Karibu Sana: Zanzibar I

Efil efil, püfür püfür esen rüzgar. Foşur foşur, çapır çupur kıyıya vuran dalgalar. Gözün alabildiğine yeşil, turkuaz, kızıl, sarı, gri, mavi, yine yeşil, yine turkuaz, yine mavi, sonunda laci mi laci sular. Dokundun mu dağılan, ayağa yapışıp tırnakları açıkta bırakan, üstünde taklalar atan apak yengeçlerin yuvalarını delerek inşa ettiği yumuşacık, kremalı kumlar.

Burası Tanzanya, Zanzibar.

Kutuplara gitmeyi çok istedim bu sene. Çok isteyip de soğuklardan cesaret edemedim. Aksi yönde Ekvator’a yakın, tropik bir rota seçtim. İçten içe gidip geldim. Beyaz kumlar, yemyeşil sular fotoğraflardan beni heyecanlandırsa da ya iki güne o heyecanım geçerse?

Dün gelgitle karadan bir iki kilometre geri çekilen denize ulaşmak için kumların, sazların, yosunların üstünden, kaynar suların içinden Hint Okyanusu’na yürüdük. Biz yürüdükçe okyanus da bize yürüdü. Sabah erken saatte çekildiği gibi öğleden sonra sahil dolmuş, deniz yükselmiş oluyor. Sonra akşam yine çekilme.

Bu kremalı yüzey cennetinde yürürken birden kafamda bir şimşek çaktı. Kutuplar kutuplar demiştim. Bembeyaz karlarla kaplı masalsı bir diyar, gökyüzünden belki bize selam edecek Kuzey Işıkları Aurora Borealis’i görmeyi hayal etmiştim. Şimdi önüme arkama sağıma soluma bakınca gördüm ki ben bu hayali Ekvator’u geçip sıcak bir iklimde, tropik kardeşinde yine bulmuştum. Kremaland’da, doğu Zanzibar’da!

Üç günü bitirdik. Kısa bir hesapla her gün çekilen sulardan arta kalan beyaz kumlar, kahve yosunlar üstünde uzun uzun yürüdük. Çıplak ayak yürüdük, terlikle yürüdük, denizler yükselince yüzeyazıp yürüdük, arada kayalara takılıp tökezledik yürüdük, yürüdük de yürüdük. Afrika’ya ilk geliş değil. Afrika’da Afrikalılar ne yapar? Yürürler. Biz de yürüdük, yürüyoruz, kumsal aşağı kumsal yukarı. Tahminen ilk gün 2km, ikinci gün 4 km, üçüncü gün en az 5-6 km. Yürüyüş, kitap okuma, çevreyi gözlemleme, gelene geçene jambo, karibu, asante çekerken beyaz kum yengeçlerinin kendilerine sahilde delik açıp yuva yapmalarını, kimisinin öte yandan geçene efelenip kafa kol girmesini seyreyledik. Yengeçlerin ne kadar hızlı hareket ettiğini farketmek şaşırttı. Ya unutmuşum ya da dikkat etmemişim daha önce. Pırrrrrrrrr diye taklalar atarak, yan yan, hatta yandan yandan sekiz ayağın sekizini birden kullanarak yürüyorlar mı uzaylı modeli uçuyorlar mı gözlerimle kavrayamadım. Yengeç arketipinin evi, yuvayı, temelleri nasıl da dişiyle tırnağıyla, sapasağlam, bir güzel hazırladığına bizzat kendisini yeniden seyrederek şahit oldum. Etkileyici, hem de çok.

Afrikalılar yürür, evet, ama biz adadayız. Denize de açılırız derlerdi herhalde adada ne yaparsınız diye sorsak – ki sormaya ne hacet, bizzat görüyoruz. Biz de Zanzibar’ın ünlü fotografik sandalları ‘dhow’ ile yelken basıp çıktık. Hint Okyanusu’na yelken açmak, üstelik Bey’i dümene oturtmak ayrı bir güzellikti. Asante sana!

Aslında pek yazmaya niyetim yoktu. Kitapsız, tedariksiz yürüyüşe çıktığımız bir gün kamera niyetine yanıma aldığım telefonuma birşeyler karaladım, bugün de elektrik kesilmesini fırsat bilip biraz daha devam ettim.

Şimdilik bu kadar. Dışarıda esinti devam ediyor. Islak ıslak çıktığım saçlarım rüzgarın uğuldamasıyla aslan yelesine döndüler. Saçlarımı biraz daha rüzgara, kendimi de bu küçük ekranın dışındaki dünyaya bırakıyorum. Ha bir de yanımda sabırla bekleyen Bey’e.

Yakında görüşmek üzere..

Jambiani
Jambiani & Dhow
Jambiani – Seaweed Farming

2 Replies to “Karibu Sana: Zanzibar I”

  1. Geri bildirim: Her Kimsen O « MINDMILLS

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s