Aleyküm Selam – Zanzibar III

Döndük kürkçü dükkanına. Çok şükür. Koskoca, canım Boğaz’a bakmayalı beri küçülüp daralmış mı bana mı öyle geliyor?

İnsanın gözü uçsuz bucaksız okyanusa bakmaya alışmayagörsün, hele bir de sular günde üç posta çekilip gerisin geri sahili doldursun, olacağı bu. Şehre gelip sıkışma hissi. Her tarafımız ne kadar da dolu Allahım? Bina bina bina, araba araba araba, beton beton beton, dar dar dar, yüksek yüksek yüksek, sıkışık sıkışık sıkışık, gök uzak, toprak görünmez.

Bu bir söylenme değil. Medeniyeti özledim esasen. Memlekete dönmek iyi geldi, son gün dönüşü iple çektim. Yine de gözümün otofokusunda bir ayarsızlık var. Odaklanamıyor önündekine bir türlü. Gördüklerimin ortasına iki elimi kavuşturup yavaşça indirmek, kollarımı aynı anda sağa ve sola doğru açıp ufkumu temizlemek istiyorum. Alan ihtiyacı diyelim.

Hava elementi yüksek bünyeme uçsuz bucaksız ufuklar, boyut kaybedilen maviler, yeşiller, beyazlar, çıplak tenle temas halindeki kum su güneş, kaptırıp yürüdüğün dümdüz upuzun sahiller çok iyi geldi. Üstelik Kova’daki Yeniay’a da böyle bir ortamda girmiş olduk adaya vardığımızın ilk gecesi. Evrensel gerçeklik, toplumsal eşitlik arayışındaki rasyonel Kova’nın sıradışı fikirleri, uyandırıcı ilhamlarıyla başlangıç yapma zamanıydı. Özellikle bir dilek tutmadım, ama o gece Yeniay saatinde enteresan bir şekilde uyandım. Birşey dürttü beni o gece sanki, farket dedi, burda yaşadıklarını, gördüklerini iç kulağınla dinle, iç gözünle izle, kalbinin içiyle hisset, kendinde farket. Belki de böyle bir tohum için uyandırdı o gece Yeniay beni. Malum, tam doğum günümün üstüne gelmiş, beni yoğun bir şekilde etkileyecek bir başlangıç zamanıydı. Velhasıl, bu seyahatte yaşadıklarımın ipuçlarını o ortamdan çıkıp kendi çöplüğüme dönünce birleştirdim. Kendimce birşeyler yakaladım.

Zanzibar yüzde doksan dokuzu müslüman olan bir ada. Bu anlamda Türkiye’yle benzeşiyor. Tanzanya anakarada durum farklı. Ülkenin üçte biri müslüman, üçte biri hıristiyan, üçte biri hindu ve diğer dinlere mensup deniyor. Müslüman nüfusu kılık kıyafetle hemen ayırt edebiliyorsunuz. Erkeklerde uzun entari veya başa takke giyilmesi farklılık gösterirken bütün müslüman kadınların başı örtülü. Ağırlıklı uzun renkli entariler üstüne omuzlara, bazen bele kadar inen farklı renklerde tiril örtüler kullanıyorlar. Estetik olarak Afrikalıların bitter çikolata tadındaki parlak ciltlerinde bu capcanlı, desenli, tiril entari ve örtüleri oldukça hoş bulduğumu itiraf etmeliyim. Bakmaktan gözlerimi alamadım bazılarına. Üst baş böyleyken tropikal iklim olması itibariyle ayaklarda parmak arası terlik, sandalet oluyor veya tamamıyla çıplak ayak dolaşıyor kadınlar, kızlar. Kız çocukları, yaşlarının üç beş on kadar küçük olmasından bağımsız ortalıkta muhakkak uzun entari ve baş örtüyle koşturuyorlar. Sonuç olarak Zanzibarlı müslüman bir dişi insansan, örtünüyorsun.

Biz, kılık kıyafetten bağımsız, öncelikle ten rengimizin beyaz olması itibarıyla mzungu damgasını yiyoruz. Mzungu adalıların beyaz ırka taktığı ad. Aslında daha çok Avrupalılara diyorlar çünkü geçmişlerinden kollektif olarak onlara aktarılan ‘beyaz adam’ bilgisi Avrupalı sömürgeciler. Sömürge kısmı şimdi geçerli değil elbet, ama mzungu günlük dilin aktif bir parçası. Siyahi değilsen mzungu’sun.

Mzungu olunca otomatik olarak Avrupalı veya batılı (ya da Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrikalı), müslüman olmayan bir etnik köken kategorisi içine koyuluyorsun. Bizlerin kılık kıyafet olarak bu örneklerden farklı bir görünüşte olmamamızın da etkisi var tabii. İş isim sorma kısmına gelince, söylememiz sonrası gözler kısılıyor, kulaklar bir daha uzatılıyor, ‘neymiş neymiş?’ gibi bir tepki geliyor. Müslüman bir memlekette Bey ve benim isimlerimiz Neslihan ve Murat, o kadar da abesle iştigal olmasa gerek. Ama ı-ıh. Mzungu etiketi altında bir John, Paola, Stefan, Julia vs olması gerekiyor isimlerimizin. Biz de hemen pası alıp ortayı yapıyoruz.

‘Selamın aleyküm’.

Jambooo, helloooo, alloooo, huhuuuu diye bağıranlar birden afallayıp bir iki saniye kalıyorlar, sonra hemen gülümseyerek ‘aleyküm selam’ diye karşılık veriyorlar. Yine de biz mzungu’yuz, beyazız, batılıyız. Asante, karibu, hakuna matata gibi müslüman selamlamasını öğrenmişiz de söylüyoruz gibi bir hal tavır.

