Yogayla Yüzleşme

Yoga yapmaya niye başladım? Ne oldu da bıraktım?

Başlangıca dönelim.

Ajans hayatında o kadar kontrolüm, seçimim dışında isteklere cevap verip sınırsızlıklar içinde koşuyordum ki işi bırakınca seçtiğim bir alanda kendim için iyi birşey yapmak istedim.

Kendim için iyi birşey yapmak.

Çıkış noktam buydu sanırım. Kendimi iyi hissedeceğim, bedensel ve ruhsal olarak açılacağım, kendime ve etrafa karşı yumuşayacağım, sessizleşeceğim, kendimle olmayı öğrenebileceğim bir yol olarak seçtim yogayı.

Ajanstan zincirlerimi koparır koparmaz kendimi stüdyoda buldum. Daha ilk dersten kendimi doğru ortamda, doğru insanlarla hissettim. Her gidişte başka bir tanıdık yüz, her seferinde yeni bir buluşma, kavuşma hissi.

İşimi nasıl ciddiye alıyorduysam o ciddiyeti hemen yogaya yönelttim. Düzenli olarak bir sene boyunca stüdyoya gittim. Kendi matımı aldım, evde pratik ettim. Yoga üstüne konuştum, buluştum, bloglar buldum, takip ettim. Annemin kitaplığında taa 1970’lerden kalma Yoga kitabını keşfettim. Bir baktım tüm hocaların hocası ünlü yoginin ta kendisi (evet, annem de ben çocukken evde kendi yogasını yapardı. Anadan kıza el verme durumu). Kaptığım gibi iç cep ettim.

İlk senenin sonunda hayatıma astroloji girdi, yogayla ikisi elele ilerlemeye başladı. Sanki yoganın getirdiği o zihin, beden, ruh dengesini farketmem astrolojiyle geldi. Astrolojiyle sürekli sorgular, düşünür, farkederken, yogayla bunun bedensel ve duygusal boyuttaki yansımalarını görüp şaşırdıkça şaşırdım.

Çok garipti bedenim, ruhum ve zihnimin aynı anda aynı yerde olduğunu ve gerçekten kendimi olduğu gibi gördüğüm ilk an. Önce bir kızdım kendime. Bu ne yahu dedim, bu ne? Hah peki, asıl bu tepki ne? Ay. Bilinçdışı. Düşünülmeden, otomatik verilen tepki. Sonra buna ayıp içten içe güldüm kendime. Kah kah kah kah. Ayy, bu ne peki? Zihin. Benim için Güneş. Hava elementi. Çakarlar ding ding ding ding yandı. Ve bedene indim. Kopuk olduğum bedenime. Kasılmış, sıkılmış, kontrol altına alınmış bir vücut (ve zihin ve duygular ve ve ve..) Amanın! O nasıl bir kontrol! Bu ne peki? Satürn. Yönetici gezegen. Korkular. Sorumluluklar. Kısıtlamalar. Kontrol kontrol kontrol. Sakın bırakma kendini yoksa cezalandırılırsın!

Sonra..

Her ders yeni bir kademe, her akış başka bir perdenin ardı. Devam ettim, istek ve merakla.

Bir sene farklı öğretileri, hocaları, dersleri denedikten, üç aşağı beş yukarı ne yöne gitmek istediğimi hissettikten sonra baktım bazı arkadaşlarım kamplara gidiyor, bazıları hocalık eğitimleri alıyor. Soruyorum, yoga hocası olmak gibi bir gayeniz var mı? Yok, ama bu eğitimler, kamplar sadece hoca olmak isteyenler için değil, yogada derinleşmek isteyen herkes için.

Yogada derinleşmek.

Hmm. Ben bunu istiyor muyum?

Buna tam olarak cevabım yoktu, ama merak ediyordum. Kampa gitmek istiyordum misal. Hatta bir yoga tarzını seçip ona konsantre olmak da iyi bir fikir olabilirdi. Evet evet, kesin bir yol seçmeliydi. İnsan ne yaptığını bilmeliydi.

