Okumanın Ritmi

Çocukken kitap okuyanlara karşı içimde huzursuzluk hissederdim. Ben okumaya o kadar meraklı değildim. Halbuki bir çocuk kitap okumalıydı. Kitap okumak boş zaman değerlendirme meselesi değil, öğrenmenin, gelişmenin, bilmenin bir şartıydı. Annem de babam da okumaya meraklılardı. Haliyle bende eksik bir hal vardı. Beni rahatsız eden, ama kendimi zorlayamadığım okumak istememe durumu.

Sıkılıyordum kitap okumaktan. Durmak gibi geliyordu bana. Halbuki ben koşmak, yapmak, olmak istiyordum. Meşgalelerim de aynen bundan ibaretti eğitim hayatım boyunca. Spordan müziğe, tiyatrodan müzikallere bitmek bilmeyen sosyal faaliyetler zinciri.

Belki o içimdeki koşturma, hedefe doğru sabırsızca varma isteği biraz daha durulunca, ‘kendi bildiğimi okuma’ halinden ‘bilmediğimi okuma’ya merak salınca kitaplar hayatıma girmeye başladı. Evet, biliyorum halinden bilmiyorum haline adım atarak, merak etmeye başlayarak, buna zaman, alan yaratarak.

Okuyorum şimdi. Öyle ki arap atı modeliyim. Son düzlükte açıldım, depara kalktım. Okumakla kalmıyorum, okuduğumu yazıyorum, konuşuyorum, tartışmak, anlatmak istiyorum. Okuduğumla ilgili başkaları ne düşünmüş, ne yazmış merak ediyorum, onların bakış açısından ilham alıyorum. Damarlarımda akan kanın romanlarla girdiğim yeni düzende oksijen takviyesi aldığını, gençleştiğini, tazelendiğini hissediyorum.

Buraya kadar her şey doyurucu, tatmin edici, gurur verici. Evet, ama, bir ama geliyor arkadan, doğru hissettiniz. Bu akışa takılacak bir yer buluverdim çünkü.

Hızlı okur oldum. (Kendime göre) kısa zamanda, seri bir şekilde bir romanı elime alıp bırakmadan devam eder, bitirir hale geldim. Bitirince hissettiğim tatmin şahane. Haz desem bir nebze. Yetmez, kelimelere dökülmez, o derece. Öte yandan arka arkaya, peşpeşe okuma hissi birden tüketim duygusu yarattı bende. Bir romanı okurken içine girmek, o ortamda yaşamak, belki karakterlerden biriyle özdeşleşmek veya tamamen orda bir seyirci gibi olan biteni gözlemek varken kitap bitince hoooop hemen ordan çıkıverip yenisine ışınlanmak. Birşeyler yine huzursuz etti beni. O okumak istememe zamanıyla şimdi çok okumak istememin arasında paralellik mi vardı acaba? Telafi etme telaşı mı? Kendi kendime ispat derdi mi? Nitelikle okumalar seçerken niceliğe de içten içe kapılma hali mi?

Ara mı vermeli acaba kitaplar arası okumaya? Nefes mi aldırmalı hikayelere, yazarlara ve bendeniz okura? Bu kadar peş peşe okuma okuduğum eserin değerini, benim okumamın derinliğini hafifletip yüzeyselleştiriyor mu yoksa?

Seyahatte iki roman bitirdim. George Orwell’den Bin Dokuz Yüz Seksen Dört ve Ayfer Tunç’un son kitabı Dünya Ağrısı. İnşallah sıra gelecek, yazacağım, zira biri raflarda yeni yer alan, şu an göz önünde olan, içeriğiyle gündemdeki konulara dokunan, üstüne yazılıp çizilmeye yeni başlanan bir roman. Diğeriyse tüm zamanların kült eserlerinden, içinde yaşadığımız zamanla -ve kitabın zamansızlığıyla- tekrar tekrar gündeme gelen, güncelliğini hiç kaybetmeyen, yazarını ismiyle cismiyle markalaştıran, dönemine damga vuran bir şaheser. İkisini de yazmaya henüz elim gidemedi. Yeni bir kitaba da henüz başlayamadım. Halbuki yerli yabancı, klasik modern, elimin altında okunacak bir dolusu hali hazırda beklemede.

Hızlı kitap okumak, birini bitirip öbürüne cup diye atlamak kötü birşey mi? Bir iki üç beş on yirmi adet arka arkaya okumak, okur okumaz kitabın kapağını kapamak, on gün, bir ay, bir zaman sonra ne okuduğunu unutadurmak ha okumuşsun ha okumamışsınla aynı yere mi çıkar?

Bazı kitapları bitirince daha derinden sindirmek, yeniden hatırlamak, o histe, o düşüncede, o hikayede kalmak için açıp bazı bölümlerini yeniden okuyorum. En temizi yazmak oluyor. Yazınca ne hissettiğimi, bende nelerin tetiklediğini bir daha görüyorum. Ve okuduklarımın uçup gitmesindense kalıcı bir yer edinmesini sağladığımı. Misal bayramdaki yelkenli seyahatinde Michel Houellebecq Harita ve Topraklar’ı bitirmiştim, ama yazamadım. Hemen üstüne başka kitaplara daldım. Houellebecq’e dair sanki birşeyleri eksik bıraktım. Oysa ki arkadaş sohbetinde konuşup tartışmış, hikayeyi anlamlandırmıştık. Belki de yazacak kadar etki altında kalmadım, sindiremedim. Orda takıldığım, üst üste okumaktan mı, kitaptan mı, yazardan mı tam bilemedim. Bir Houellebecq daha okuyup kararı öyle vereyim dedim.

