Kalbim bir üçüncü dünya ülkesi

Senin aşkın İsviçre’den gelmiş bir turist

Yüreğim bir Latin Amerika lokantası

Senin aşkınsa Zürihli sağlık müfettişi

Sıska Bacaklar, Tom Robbins

 

Hastayım. Seanslarda toprak elementini anlatıp ahkam keserken iyi. ‘Bedenimizi dinlemezsek o bize kendini dinletmesini bilir’.

Çat! Nakavt.

Bütün gün yorgan altındaydım. Gözümü açabildiğim günün ikinci yarısında Tom Robbins Sıska Bacaklar’ı elime aldım. Artık son düzlükteyim. Bu gece tamamlar, uzatmadan da yazarım (umarım).

Romandan ötürü sürekli Kudüs’te, Ortadoğu’da, tanıdık senaryoların içindeyim. Yaklaşık 15 sene evvel ilk defa İsrail’e gitmiştim. Kudüs’ü bir müslüman, bir yahudi, bir katolik üç kişi fıkra gibi dolaşmıştık. Ayrı bir yazı konusudur.

Okuduğun hikaye bildiğin, gördüğün, aşina olduğun bir coğrafyada geçiyorsa daha da mı anlamlanıyor? Kendimi Kudüs’ten birşeyler yakalamaya, hatırlamaya çalışırken buldum. O zamanlara uzandım ve 15 senenin ne kadar çok şey farkettirdiğini düşündüm kendi adıma. Bölgesel olaraksa pek de bir şey farkettirmediğine. Trajik. Komik. Kördüğüm. İçiçe. Kitap 20 sene öncesinde geçiyor geçmesine de al bugüne koy, pek farklı değil kanımca. Neyse, bugün kitaptan bahsetmiyorum. Sabır. Bitince.

Ben böyle mikrobik, virütik, toksik durumlardayken sürü sepetine konular geldi de geçti yazamadan. Yatıya gelen Gandalf ve bizim oğlan Coffee’nin beni efor testine sokan itiş kakışları, gidilen Fazıl Say konseri izlenimleri, dün İkizler’deki Dolunay etkileri, vesair ve de sair. Blog yazmanın dezavantajı bu sanırım. Yazdın yazdın, yazamadın yandın. Birikti de birikti, üstüne başka konular üşüştü, geç kaldın.

Bugün de yazmak değil, okumak ve dinlemek taraftarıyım. Yedinci tül düştü, Sıska Bacaklar göründü.

Bu aralar piyano dinlemeye sardığımı söylemiş miydim? Kaldığım yerden devam ediyorum.

Yaron Herman‘dan Toxic. Şifayı kapınca başlık da ordan geldi. Bilin bakalım piyanist nereli? İsrailli. Öylece karşıma çıkıverdi. Kaderin garip cilveleri.

Toxic, belki Britney Spears parçası değildir, belki de bilmediğim özgün bir versiyonu vardır diye çok debelenip bakındım. Nafile. Halbuki karşıma dünyanın farklı yerlerinden enteresan güzellikte akustik, enstrümantal cover denemeleri çıkageldiydi. Bu da onlardan biri.

Kısmet bugüne diyelim, Yedi Tül Dansı’na gönderiverelim.

Enjoy!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s