Sohbet sürerse nerelisin kısımlarına giriliyor klasik. ‘Türküz’ dediğimizde bakışlar bana dönüyor.

  • Islamic?
  • Yes.
  • You pray five times a day?
  • No, but I believe.
  • Aaaa, hakuna matata, hakuna matata.

Hani, yemedik, ama canın sağolsun durumları.

Ayaküstü sohbette bu kadar gelişiyor mzungu-ama-müslüman-ama-tam-da-değil-ama-çok-da-önemli-değil kısmı. Oturup sohbet etme fırsatımız olan bir iki seferde daha derin irdelemelere geçiyoruz. Önce mzunguyuz-değiliz tanımları yapmaya çalışıyoruz. Bak, biz pek Avrupalı değiliz dostum, yok yok Asyalı da değiliz, Afrikalı hiç değiliz, Ortadoğuluyuz belki, ama o da tam değiliz, yani biz hem hepsiyiz hem de hiçbiriyiz, ortaya karışık desek anlar mısın arkadaş? You know arkadaş?

Konuşurken iyi, güzel, hoş da konu müslüman kadın başını bağlar, bağlamaz, müslüman dediğin dua eder, namaz kılar, camiye gider meselesine girince yargılama başlıyor. Hiçbir şey demeden, sessizce, bazen bakışla, bazen de işte hakuna matata tonunda. Tabii bu sohbetler erkeklerle yapılıyor. Cuma namaza giden biri misal hem birasını içiyor hem de kafası sabah akşam dumanlı dolaşıyor. Evet, anladığınız anlamda dumanlı. Ama ben örtünmediğim için tek kaşı yiyorum. Ben de birden sinirlenip bir ispat derdine giriyorum. Dua bilir misin, hangilerini bilirsin, anlamlarını söyler misin diye bilip bilmediğimi sıralıyor, ambale edip susturuyorum. Sen mi müslümansın ben mi, ben mi haklıyım sen mi yarışına girmek birşey kazandırıyor mu? Hayır. Haklı olmak mutluluk getiriyor mu? Yok. Yargı orda kalıp gibi duruyor.

Tüm bunlara rağmen, Zanzibarlıların tutucu olduklarını söyleyemem. Yukarıda yazdıklarımdan birden katı ve kapalı bir resim çizmiş olabilirim. Aslında durum pek öyle değil. Oturup söze dökünce, inançlar etrafında yerlilerle konuşunca kurallar, meli malılar böyle çıkıyor ortaya, ama adadaki hayat, halk bizdekinden çok daha açık görüşlü, kabullenici. Kendilerince bir inanç ve yaşam sistemleri var. İşin doğrusu, müslümansın değilsinden ziyade Afrikalı mısın mzungu musun Zanzibarlının öncelikle baktığı gerçeklik.

Bunların üstüne dönüp düşünüyorum. Sanırım yüzde doksan dokuzu müslüman olan Türkiye’de yaşayan müslüman ama örtünmeyen kadınlar dünyada bu anlamda tek. Burada böyle bir memlekete, kimliğe doğmuş, ama inanmayan, inkar edenlerden bahsetmiyorum tabii. Az veya çok, inancı olan, ama hayatını mensubu olduğu dinin kuralları çerçevesinde şekillendirmeyen müslüman Türk kadınından bahsediyorum. Öylesi var mı diyeceksiniz. Var.

Türkiye’nin haritasında işte bu sıradışı imajı birden anlamlandırıyorum. Uranüs’ü Balık’ta ve MC ile kavuşumda olan Türkiye, mistik ve inançsal bir sıradışılık ve bireysellik timsali aslında. Bu anlamda dışlanmaya, ait olduğu grubun (islam ülkelerinin) içinde aykırı kalmaya müsait. Öte yandan kendi yolunu çizdiği ve sıradışı mistik yönünü ifade ettiği takdirde diğer toplumlara örnek olabilme, diğerlerini uyandırma, onlara ilham verme, onları da özgürleştirme potansiyelinde.Türkiye’nin Ortadoğu’ya örnek olması senelerdir pompalanan bir gerçek, benim tarif ettiğim bağlamda olmasa bile. Yine de farklılık ve sıradışılık anlamında o potansiyel hala orda. Muhafazakarlık kısmı demokrasiyi boğmazsa.

Gördüğünüz üzere bu seyahat, deneyim, gezme görme, yeme içme ötesinde bambaşka yerlere götürdü beni. Bu manada sanırım aradığım ilham, yolculuğa yüklediğim anlam yerini buldu. Zanzibar yazı dizisi de bu gerçekliğin keşfiyle sonlanıyor.

Bloga kavuşunca kendimi kaptırıp uzun uzadıya yazdım. Seyahatin bahsetmediğim kısımlarını da fotoğraflar anlatsın. Zanzibar aklınızda gerçekler, gönlünüzde güzellikleriyle yer alsın.

Aleyküm selam.

Jozani – Tropical Forest
Jozani – Red Colobus Monkey Forest
Jozani – Mangrove Forest
Fumba – Bush Baby
Fumba – Blue Monkey
Stone Town – Town Center
Stone Town – Town Center
Stone Town – Water Pipes, Electricity Wires, Telephone Cables
Stone Town – From Emerson Spice
Stone Town Streets
Old Slave Market Monument
Darajani Market
Students Out From Turkish Madrasa
Spices
Nutmeg
Forodhani Park – Sugar Cane Juice
Boats

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s