Bu iştahla Şubat ayının Sabit Fikir dergisini şöyle bir karıştırdım, içim pırpırlandı. Bir baktım gündemimdeki kitaplar, konular. Kitaplar üstüne aktüaliteyi yakalamak beni öyle heyecanlandırdı, mutlandırdı ki..Neler mi vardı? Ayfer Tunç Dünya Ağrısı üstüne bir yazı, George Orwell ve Elif Şafak’ın da dahil edildiği edebiyatta intihal sorgulaması, Zadie Smith’in yeni romanı, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ün yeniden sinemaya uyarlanması..Okudukların üstünden ilintili hissetmek bu olsa gerek.

Hızlı okumak, yavaş okumak, çok okumak, az okumaktan ziyade okumak da okumak deyip üstüne düşünmek, yazmak, konuşmakla devam etmeli belki de. Bu hissi yakalamışken tereddüt etmeden ilerlemeli, merakı öyle mi ki böyle mi ki analizleriyle törpülememeli. Yine de söyleyin bana. Biten kitabın arkasından demlenmeye devam mı etmeli yoksa hemen çayı mı tazelemeli? Okumanın ritmi nedir ki?

8 Replies to “Okumanın Ritmi”

  1. Hissettiklerine, aldıklarına, düşündüklerine bakılırsa kendi ritminde okuyorsun. Roman gibi okumadıktan sonra ritim, hız sana kalmış:)

    Beğen

  2. Benim için durum şu sanırım; bazı kitaplar var, bitirince eline bir yenisini alman için zaman gerekiyor. O tadı sürdürmek istiyorsun ve sanki o kitabın üzerine bir süre ne okursan oku zevk vermezmiş gibi geliyor. Mesela Tutunamayanlar’ı ya da Parfümün Dansı’nı bitirince uzunca demlenmek bana farz olmuştu:) (aynı şey bazı film ve konserlerde de oluyor.)

    Beğen

  3. Ben birisi bitince hemen yenisine başlayanlardanım. Hatta aynı anda değişik tarzlarda iki kitabı birden okumayı sevenlerdenim. Hayatla olan bağım beni o gün, hangi kitaba daha yakın hissettiriyorsa onu okumayı seçerek devam ediyorum. Zaman zaman çok yorucu olabiliyor, o zaman bir ara veriyorum, okuduklarım üzerinde düşünüyorum. Sonra tekrar eski hızıma geri dönüyorum. Bendeki şöyle bir oburluk: dünyada bu kadar çok yazılmış bir sürü güzel şey var ve benim ömrüm bunların çok azını okumaya yetecek, ne yazık!

    Beğen

  4. @mamanuuba Aslında tam da roman gibi okuduğumda kapılıp gidiyorum. Tabii bu bir öğrenme okumasıysa biraz altını çizmeler, not almalarla destekleniyor. Kitap okumak bana zaman mevhumunu kaybettirirse benim için başka bir hal oluyor.

    @ece duyar Benim durumum da çok benzer aslında. Misal ilk Ayn Rand okuduktan sonra elim hiçbirşeye gitmemişti bir süre. Öyle etkilenmiştim. Yazıda kastettiğim araya hiçbirşey almadan sadece okumaya bağlanmak mıydı acaba? Hımm, belki de. Şimdi sen konser, film de deyince bir daha düşündüm.

    @inci Aynı anda birkaç kitap okuyabilenlere özendim bir ara ve denedim. Benim kalemim değilmiş. Ben bir hikayeye odaklanıp onunla bütünleşmeyi seviyorum, bunu gayet iyi anladım. Aklım dağılıp başka taraflara kaymadan. Senin oburluk diye tabir ettiğin şeyi ben sadece kitaplar için değil, bütün sanat eserleri için hissediyorum. Müzik, film, heykel, resim, tiyatro ve tabii edebiyat. O oburluk bitmez.

    Teşekkürler hepinize güzel yorumlarınız için. 🙂

    Beğen

  5. okumayı yazmak güzeldir… ama yavaş; engin geçtan’ın bu konuda bi hikayesi vardır: adam terapi seansına merdivenleri koşarak geliyor, geçtan soruyor, “Neden? Nasıl olsa buraya geleceksiniz…”

    Beğen

  6. Ben ara verenlerdinim sanrım, sizin gibi bir kitaptan diğerine hemen atlayamıyorum. Ama okuduğum kitaplar ve izlediğim filmler hakkında yazmak, konuşmak farklı fikirlere bakmak benim de yaptığım birşey =)

    Beğen

  7. Merhaba,
    Yorum için teşekkürler. 🙂
    Bu yazı benim de ara vermeme yardımcı oldu. Hem son okuduklarımı demledim hem de bu sorgulamamı. Kitap dışı beslenme vaktiymiş meğer.
    Sevgiler..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s