gibi ona buna sinirlenip, ötekine saplanıp içimde tırtır vırvır öfkeyi kendime yansıtma halleri. Neyse, az kaldı direkt haline dönmesine. 20 Mayıs itibarıyla bu istek, azim, öfke denge, ilişki ve strateji içinde yine aramızda hayırlısiyle.

Öte yandan Venüs Koç’ta tam zıt yönde ilerlemekte. O da kendini ters ifade eden enerjilerle hareket etmekte. İlişkilerde, aşkta, sevgide benci, sabırsız, atak, belki biraz da kaba saba bir mizaçla barış burcunda diplomatik savaşta kalmaya çalışan Mars’a nanik çekmekte. Kadın ve erkek arketipleri birbirilerinin enerjilerini nasıl ağırlarlar sizce? Meydandaki durum bu.

Gölge deyip buraya nereden geldik? Yansıtmaktan, ikiliklerden, ilişkiden, bize ayna olanlardan, içimizdeki diğer yüzden. Bulduk gölgemizi ne yapacağız şimdi? Ona sahip çıkacağız. Sahip çıkacağız ki olur olmadık yerde hortlamasın, bizi şaşırtıp dumura uğratmasın. He-man ne diyordu? Gölgelerin gücü adına, güç bende artık!

Boğa döneminde sahip çıkma teması güneşin yolculuğuyla gündemimizde. İkizler’e geçen Merkür’leyse günde iki posta yazı çıkaran şu halim gibi önümüzdeki bir ay cır cır konuşup yazışmak, sosyalleşmek, öğrenmek, öğretmek, iletişimde kalmak, zihinimizi bol bol çalıştırmak üzere..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s