Hah, şimdi araya girelim.

Bir yoga tarzını seçmeye niye takılmıştım? Ciddiye alıyordum ya her yaptığımı. İşte, değer sistemim konuşmuştu. Birşeyi yapacaksan doğru dürüst yap (doğru dürüst ne demek?). Seç, odaklan, devam et (seçmeden, deneyerek, görerek devam edilemez mi?). Bir ona bir buna dükkandan dükkana gezer gibi takılma (niye, yogada demokrasi yok mu?).

Peki.

Başladım seçim yolu aramaya. Burada iyi niyetli sektörel bir teşviğin de olduğunu söylemem lazım. Yoga yapmaya başlayınca önce farklı hocalar, dersler denemeye teşvik edildiğiniz, sonra bunu bir basamak yukarı taşıyıp bir öğretiye odaklanmanız, farklı workshoplar almanız, kamplara katılmanız için desteklendiğiniz, son olarak uzmanlaşmak, hoca olmak, sertifika almakla tamamlandığınız bir sürece yönlendiriliyorsunuz. Dediğim gibi, bunu iyi niyetli görüyorum ve daha çok stüdyonun, daha çok yoga hocasının olmasını, daha çok insanın yoga yapmasını, kendinin farkında ve bütün olmasını anlamlı buluyorum. Gerçekten aranan, istenen, niyet edilen buysa. Ötesi benim konum değil.

İşte bu teşvik ve yönlendirmeler neticesinde kendimi birden istemdışı ikinci basamakta buldum. Ve o an itibarıyla çıkışa geçtiğini sandığım yoga deneyimim tepe taklak gitti.

İlk önce kendime bilerek, isteyerek bir yol seçtim. Önden araştırmasını yaptım, etrafla konuştum, okudum, gerekliliklerine baktım. Baştan kasıldım. Bu kasılma bana iç sesimin ilk sinyallerini vermişti. Dinlemedim. Çünkü ben seçmiştim. O yolda gidecektim. Dersler başlamadan önceki bir hafta boyunca kabuslar gördüm. Sürekli aksilikler, istemediğim durumlara düşmeler, kabuslar kabuslar. Dersler başladı. Rahatladım -sandım çünkü iş alışkanlıklarım geri dönmüştü. Ah alışkanlıklar.. Zevk aldığım, ama beni oldukça zorlayan bir birleşim karşısındaki dayanma gücüm çalışmıştı. Reklam sektöründe onbeş senem böyle geçti. Çok severek, manen tatmin olarak, aynı şekilde benden ne kadar aldığını inkar ederek, onun yerine her şeye tolere edip hasta oluncaya dek dayanarak dayanarak dayanarak.

Tevekkeli bu öğretiye başlamamın ikinci ayında hasta oldum. Bir türlü iyileşemedim. İç sesini dinlemeyen kadına bu sefer bedeni birşeyler söylüyor, ama hiiiç, kimin umrunda? Beden ağırlığını koydu, kendini dinletti. İkinci ve sonraki kura devam edemedim. Mecburen pes ettim. Ammavelakin gidemediğim ayların üstüne kamp olacağını öğrendim. Balıklama atladım. Koluma da yoga yapan bir arkadaşımı taktım. İstanbul dışında bir senedir hayalini kurduğum kamp özlemi muradıma erdim. Kamp iyiydi iyi olmasına da ben çıkış noktamdaki ben değildim. Bunu da oraya gidince farkettim. O yüzden, iyi ki gittim. Gitmeseydim bilemezdim. Ama farketmemle rahatlamadım, aksine küsüp kapandım.

Başta ne diye yogaya başladığımı söylemiştim?

Kendim için iyi birşey yapmak, değil mi?

