Yüzümü kapadım bu seyahatte. Alejandro Zambra demiş hani.

‘Okumak yüzünü kapamaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek’.

Pek sevdim bu ifadeyi, tekrar tekrar kullanabilirim af buyrun. İşte benim yüz kapamam da o model. Zambra’nın Eve Dönmenin Yolları bitti, Murat Gülsoy’un son kitabı Gölgeler ve Hayaller Şehrinde okunuyor.

Hiç haz etmediğin birşey yaptım bu ara. Okuduğum kitabı başka kitaplarla aldattım. Hem de bir değil, üç romanla! Neden ki neden? Madem böyle öbürküne gözünün kayma durumu var, devam edemediğini bırak da kurtul değil mi? Yok. Bırakmamaya direnişle ilerlemekte zorlanma paralel gidince araya teneffüs almak farz oldu. Marquez, Zambra ve Gülsoy. İlk ikisinin ortak noktası yüz küsur sayfalık kısa romanlar olması, her üçününki ise geçmişten, gerçek hikayelerden ve tarihten esinlenmeleri.

Tarih.

Benim için ortaokul, lise hayatı boyunca sıkıcı, kupkuru, astık kestik döktük sömürdükten öteye geçmeyen, ezbere dayalı, yanlı geçmiş bilgi silsilesi. Halbuki tarih bir romanın, öykünün içine girip insan boyutundan aktarılınca bambaşka bir diyarın kapılarını açıyor adama. Murakami’nin kitapları sayesinde Japon tarih ve savaşlarına dair okuduklarım, Zambra sayesinde Şili’nin darbe ve rejim değişikliklerine dair edindiklerim, Robbins sayesinde Kenanlara ve kutsal topraklara dönüp kardeşliğin ve düşmanlığın başlangıç noktasına uzanmam yakın dönem okuduğum örneklerden.

Türk yazarlardan okurken de ister istemez yakın tarihimize dair önemli olayları içeren temaları seçtiğimi farkettim. Özellikle arayıp bulmuyorum belki. Yeni yeni açıkça yazılan, okunan, tartışılan olaylar, acılar, yaralar bunlar. Okurken merak ve iştahla kabarıyorum at gözlükleriyle geçirilmiş zamanı telafi etmek istercesine. Bazen de müthiş öfkeleniyorum içimden yükselen ateşi hissedince. Biliyoruz bunları diyorum, biliyoruz, bana yeni birşeyler söyle.

Gerçekten biliyor muyuz? Neyi bildiğimizi sanıyoruz? Sürekli aynı telden çalınıp takılmış plak gibi anlatılan yanlı resmi tarihi mi? 2 + 2 = 4 basitliğinde yüzeysel ve matematiksel incelenen tek yönlü dinamikleri mi?

Neden mi bahsediyorum?

Osmanlı’dan, Türkiye cumhuriyet tarihinden, isyanlardan, bastırmalardan, biz (her kimsek) ve biz olmayanlardan, batıdan, doğudan, kuzeyden, güneyden, dış ve iç mihraklardan, hürriyetten, eşitlikten, değişimden, dönüşümden.

Bir kitabı ötekiyle aldatırken kendi tarihimizi de yabancınınkiyle aldatıyorum belki de. Aaa bak diyorum, Moğollar nasıl diri diri Çinlilerin, Japonların derilerini yüzmüşler Mançurya Savaşı’nda. Şili’de diktatörlük döneminde bir gece ansızın götürülüp de dönemeyen, işkence görüp de döndüğünü bilmeyen ne çok adam olmuş meğerse. Belki de sadece biz ‘barbarlar’ın değil, tüm dünyanın deli saçması bir düzen içinde olduğuna, düzenin de akil olmayan bir sürü lider, hükümdar ve otorite tarafından yönetildiğine kendimi inandırmaya çalışıyorum.

Rezalet. Felaket. Utanç.

Önce kaçış, sonra inkar, akabinde pazarlık.

Peki gerçek?

Kabullenilmek istenmeyen gerçek.

Son iki seyahattir yanıma tarihi, gerçekçi, ciddiyetli kitaplar alınca, dışarıda fışır fışır dalgalar vurur, akşam güneşi limanı tatlı tatlı ısıtırken ben böyle dün, bugün, yarın meselelerine giriyorum işte. Çıkış noktam Neptün ve aldatma üzerineyken kitapla kitabı, tarihle tarihi aldatmada takılı kalmışım meğerse. Heyhat.

Son bir gayret açtım kapadığım yüzümü, yazdım üç beş satır şükür. Bir diğer arzum ve gayretimse az laf edip çok şey söylemeyi öğrenebilmek. Uzun cümlelerin, bol lafların insanıyım ben. Ekstra bagaj modeli bendeki ekstra hava elementi yazmayla, konuşmayla, anlatmayla, ifadeyle, paylaşımla ortaya çıkmazsa gazımı kim alır sonra?

E hadi o zaman artık nokta.

20140503-185513.jpg

20140503-185534.jpg

20140503-185603.jpg

3 thoughts

  1. şu resmi tarih mevzuuna katılmadan edemedim. tamam, aysel hanım, beni ne kadar ikmale bırakmış da olsa (!) çok değerli bir tarih hocasıydı ama ben mustafa kemal haricinde önderler olduğunu, erzurum ve sivas kongreleri dışında anadoluda onlarca kongre toplandığını hukuktaki rahmetli hocam bülent tanör’den öğrendim. ve çok şaşırmıştım! hani biz bi de en iyisini biliyoruz diye geçiniyoruz ya… ama dediğin doğru işte; kitaplar okudukça açıyor sırlarını bizlere.

    Beğen

  2. Geri bildirim: Dul « MINDMILLS

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s