Kamp sonrası içimde kaynayan kazan bana ‘neden neden neden’ diye sordu defalarca. Niye küstün? Niye bu kadar kızdın? Nedir bu hiddet bu celal? Cevap veremedim, içimdeki o kadar yoğundu ki…

Ara ara stüdyoda derslere girip çıktım. Tek tük, düzenli düzensiz. Olmadı. Nasıl bet, asık suratlıyım. Israr edemedim. Israr etmemeyi öğrenmeliydim. Üyeliğimi yaktım. Kendi başıma devam etmeyi denedim. Evde matı bir iki kere yere yaydım. Savasana’da kalarak bile kendime yaranamadım. Teslim olup tamamen bıraktım. Bırakmamla karalar bağladım. Böyle de duygusal bir çöküntü yaşadım.

Bir sene hiç mat üstüne çıkmadım. Ta ki bu sabaha kadar. Bu sabah yeni bir başlangıç yaptım. Başka bir mekan, yeni yüzler, taze bir sayfa. Fazla korkutmadan, kapılmadan, işi ürkütücü bir ciddiyete bindirmeden, yeterince ciddiye alarak. Daha ilk kalça kemikleri üstüne oturmam, gözlerimi kapamam, nefes alıp vermemle bütün o bir buçuk senenin birikimi hortladı. Yüzleşme zamanı geldi çattı.

Niye bıraktım yogayı?

Ben yogayı çok ciddiye aldım. Öyle ciddiye aldım ki çıkış noktamı baltaladım. Kendim için iyi birşey yapmaktan, kendime iyi geleni bulmaktan saptım. Yogayı almam gereken bir sorumluluk, yerine getirmem gereken bir yükümlülük diye zarfladım. Bu zarfın içine kendim için uygun gördüğüm bir paket katlayıp sakladım. Pakedi açıp baktığımdaysa eski benle karşılaştım ve o benden hiç hoşlanmadım. Evet, o zarftaki gerçekte bendim, ama o beni geride bırakma niyetindeydim. Ona tutunarak ötesine nasıl geçebilirdim? Ama bir seçim yapmıştım. O öfke ve hayalkırıklığıyla yaptığım seçimden geri basamadım. Suçluluk hissettim. Yapamamayı başarısızlık addettim. Sonunda küstüm. Sustum. Zarfı kapatıp rafa kaldırdım.

Bugün mat üstüne yeniden geçince uzanıp o zarfı aldım. Açıp içindekileri gün ışığına çıkardım. İşte, hepsini böylece bıraktım.

Şimdi bırakma, teslim olma zamanı. Cenin pozisyonundan çıkıp kendimi iyi hissettiğim şeyi yeniden hayatıma katma.

Ne hissediyorum?

Şükran.

Yüzleşmenin zorluğuyla kabullenmenin dayanılmaz hafifliği birarada.

Allah dünyayı şıp diye değil, yedi günde yaratmış çünkü o zamana ihtiyaç varmış. İşte o yedi gün astrolojideki Satürn. O zamana ihtiyaç var olayları ağır ağır demlemek, hazmetmek için. Satürn’dür insanı sınava tabi tutan, sabretmeyi, seçmeyi öğreten, sonunda büyüten, olgunlaştıran.

Şükran varsa teşekkür zamanı.

Bütün bu yaşananlar ve yüzleşmeler için yine ve yeniden yogaya teşekkürler.

Şimdi ve daima, namaste.

4 Replies to “Yogayla Yüzleşme”

  1. Öğrenci hazır olduğunda hocası karşısına çıkarmış. Bizim hoca hep öyle der. O vakte kadar kendi kafamıza göre verdiğimiz kararlar sadece varolan kalıpları pekiştirmeye yarıyor. Bu yazı da bu durumu çok güzel anlatmış. Kalemine sağlık. Teslimiyet anında yolunun önüne serileceğinden eminim…

    Beğen

  2. Teşekkür ederim. Bunu yazmak için hazır olmam zamanımı aldı. Teslimiyet bir nevi barış ilanı. Tespit etmekle gerçekten teslim olmak arasındaki süreç uzun sürebiliyor. O zamanı tanımak gerekiyor..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s